Bu gecemizin menüsüne Türkçe hafif müzikler koyduk. İcrâcıların isim sırasıyla şöyle… Berkant Akgürgen - Bir şarkısın sen, ömür boyu sürecek (Samanyolu) , Dario Moreno – Deniz ve mehtap sordular seni, Dario Moreno - Her akşam votka, rakı ve şarap, Edip Akbayram - Bekle bizi İstanbul, Erol Evgin - İşte öyle bir şey, Hümeyrâ - Bir kör düğüm ki içim, Modern Folk Üçlüsü - Ağlamak geliyor içimden, Bülent Ersoy – Gün ağarınca boynum bükülür (Sorma) , Tanju Okan – Bu akşam çok efkârlıyım, Tanju Okan – Öyle sarhoş olsam ki, Zühâl Olcay – Güller ve dudaklar. İcrâcı sanatçılar arasında yabancı gibi duran bir isim vardır. Acaba… Dario Moreno’yu (Asıl adı Davi Arugete’dir.) görüp, bu da kim oluyor! ? diyenler çıkabilecek midir? Eğer çıkacak olursa… Kendisi, göçtüğü Fransa’da şöhret olmasına rağmen, İzmirli Mûsevî bir âilenin çocuğu olarak Türktür. Aynen bugünkü Can Bonomo gibi. Çocukluk ve ilk gençlik döneminde, bir süre de annesinin vatanı Meksika’da yaşamıştır. Tanındığı adını gene Ora’dan almış olabilecektir. O yalnız Türk olmakla kalmayıp, Türkleri ve Türkiye’yi çok da sevmiştir. Dışarıdaysa kendi çapında Türkiye tanıtımı yapmıştır. Artık hayattan ayrılmış sanatçıya, bu vesîleyle “toprağı bol olsun! ” diyelim. Yukarıdaki bestelerin hepsini ayrı-ayrı sever, zevkle de dinleriz. Fakat, arada bir “Bekle bizi İstanbul” vardır ki, bizi alır farklı, karışık düşüncelere götürü. Güfte olmaktan önce, üstat Vedat Türkali’nin (Asıl adı Abdülkadir Pirhasan’dır.) güzel bir İstanbul şiiri olan sözler, bir geleceği bekleyen devrimci özlemi de anlatırlar. Bir dönem o muhitte gezindiğimiz cihetle, bunu tahlil edip anlayabiliriz. Ancak… O dönem neler düşünüp, neler beklemişiz. Bugün, gerek şahsımız ve gerek Ülke’miz ve gerekse dünyâmız açısından nerelerdeyiz! O günkü ütopya ve öngörü, bugünkü sonuç ve gerçek! .. Bunun dahası ve gayrisi anlamlı bir sükût olur!
Türk sanat müziği makamlarının sayısı her kaç idiyse, bunların içinden Hüzzam önde gelenlerden biridir. En az dörtyüz yıllık bir geçmişi olduğu hesap ve tahmin edilmektedir. Bu makamdaki beste sayısıysa 1700 civârındadır. Adından da anlaşılacağı gibi hüzünlü bir makamdır. Hüzün ve fakat asil hüzün! Hüznün de asili mi olurmuş? denebilecektir. Hüzzam gibi, Rast ve Segâh gibileri söz konusu olunca evet! [Arabesk ucûbesinin hüznüyse sakil ve sevimsizdir! ] Bunlar, doğrudan doğruya ilâhi makamlarıdırlar. Nitekim, saydığımız makamlarla pek çok ilâhi bestelenmiştir. Hem de yalnız Türkçe’de değil, aynen Hıristiyan ilâhileri de vardır. Meselâ Ermenice… Biz bu gece; Hüzzam çerçevesinde epey bir eser dinlemek niyetindeyizdir. İşte A’dan Z’ye bâzıları şöyle… Açmam, açamam, söyleyemem çünki derinde. Akşamın olduğu yerde bekle, diyorsun; gelmiyorsun. Ayrılık, ümitlerin ötesinde bir şehir. Benim şu yollardan üzgün geçtiğim senin yüzünden. Bin hüzün çöktü yine gönlüme akşamla benim. Böyle mi esecekti son günümde bu rüzgâr. Dün gece mehtâba dalıp hep seni andım. Gecenin mâtemini aşkıma örtüp sarayım. Gönlüm, seher yeli gibi daldan dala essem, diyor. Gurbet elde her akşam battı bağrımda güneş. Gurbet içimde bir ok, her şey bana yabancı. Hicran, yine hicran mı bu aşkın sonu söyle. Menekşe gözlerde hiç vefâ yokmuş. Ömrüm, seni sevmekle nihâyet bulacaktır. Sen de Leylâ’dan mı öğrendin cefâkâr olmayı. Seni, sesini, gözlerinin rengini unutabilsem. Sormadın hâlimi hiç, kalbimin esrârı nedir. Söyleme, bilmesinler bu aşkın bittiğini. Şu göğsüm yırtılıp baksan, dikenler aynı güldendir. Tâlihin elinde oyuncak oldum. Uzun yıllar ötesinden hatırını sorayım mı? Yine bir sızı var içimde akşam oldu diye. Zamanla belki geçer, bu aşk da hicran da. Bütün bu şarkılar önce birer güfte veyâ şiirdirler. Aşk denen ulvî duygu üzerine kurulmuş; hem de okumuş-yazmış, kültürlü ve usta ellerden çıkmışlardır. Sonrasındaysa, en az şâirleri kadar usta bestekârların eserleri olmuşlardır. Bu yüzden değerlidirler; gene bu yüzden eskimemekte ve eskimeyeceklerdir.
Yasmin Levy_ Mal de L'amor
metin & kemal kahraman - münacaat
Mustafa Ceceli- Sensiz Olmaz ki
Sami Yusuf-You Come To Me-Arabic
kimseyi beklemedim
kimseden istemedim
hiç kimseye soramazdım
o beni bağlar
ben yine durmam
sor bana pişman mıyım
Yarim senden ayrılalı (enstürmantal)
.....ENNIO MORRICONE -'Nuddu' (1969)
Coldplay Yellow
koma azad - xeribim
Duydum ki unutmuşsun (Enstürmantal) dinliyorum
Seyfi Yerlikaya ' Sen Değil misin? '
NİLÜFER...
O KADIN BEN OLSAM...
ve
ÖZLEDİĞİM ŞİMDİ ÇOK UZAKLARDA...
http://www.youtube.com/CAKALCARLOS21
Angelitos Negros (Siyah Melekler)
Earta Kidd
Söz: Andres Eloy
link:
Kolpa-nasıl unutmayı ögrendin
İncesaz - Eylül
neden bu kadar onemli senin icin ne dinledigim. hem soylesem anlayabilirmisin bu sarkinin uzerimde ki etkilerini. en iyisi bos ver soyleme
erkekler ağlamaz / Şebnem Ferah
Gündemde Türkçe Hafif…
Bu gecemizin menüsüne Türkçe hafif müzikler koyduk. İcrâcıların isim sırasıyla şöyle…
Berkant Akgürgen - Bir şarkısın sen, ömür boyu sürecek (Samanyolu) , Dario Moreno – Deniz ve mehtap sordular seni, Dario Moreno - Her akşam votka, rakı ve şarap, Edip Akbayram - Bekle bizi İstanbul, Erol Evgin - İşte öyle bir şey, Hümeyrâ - Bir kör düğüm ki içim, Modern Folk Üçlüsü - Ağlamak geliyor içimden, Bülent Ersoy – Gün ağarınca boynum bükülür (Sorma) , Tanju Okan – Bu akşam çok efkârlıyım, Tanju Okan – Öyle sarhoş olsam ki, Zühâl Olcay – Güller ve dudaklar.
İcrâcı sanatçılar arasında yabancı gibi duran bir isim vardır. Acaba… Dario Moreno’yu (Asıl adı Davi Arugete’dir.) görüp, bu da kim oluyor! ? diyenler çıkabilecek midir? Eğer çıkacak olursa… Kendisi, göçtüğü Fransa’da şöhret olmasına rağmen, İzmirli Mûsevî bir âilenin çocuğu olarak Türktür. Aynen bugünkü Can Bonomo gibi. Çocukluk ve ilk gençlik döneminde, bir süre de annesinin vatanı Meksika’da yaşamıştır. Tanındığı adını gene Ora’dan almış olabilecektir.
O yalnız Türk olmakla kalmayıp, Türkleri ve Türkiye’yi çok da sevmiştir. Dışarıdaysa kendi çapında Türkiye tanıtımı yapmıştır. Artık hayattan ayrılmış sanatçıya, bu vesîleyle “toprağı bol olsun! ” diyelim.
Yukarıdaki bestelerin hepsini ayrı-ayrı sever, zevkle de dinleriz. Fakat, arada bir “Bekle bizi İstanbul” vardır ki, bizi alır farklı, karışık düşüncelere götürü. Güfte olmaktan önce, üstat Vedat Türkali’nin (Asıl adı Abdülkadir Pirhasan’dır.) güzel bir İstanbul şiiri olan sözler, bir geleceği bekleyen devrimci özlemi de anlatırlar. Bir dönem o muhitte gezindiğimiz cihetle, bunu tahlil edip anlayabiliriz.
Ancak… O dönem neler düşünüp, neler beklemişiz. Bugün, gerek şahsımız ve gerek Ülke’miz ve gerekse dünyâmız açısından nerelerdeyiz! O günkü ütopya ve öngörü, bugünkü sonuç ve gerçek! ..
Bunun dahası ve gayrisi anlamlı bir sükût olur!
Mete Esin
Yok bizden
Bize bir hayır yok
Ne senden bana nede
Benden sana fayda
Bazen susmak bir çok şeyi anlatır
Tahir Şimşek O Gece DOLuNaydı
grup demsal-baran bari
Bu kaçıncı hayalim
Bu kaçıncı günüm
Bu kaçıncı söz veriş yalan
Bir kasvet var havada
Bu sabahı doğuran
Şu ikinci bahar yalan
Ben ipek böceği sense hanımeli
Öğrendim uzaktan seni sevmeyi
Ben razıydım bu rüzgarla gitmeye
Dokunmasanda seni hissetmeye
Bu kaçıncı umudum
Bu kaçıncı baharım
Bu kaçıncı bekleyiş yalan
Bir masal biliyorum
İkimizi anlatan
Sonu iyi bitiyormuş yalan
Koma Amed - İro disa
sana değer de geçer
beni deler de geçer
seyreden güler de geçer
her gece daha yorgun
her sabah daha kırgın
tam da bugün çok yalnız
hep aynı başlıyor bitiyor ve
iki kişiden biri vazgeçiyor ve
[ kaynak: http://sarki.alternatifim.com/goster.asp? ac=130329 ]
biri hep daha çok seviyor be
unutulur da gider
acı içine döner
sonra bir gün geri döner
yerini hatırlarsın
izi artık yoksa da
tam da bugün işte o gündür
Söz: Sıla Gençoğlu
Müzik: Sıla Gençoğlu, Efe Bahadır
KAFA DİNLİYORUMMM GARDAŞŞŞŞ :))
Zeljko Joksimovic - Lane moje
Enstrumental
Kalbimdeki Deniz (İncesaz)
Düş sokağı sakinleri....................Gitmem gerek bu şehirden...............
nurettin rençber..
dokunma kalsın..
Bu Gece Hüzzam’dayız
Türk sanat müziği makamlarının sayısı her kaç idiyse, bunların içinden Hüzzam önde gelenlerden biridir. En az dörtyüz yıllık bir geçmişi olduğu hesap ve tahmin edilmektedir. Bu makamdaki beste sayısıysa 1700 civârındadır.
Adından da anlaşılacağı gibi hüzünlü bir makamdır. Hüzün ve fakat asil hüzün! Hüznün de asili mi olurmuş? denebilecektir. Hüzzam gibi, Rast ve Segâh gibileri söz konusu olunca evet! [Arabesk ucûbesinin hüznüyse sakil ve sevimsizdir! ] Bunlar, doğrudan doğruya ilâhi makamlarıdırlar. Nitekim, saydığımız makamlarla pek çok ilâhi bestelenmiştir. Hem de yalnız Türkçe’de değil, aynen Hıristiyan ilâhileri de vardır. Meselâ Ermenice…
Biz bu gece; Hüzzam çerçevesinde epey bir eser dinlemek niyetindeyizdir. İşte A’dan Z’ye bâzıları şöyle… Açmam, açamam, söyleyemem çünki derinde. Akşamın olduğu yerde bekle, diyorsun; gelmiyorsun. Ayrılık, ümitlerin ötesinde bir şehir. Benim şu yollardan üzgün geçtiğim senin yüzünden. Bin hüzün çöktü yine gönlüme akşamla benim. Böyle mi esecekti son günümde bu rüzgâr. Dün gece mehtâba dalıp hep seni andım. Gecenin mâtemini aşkıma örtüp sarayım. Gönlüm, seher yeli gibi daldan dala essem, diyor. Gurbet elde her akşam battı bağrımda güneş. Gurbet içimde bir ok, her şey bana yabancı. Hicran, yine hicran mı bu aşkın sonu söyle. Menekşe gözlerde hiç vefâ yokmuş. Ömrüm, seni sevmekle nihâyet bulacaktır. Sen de Leylâ’dan mı öğrendin cefâkâr olmayı. Seni, sesini, gözlerinin rengini unutabilsem. Sormadın hâlimi hiç, kalbimin esrârı nedir. Söyleme, bilmesinler bu aşkın bittiğini. Şu göğsüm yırtılıp baksan, dikenler aynı güldendir. Tâlihin elinde oyuncak oldum. Uzun yıllar ötesinden hatırını sorayım mı? Yine bir sızı var içimde akşam oldu diye. Zamanla belki geçer, bu aşk da hicran da.
Bütün bu şarkılar önce birer güfte veyâ şiirdirler. Aşk denen ulvî duygu üzerine kurulmuş; hem de okumuş-yazmış, kültürlü ve usta ellerden çıkmışlardır. Sonrasındaysa, en az şâirleri kadar usta bestekârların eserleri olmuşlardır. Bu yüzden değerlidirler; gene bu yüzden eskimemekte ve eskimeyeceklerdir.
Mete Esin