Yetmişiki yaşımızla, Site üyesi en eskimiş kimliklerden biri oluyoruz. Buna göre de, buradaki kimilerine ağbi, amca, ama pek çoğunuza göre biz bir dedeyizdir. İki oğlumuza rağmen, henüz gerçek bir dede olmamışsak bile! Öte yandan, yaş farkımız olsa dahi gençliğin müzik zevkini bilmekteyizdir. Gençlik bu konuda da iki kampa ayrılmıştır: Az sayıdaki istisnâları bir yana koyarsak… Arabeskçiler ve adı her ise, onun tam karşısındaki Batı’nın sözde müzik akımlarına kapılanlar! Bunların birincisi karalar bağlatıp ağlatırken, ikincisi coşturup oynatabilecektir. Fakat sonuçta her ikisi de köksüz ve ruhsuzdurlar. Hem de, bir zaman sonra kaçınılmaz olarak silinip, yok olmaya mahkûmdurlar. Hattâ, henüz bugünden bile yok hükmündedirler! Bunları niye mi yazıyoruz? Şu anda dinlemekte olduğumuz “Bülbül Kasîdesi” yüzünden! İçinizde bunu dinlemiş ve bilenler olabilirler. Biz ise, bilmeyenler için yazmış olalım. Şu “Kasîde”yi hele bir dinleyin! Bunu, internet ortamında değişik pek çok sesten dinlemek mümkündür. Dinleyin de, o alçak gönüllü koca “Yunus” bakın ne demiş ve nasıl demiş. Bir duyun, görün! İster müzik, ister de felsefe niyetine...
Selvi boylum al yazmalım Ben seni öyle sevmiştim Başındaki yazmaya Yüreğindeki hızmaya kurban Salınıp gelen boyuna Huyuna, suyuna, endamına hayran
Artık yeter tamam diye Sen bana söylemedinmi Selvi boylum al yazmalım Seni ben öyle sevdim Bilirim hatalar, Hatalardır Gel sen yapma selvi boylum Yaşantımı sana bağladım Umudumu sana bırakmıştım Artık yaşamak yok Sensiz Umut yine umut dağlardaysa....
Eski bir sevdanın yükü çöker omuzlarıma Saatler seni aldığı anı vurduğu vakit Hani kafan dağılsın diye radyoyu açarsın da O şarkı seni orda bulup vurur mu hani Bir gün gelecektir diye ümitlenir de Sonra öyle bir gün yok diye kabullenirsin Ben seni aslında çoktan unutmuştum da Ben sen olmuşum sonradan anladım kalbim Zaman dediler zaman, çok zaman geçti aradan Saatleri eskittim de kurtulamadım aşkından Dayan dediler dayan, tükenir bu anbean Ben kendim tükendim de sıyrılamadım sevdandan Zaman, zaman, zaman, zamana dayan Zaman, zaman, zaman, katilim zaman...
Mâlûmdur ki dünyâ dönmektedir! Bunun gibi, dünyâdaki bir takım değerler de dönmekte ve değişmektedirler. Paralel olarak… Günümüz gençleri, biz eski kuşağa göre değişik görüşler ve aynen değişik zevklere sâhiptirler. Bu, müzikte de böyle olmuştur. Buradaki soruya biz, Doris Day’den “Que Sera Sera” ve Mary Hopkin’den “Those were the days my friend” diyoruz. Favorilerimiz olan ünlü bu melodiler, andığımız sanatçı hanımlarla özdeş olmuşlardır. Biz, yetmişi aşmış olmakla o kaçınılmaz sona yaklaşmaktayız. Hayli eskimiş sayılacak bu melodilerse… Hiç şüphe yoktur ki, diğerleri yanında dünyâ durdukça var olacaklardan iki “klasik”tirler artık.
Göklerde kartal gibiydim, Kanatlarımdan vuruldum, Mor çiçekli dal gibiydin, Bahar vaktinde kırıldın, Mor çiçekli dal gibiydin, Bahar vaktinde kırıldın..
Yar olmadı bana devir Her günüm bir başka zehir Mapushanelerde demir Parmaklıklara sarıldım.. Mapushanelerde demir Parmaklıklara sarıldım..
Fettah can sana affetmek yakışır
Kendimi...
Ey günümüz gençleri!
Yetmişiki yaşımızla, Site üyesi en eskimiş kimliklerden biri oluyoruz. Buna göre de, buradaki kimilerine ağbi, amca, ama pek çoğunuza göre biz bir dedeyizdir. İki oğlumuza rağmen, henüz gerçek bir dede olmamışsak bile!
Öte yandan, yaş farkımız olsa dahi gençliğin müzik zevkini bilmekteyizdir. Gençlik bu konuda da iki kampa ayrılmıştır: Az sayıdaki istisnâları bir yana koyarsak… Arabeskçiler ve adı her ise, onun tam karşısındaki Batı’nın sözde müzik akımlarına kapılanlar! Bunların birincisi karalar bağlatıp ağlatırken, ikincisi coşturup oynatabilecektir. Fakat sonuçta her ikisi de köksüz ve ruhsuzdurlar. Hem de, bir zaman sonra kaçınılmaz olarak silinip, yok olmaya mahkûmdurlar. Hattâ, henüz bugünden bile yok hükmündedirler!
Bunları niye mi yazıyoruz? Şu anda dinlemekte olduğumuz “Bülbül Kasîdesi” yüzünden! İçinizde bunu dinlemiş ve bilenler olabilirler. Biz ise, bilmeyenler için yazmış olalım. Şu “Kasîde”yi hele bir dinleyin! Bunu, internet ortamında değişik pek çok sesten dinlemek mümkündür. Dinleyin de, o alçak gönüllü koca “Yunus” bakın ne demiş ve nasıl demiş. Bir duyun, görün! İster müzik, ister de felsefe niyetine...
Mete Esin
grup 84-şimdi hayat
Nilüfer Kavak Yelleri
Mireille Mathieu - Julio Iglésias - Duo - La Tendresse
Dalida - Salma ya salama
Her yerde kar Var / Salvatore Adamo
Kendimi..
Seviyorum Seni / Onur Akın
Zülfü Livaneli - Bu Daglarda Sesim Durur
300 Violin Orchestra-Jorge Quintero
Eski - (Şebnem Ferah)
Kolpa: Yatağın Soğuk Tarafı
Murat Göğebakan / SELVİ BOYLUM..
Selvi boylum al yazmalım
Ben seni öyle sevmiştim
Başındaki yazmaya
Yüreğindeki hızmaya kurban
Salınıp gelen boyuna
Huyuna, suyuna, endamına hayran
Artık yeter tamam diye
Sen bana söylemedinmi
Selvi boylum al yazmalım
Seni ben öyle sevdim
Bilirim hatalar, Hatalardır
Gel sen yapma selvi boylum
Yaşantımı sana bağladım
Umudumu sana bırakmıştım
Artık yaşamak yok
Sensiz
Umut yine umut dağlardaysa....
Cem / Saatleri Eskittim
Eski bir sevdanın yükü çöker omuzlarıma
Saatler seni aldığı anı vurduğu vakit
Hani kafan dağılsın diye radyoyu açarsın da
O şarkı seni orda bulup vurur mu hani
Bir gün gelecektir diye ümitlenir de
Sonra öyle bir gün yok diye kabullenirsin
Ben seni aslında çoktan unutmuştum da
Ben sen olmuşum sonradan anladım kalbim
Zaman dediler zaman, çok zaman geçti aradan
Saatleri eskittim de kurtulamadım aşkından
Dayan dediler dayan, tükenir bu anbean
Ben kendim tükendim de sıyrılamadım sevdandan
Zaman, zaman, zaman, zamana dayan
Zaman, zaman, zaman, katilim zaman...
Zeki Müren / Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun..
Simar-Şehide mın
Doris ile Mary’den! ..
Mâlûmdur ki dünyâ dönmektedir! Bunun gibi, dünyâdaki bir takım değerler de dönmekte ve değişmektedirler. Paralel olarak… Günümüz gençleri, biz eski kuşağa göre değişik görüşler ve aynen değişik zevklere sâhiptirler. Bu, müzikte de böyle olmuştur. Buradaki soruya biz, Doris Day’den “Que Sera Sera” ve Mary Hopkin’den “Those were the days my friend” diyoruz. Favorilerimiz olan ünlü bu melodiler, andığımız sanatçı hanımlarla özdeş olmuşlardır.
Biz, yetmişi aşmış olmakla o kaçınılmaz sona yaklaşmaktayız. Hayli eskimiş sayılacak bu melodilerse… Hiç şüphe yoktur ki, diğerleri yanında dünyâ durdukça var olacaklardan iki “klasik”tirler artık.
Mete Esin
nülüfer sarıtaş.niye gamlanırsın divane gönül elbet bir gün bu kış gider yaz gelir.
Sümer Ezgi: SEVDAN
Paul Anka / You Are my Destiny
Hande Yener =teşekkürlerr...
Göksel Baktagir (Unutmak mümkün mü?)
'Yeniden doğmak'- Göksel Baktagir
Volkan Konak – Göklerde Kartal Gibiydim/
Göklerde kartal gibiydim,
Kanatlarımdan vuruldum,
Mor çiçekli dal gibiydin,
Bahar vaktinde kırıldın,
Mor çiçekli dal gibiydin,
Bahar vaktinde kırıldın..
Yar olmadı bana devir
Her günüm bir başka zehir
Mapushanelerde demir
Parmaklıklara sarıldım..
Mapushanelerde demir
Parmaklıklara sarıldım..
Kimseye soramadım..
Doyunca saramadığım
görmeden duramadığım..
nazlı yarimden ayrıldım.
görmeden duramadığım
nazlı yarimden ayrıldım..
Yar olmadı bana devir
Her günüm bir başka zehir
Mapushanelerde demir
Parmaklıklara sarıldım..
Mapushanelerde demir
Parmaklıklara sarıldım..
Ekmeğim bahtımdan katı
Bahtım düşmanımdan kötü
Böyle kepaze hayatı
Sürüklemekten yoruldum
Böyle kepaze hayatı
Sürüklemekten yoruldum
Yar olmadı bana devir
Her günüm bir başka zehir
Mapushanelerde demir
Parmaklıklara sarıldım
Mapushanelerde demir
Parmaklıklara sarıldım..
o sole mio / Luciano Pavarotti
Sagopa Kajmer | Vesselam
someone like you-Adele
hivron- dıcemıdım.. van ı unutmamak için....