sûz...yakandır ki efendim...kemençenin pür-alev tellerine...buz gibi yayı değdirdiğinizde çıkan ses hem bir erimedir...hem bir soğuma...yakınlaşan bir ufuk vardır..birbirine ilhak olan iki hudut vardır...var yok'a yaklaşır...yok var'a yaklaşır ki...en büyük bir uyuşukluk işte bu sonsuzluk fikri ile dermeyan olur...
musiki işte bu yüzden sevilir...hudutlar her zaman seyyaldirler...koşarlar..yürürler...dururlar...her an tefekkürdedirler...her an bir menzile...her an bilinmiyene süluk ederler...
seyrinde bir hatıra...bir güzelin ayak izleri...fezada...bir sükûtun dudak izleri...ama ki hep muayyen...ama ki hep belli eder kendini...
istitar lafzın kendinde yoktur....ve dahi lafız sükûtu taşımaz...lafzın rücusu yoktur dua dışında...ama ki sükûr her zaman döner geldiği yere...zira ki sükût fezadan geniş, anlamdan üstündür...
yazılanlar menzi,lden çıktılar...ama niyyete belki biraz daha yaklaşılmış oldu...hep kopuyor yazan...geri dönmesi toparlaması şimdilik muhal
sûz...yakandır ki efendim...kemençenin pür-alev tellerine...buz gibi yayı değdirdiğinizde çıkan ses hem bir erimedir...hem bir soğuma...yakınlaşan bir ufuk vardır..birbirine ilhak olan iki hudut vardır...var yok'a yaklaşır...yok var'a yaklaşır ki...en büyük bir uyuşukluk işte bu sonsuzluk fikri ile dermeyan olur...
musiki işte bu yüzden sevilir...hudutlar her zaman seyyaldirler...koşarlar..yürürler...dururlar...her an tefekkürdedirler...her an bir menzile...her an bilinmiyene süluk ederler...
seyrinde bir hatıra...bir güzelin ayak izleri...fezada...bir sükûtun dudak izleri...ama ki hep muayyen...ama ki hep belli eder kendini...
istitar lafzın kendinde yoktur....ve dahi lafız sükûtu taşımaz...lafzın rücusu yoktur dua dışında...ama ki sükûr her zaman döner geldiği yere...zira ki sükût fezadan geniş, anlamdan üstündür...
yazılanlar menzi,lden çıktılar...ama niyyete belki biraz daha yaklaşılmış oldu...hep kopuyor yazan...geri dönmesi toparlaması şimdilik muhal
Türk mûsıkîsinde şed (göçürülmüş)
makamlardan biri...