Masum bir rüzgara kanat çırp bu tanıdık mevsimde Nezaketsiz martılar değmesin gözlerine Islansın yakamozlar mahçuplaşan göz bebeklerinde Sen doyasıya ağla yine de Malum, hasret her gönülde zemheri Ve seyrek bir esintiyle dokunur hep.. -alıntı-
her insan, kendisi için ağzından alevler fışkıran ejderha gibidir.. kendisine yaklaştıkça, korku sağanağı başlar ve alevleri yakmaya başlar. ya uzak, hep uzak kalmalı kendisinden… ya da zümrüd ü anka olmayı göze alıp balıklama dalmalı kendi alevlerine :)
herkesin harcı değildir. kaş yapayım derken göz çıkartmak da mümkündür. incelik ister, zeka ister, beceri ister. ee elmasın dilinden ancak sarraflar anlar :)
Hani başlayan her şey bitermiş ya.. kelimelerin de sonu geldi ! Sükut konuşmalı artık… Coşkun bir nehir gibi içimize içimize akmalı sesiz çığlıklar , ruhumuzdaki isyan okyanusunu doldurmak için.
dediydi bana beyaz güvercinler hıçkıra hıçkıra nerde bir taş kopsa gelir ve bulur bizi bir yara değmiştir kanatlarımıza ah bu çırpınmak boşuna önce kurşunları dizmeli sonra bizi kurşuna...
sırra kadem basmadım.. sustumsa vardır bir bil (me) diğim.. belki de ruhum firari tahayyüldeki yıldız tozunda. şimdi kendi kendimle oyalanma vakti, daha yapabileceğimiz o kadar çok şey varken..
Yaptıklarımız hatalar için de duyduğumuz pişmanlıklar zamanla hafifler... Ama isteyip te yapamadıklarımız için duyduğumuz pişmanlığın telafisi yoktur… Onlar içimizde birer ukdedir, ömür boyu bizimle yaşayacak.
Yaşamı nasıl, ne zaman bu kadar zorlaştırıp, düğüm düğüm karmaşık hale getirdik? Oysa avuçtan su içme ferahlığıyla, berraklığıydı yaşam. Sıcak ekmeği elle bölüp paylaşma kolaylığıydı...
Masum bir rüzgara kanat çırp bu tanıdık mevsimde
Nezaketsiz martılar değmesin gözlerine
Islansın yakamozlar mahçuplaşan göz bebeklerinde
Sen doyasıya ağla yine de
Malum, hasret her gönülde zemheri
Ve seyrek bir esintiyle dokunur hep..
-alıntı-
her insan, kendisi için ağzından alevler fışkıran ejderha gibidir..
kendisine yaklaştıkça, korku sağanağı başlar ve alevleri yakmaya başlar.
ya uzak, hep uzak kalmalı kendisinden…
ya da zümrüd ü anka olmayı göze alıp balıklama dalmalı kendi alevlerine :)
bizden eksik olduğunuz kadar güzelliğe de uzaksınızdır.
çünkü, balığa denizden başkası azaptır..
herkesin harcı değildir.
kaş yapayım derken göz çıkartmak da mümkündür.
incelik ister, zeka ister, beceri ister.
ee elmasın dilinden ancak sarraflar anlar :)
Hani başlayan her şey bitermiş ya.. kelimelerin de sonu geldi !
Sükut konuşmalı artık…
Coşkun bir nehir gibi içimize içimize akmalı sesiz çığlıklar ,
ruhumuzdaki isyan okyanusunu doldurmak için.
bazen de tezatların birbirini çekmesinde gizlidir..
hamur ile merdane gibi :)
dediydi bana beyaz güvercinler hıçkıra hıçkıra
nerde bir taş kopsa gelir ve bulur bizi
bir yara değmiştir kanatlarımıza ah bu çırpınmak boşuna
önce kurşunları dizmeli
sonra bizi kurşuna...
sırra kadem basmadım.. sustumsa vardır bir bil (me) diğim..
belki de ruhum firari tahayyüldeki yıldız tozunda.
şimdi kendi kendimle oyalanma vakti, daha yapabileceğimiz o kadar çok şey varken..
Yaptıklarımız hatalar için de duyduğumuz pişmanlıklar zamanla hafifler...
Ama isteyip te yapamadıklarımız için duyduğumuz pişmanlığın telafisi yoktur…
Onlar içimizde birer ukdedir, ömür boyu bizimle yaşayacak.
Yaşamı nasıl, ne zaman bu kadar zorlaştırıp, düğüm düğüm karmaşık hale getirdik?
Oysa avuçtan su içme ferahlığıyla, berraklığıydı yaşam.
Sıcak ekmeği elle bölüp paylaşma kolaylığıydı...