Eski Türk filmlerinde fotoğrafın yarısını caart diye yırtıp eski sevgiliyi fırlatıp atarlar ya. Öyle bir şey yok işte. Fotoğraf ya tam ya da hiç yok. O kadar kolay yırtamazsın. Yarım bir fotoğraf olarak yaşayamazsın. Bir rüyanın tam ortasında uyandırılmış gibi. Uyuşmuş gözlerle. Her şey yarım kalmış gibi. Almanca da yarım kaldı zaten. Derdimi anlatacak kadar bile öğrenemedim. Gerçi Türkçe ne kadar anlatabilirim derdimi bilemiyorum. Derdimi çok iyi biliyorum da, hiç iyi anlatamıyorum. Kendi kendimeyken çok güzel anlatıyorum da. Oturup biriyle konuşayım dediğimde olmuyor. Aklımdakinin onda biri, içimdekinin yüzde biri anca dile geliyor. Gerisi içimde kalıyor. Kendinden de sıkılıyor insan bir süre sonra. İyi anlaşmak yetmiyor bazen.
Turkceye cevrildigini sanmiyorum, Turkiye'de psikologlarin, psikiyatrislerin henuz ilgi alanina girmemis yada cok ilgilerini cekmemis bir konu maalesef
'Ben mahşer gününün dehşetinden başka iman,secdeden başka namaz tanımayanlardan değilim.Ben nasıl mı namaz kılarım? Bir gülü seyrederim,yıldızları sayarım,yaratılışın güzelliği,onun düzenindeki kusursuzluk karşısında büyülenirim. Rabbim'in en güzeli eseri olan insanın, onun bilgiye aç beyninin, aşka aç gönlünün, uyanmış veya tatmin edilmiş tüm duygularının karşısında hayranlığa kapılırım. -hayyam-
'- Düsündüm de, beraber hiç fotografimiz yok. Bu sarki bizim fotografimiz olabilir. Beraber anlarimizi yakalayabildigimiz.'
'Geçmis kendimize anlatip durdugumuz hikayelerden ibaret.'
Eski Türk filmlerinde fotoğrafın yarısını caart diye yırtıp eski sevgiliyi fırlatıp atarlar ya. Öyle bir şey yok işte. Fotoğraf ya tam ya da hiç yok. O kadar kolay yırtamazsın. Yarım bir fotoğraf olarak yaşayamazsın. Bir rüyanın tam ortasında uyandırılmış gibi. Uyuşmuş gözlerle. Her şey yarım kalmış gibi. Almanca da yarım kaldı zaten. Derdimi anlatacak kadar bile öğrenemedim. Gerçi Türkçe ne kadar anlatabilirim derdimi bilemiyorum. Derdimi çok iyi biliyorum da, hiç iyi anlatamıyorum. Kendi kendimeyken çok güzel anlatıyorum da. Oturup biriyle konuşayım dediğimde olmuyor. Aklımdakinin onda biri, içimdekinin yüzde biri anca dile geliyor. Gerisi içimde kalıyor. Kendinden de sıkılıyor insan bir süre sonra. İyi anlaşmak yetmiyor bazen.
'Lal Ded'i hatırladım, gerçekde Lal Ded sensin, her asırda başka bir adla tecelli etmişsin. '
maval okuyorum.
galiba.
Mü'min 3
Empati tuzagi- anti-sosyal davranis bozuklugunu anlamak
Turkceye cevrildigini sanmiyorum, Turkiye'de psikologlarin, psikiyatrislerin henuz ilgi alanina girmemis yada cok ilgilerini cekmemis bir konu maalesef
'Ben mahşer gününün dehşetinden başka iman,secdeden başka namaz tanımayanlardan değilim.Ben nasıl mı namaz kılarım? Bir gülü seyrederim,yıldızları sayarım,yaratılışın güzelliği,onun düzenindeki kusursuzluk karşısında büyülenirim.
Rabbim'in en güzeli eseri olan insanın, onun bilgiye aç beyninin, aşka aç gönlünün,
uyanmış veya tatmin edilmiş tüm duygularının karşısında hayranlığa kapılırım.
-hayyam-
(semerkant,amin maalouf)
Aslında
hazin bir öyküdür bu
anlatmaya yakışmaz sesiniz
yanımdaki bütün sandalyeler boş,
alabilirsiniz.
DELİLİRİKLER / Birhan Keskin