'Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin, Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin. Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür; Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.'
ayrılıklar da emek ister birlikteliklerin istediği gibi her ayrılık biraz gecikmiştir ama kağıt üzerindedir bazı ayrılıklar kağıt üzerinde bile değilken bazı birliktelikler hiçbir yerde yazmayabilir bazı kopmaz ayrılıklar her yerde yazarken çoktan kopmuş birliktelikler silinmez izler kalabilir bazı ayrılıklardan tek iz kalmazken bazı birlikteliklerden...
'Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın, Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün..'
'Sustum; pencereleri yağmurludur şiirin Kırılgan bir kapının ardında kaldı gökler Ellerim unutulmuş bir günün kıyısında Demek ki her lâmbası bana kızgın sokağın Demek ki, ben en garip sahrasıyım bu çağın..'
'Sakıncasız bir elemdir belki de Hayata tutunamayışı yüreğimizin öylece Belki bıçak sırtı bir sevdanın salıvermesi kendini yalnızken gece Görülen lüzum üzerine İpe çekmesi makus talihini ellerin Yazık,oysa hüzün ne kadar da benimsemişti yüzünü bu sefer..'
'Bak hayat ne güzel; sevmeye ne gerek? İşin yok gibi, Gece yarısı uykunu bölüp hayallerde düşünmek… Hadi ya! Nedir ki sevmek? Bir somun ekmeğimiz var ona şükür gerek. Bölünmüş ruhunun parçalarını toplayamazsın, Acır sınırsızca… Aklın dağılır uçar bir bahar kokusuna. Oradan yitirdiğin aklın konar bir kuşa. Bir bakarsın kuş pır pır eder yüreğinin çırpınışlarında.....'
'Arsız arsız bölünür eskiye dair ne kadar tebessüm varsa dudaklarında Tanıdık gelir bütün sima’lar Sen bakamazsın İstesen de bakamazsın Çıkamazsın acıların şımarıklığından Anlamsız adımlarına gizlenir itibarlı bir sükut Ve suskunluk onurunu paylaşır daima..'
şiirsiz yaşayamamak ta denebilir buna. gerçek şiir gerçek ruhlardan bir sızıntıdır. taşkındır. artık içi almıyordur şairin. öylesine dolmuştur. en sonunda sızdırmaya başlar çatlaklarından. yazmadan edemez. durduramaz yani sızntıyı. bir tür boşalmadır onun için. içindekini atmak. kimileri içer kimisi ağlar. kimisi de yazar. ve en güzel yazımlar sızma değil patlama anlarında çıkar. önü alınamaz bir çığ gibi akar gider.. (bence)
'Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.'
sonra bi bakarsın ardına saklanacak tekbir bulut kalmamış gökyüzünde...
'Insani ogrendim.
Sonra insanlarin icinde iyiler ve kotuler oldugunu...
Sonra da her insanin icinde iyilik ve kotuluk bulundugunu ogrendim.
Sevmeyi ogrendim.
Sonra guvenmeyi...
Sonra da guvenin sevgiden daha kalici oldugunu
Sevginin guvenin saglam zemini uzerine kuruldugunu ogrendim.
Insan tenini ogrendim.
Sonra tenin altinda bir ruh bulundugunu…
Sonra da ruhun aslinda tenin ustunde oldugunu ogrendim. '
ayrılıklar da emek ister
birlikteliklerin istediği gibi
her ayrılık biraz gecikmiştir ama
kağıt üzerindedir bazı ayrılıklar
kağıt üzerinde bile değilken bazı birliktelikler
hiçbir yerde yazmayabilir bazı kopmaz ayrılıklar
her yerde yazarken çoktan kopmuş birliktelikler
silinmez izler kalabilir bazı ayrılıklardan
tek iz kalmazken bazı birlikteliklerden...
'Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün..'
Şairlerin efsunlu cümleleri arasında her şiir okuyucusuyla mısra mısra yeniden dirilmek gibidir.
'Sustum; pencereleri yağmurludur şiirin
Kırılgan bir kapının ardında kaldı gökler
Ellerim unutulmuş bir günün kıyısında
Demek ki her lâmbası bana kızgın sokağın
Demek ki, ben en garip sahrasıyım bu çağın..'
'Sakıncasız bir elemdir belki de
Hayata tutunamayışı yüreğimizin öylece
Belki bıçak sırtı bir sevdanın salıvermesi kendini yalnızken gece
Görülen lüzum üzerine
İpe çekmesi makus talihini ellerin
Yazık,oysa hüzün ne kadar da benimsemişti yüzünü bu sefer..'
'Bak hayat ne güzel; sevmeye ne gerek?
İşin yok gibi,
Gece yarısı uykunu bölüp hayallerde düşünmek…
Hadi ya! Nedir ki sevmek?
Bir somun ekmeğimiz var ona şükür gerek.
Bölünmüş ruhunun parçalarını toplayamazsın,
Acır sınırsızca…
Aklın dağılır uçar bir bahar kokusuna.
Oradan yitirdiğin aklın konar bir kuşa.
Bir bakarsın kuş pır pır eder yüreğinin çırpınışlarında.....'
'Arsız arsız bölünür eskiye dair ne kadar tebessüm varsa dudaklarında
Tanıdık gelir bütün sima’lar
Sen bakamazsın
İstesen de bakamazsın
Çıkamazsın acıların şımarıklığından
Anlamsız adımlarına gizlenir itibarlı bir sükut
Ve suskunluk onurunu paylaşır daima..'
şiirsiz yaşayamamak ta denebilir buna. gerçek şiir gerçek ruhlardan bir sızıntıdır. taşkındır. artık içi almıyordur şairin. öylesine dolmuştur. en sonunda sızdırmaya başlar çatlaklarından. yazmadan edemez. durduramaz yani sızntıyı. bir tür boşalmadır onun için. içindekini atmak. kimileri içer kimisi ağlar. kimisi de yazar. ve en güzel yazımlar sızma değil patlama anlarında çıkar. önü alınamaz bir çığ gibi akar gider.. (bence)
yaşaması en hoş olan hayat olurdu sadece duygu ve anlam katılmış gibi yüreğine........