Beni terk ettiğin gün hayatımın ortasına kocaman bir boşluk bıraktın. Yüreğine koymadığın sevgimin hafifliğinde ezilerek Omzuma koymadığın elinin ağırlığıyla büyüdüm. İçimde sana ayrılmış bir yer vardı, kimse oturmadı. Tozlandı. Affetmek bana düşmedi, Çünkü sen bir hata değil, bilinçli bir vazgeçiştin. Bugün ayakta durabiliyorsam, bu senden kalan bir güç değil Bu, hiç tutulmamış bir elin bana öğrettiği dengedir. Doğmadan yetim bırakılan kelimeler gibi boğazımda kaldın Ben seni özlemedim baba, Çünkü sen boşluğun kalıcı ikametiydin.
Bir erkeğin gölgesinde büyümedim, Kendi karanlığımı boyuma göre kestim. Herkes babasını sırtında taşır, Ben sensizliği sırtlandım Sessizliği ana dil belledim Bu yüzden kamburum sevgi değil, suskunluktur.
Çocukluğum, kapısı kilitli bir akşam gibi durur hâlâ içimde Ne gireni oldu ne çıkanın ardına bakanı.
Sen gidişi seçtiğin gün, ben hayatta kalmayı öğrendim. İçimdeki çocuk hâlâ sana bakacak bir yükseklik arar, Ama ben ona merdiven yerine sabrı öğrettim. Herkes babasını anlatırken geçmiş zaman kullanır, Benim cümlelerim hep şimdiki zamandır. Çünkü sen hâlâ yokluğunla sürüyorsun. Ve tekrar ediyorum Bazı terk edişler affedilmez, Çünkü hatadan değil, tercihten doğar.
...... Özlem hanımcım, "Baba" deyince yazılan şiirler vardır sizinki gibi, bir de yazdıkça dinmeyen yokluklar… Ben ikinci yerden konuştum; satırlarınız araladı bu konuşmayı. Kimisine, yüreğine özlemler yazacak kadar güzel sevgiler nasip olur, kimisine yokluğun soğuğunda şükürler içmek. Kısmet:)))
***** RUBAİYAT *****
Muhterem denk dubara yalanı bırak
Hak-hakikatı bil de, talanı bırak
Madem ki atı çaldın, palanı bırak
Vallahi devran döner zora düşersin,
Mahşeri divan da nara düşersin...
--------OZAN ÇAKIROĞLU--------
Beni terk ettiğin gün hayatımın ortasına
kocaman bir boşluk bıraktın.
Yüreğine koymadığın sevgimin hafifliğinde ezilerek
Omzuma koymadığın elinin ağırlığıyla büyüdüm.
İçimde sana ayrılmış bir yer vardı, kimse oturmadı.
Tozlandı.
Affetmek bana düşmedi,
Çünkü sen bir hata değil, bilinçli bir vazgeçiştin.
Bugün ayakta durabiliyorsam, bu senden kalan bir güç değil
Bu, hiç tutulmamış bir elin bana öğrettiği dengedir.
Doğmadan yetim bırakılan kelimeler gibi boğazımda kaldın
Ben seni özlemedim baba,
Çünkü sen boşluğun kalıcı ikametiydin.
Bir erkeğin gölgesinde büyümedim,
Kendi karanlığımı boyuma göre kestim.
Herkes babasını sırtında taşır,
Ben sensizliği sırtlandım
Sessizliği ana dil belledim
Bu yüzden kamburum sevgi değil, suskunluktur.
Çocukluğum, kapısı kilitli bir akşam gibi durur hâlâ içimde
Ne gireni oldu ne çıkanın ardına bakanı.
Sen gidişi seçtiğin gün, ben hayatta kalmayı öğrendim.
İçimdeki çocuk hâlâ sana bakacak bir yükseklik arar,
Ama ben ona merdiven yerine sabrı öğrettim.
Herkes babasını anlatırken geçmiş zaman kullanır,
Benim cümlelerim hep şimdiki zamandır.
Çünkü sen hâlâ yokluğunla sürüyorsun.
Ve tekrar ediyorum
Bazı terk edişler affedilmez,
Çünkü hatadan değil, tercihten doğar.
......
Özlem hanımcım, "Baba" deyince yazılan şiirler vardır sizinki gibi, bir de yazdıkça dinmeyen yokluklar… Ben ikinci yerden konuştum; satırlarınız araladı bu konuşmayı.
Kimisine, yüreğine özlemler yazacak kadar güzel sevgiler nasip olur, kimisine yokluğun soğuğunda şükürler içmek. Kısmet:)))