:::Canımdan damıttım seni ey zulüm sancısı inceden kum gibi taşıdığım kasığımda Amerikan kemendi bağıra bağıra geceleri kaskatı kesilip kan işediğim. Ahmet Arif
kırmızı odaya bir kapıdan giriliyordu dudaktan düşme bir sesten dizindeki göçü susturması için baktın bir kere ve parmak uçlarınla boyadın kırılmış bardakların keskinliğindeki gözlerini
ben saçındaki ölü suları düşlüyordum sen açtın kapıyı önce sen açtın o yağmura ben kalandım halkalanan suyun yüzünde akmayan ve tutuşmayan
kendine yöneliktir sevda dediğin, sevgili onu varetmeye yarar ancak açılır üstünde tensel isteğin, kılıfında bunalan bu tinsel sancak. sense ta derinden bütün benliğinle, hazırsındır birine adamaya ömrünü. sevdayla buğulanmış gözlerinle, görmezsin aynaların sana güldüğünü. ama diner zamanla içindeki fırtına, toz duman dağılır durulur ortalık. bakamazsın bile artık suratına, bir hiçtir sevgilim sandığın alık.
gönlümdeki sevda seli taştan atladı; ne kadınlar sevdim de haberleri bile olmadı.
Şiir etkileyici olmalıdır. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in, Safevi Hükümdarı Şah İsmail'e yazdığı söylenen şiir çok etkileyicidir. Bu kadar etkileyici olmasının sebebi ise, yukarıdan aşağı okunan satırlarla, soldan sağa doğru okunan satırların aynı anlamı taşımasıdır.
Sanma Şahım Herkesi Sen Sadıkhane Yar Olur Herkesi Sen Dostmu Sandın Belki Ol Ağyar Olur Sadıkhane Belki Ol Alemde Bir Dildar Olur Yar Olur Ağyar olur Dildar olur Serdar Olur
Aşağıda gördüğünüz gibi, yukarıdan aşağı ve soldan sağa satırlar aynı anlam taşımaktadır.
Sanma Şahım - Herkesi Sen -- Sadıkhane - Yar Olur Herkesi Sen - Dostmu Sandın - Belki Ol -- Ağyar olur Sadıkhane -- Belki Ol --- Alemde Bir - Dildar olur Yar Olur -- Ağyar Olur -- Dildar olur - Serdar olur
Şiir yalnızlıktır,özlemdir,sevgidir,aşktır,ayrılıktır...Bazen anadolu kadını,bazen bir işçinin nasırlı elleridir...Ağlayan bir çocuğun gözyaşlarıdır şiir
Ve yaşama dair ne varsa...
Kafamdakileri, kalbimdekileri kağıda dökmek beni kendi tutsaklığımdan kurtarıyor...Başka türlü içimde ördüğüm duvarların arasında kayboluyorum zamanın boşluğunda...Ve artık duvarları yıkıp, köprüler kuruyorum hayallerimle yaşam arasında...
Şiir herhangi bir konuda duyguların mısralarla anlatımıdır.
Neden Benden Kaçıyorsun
Ateş aldım, pişiyorum. Kaynıyorum, taşıyorum. Hayalinle, yaşıyorum. Hep peşinden, koşuyorum. *****Uzaklardan, geçiyorsun; *****Neden, benden kaçıyorsun?
Sevgin ile, dolduğumu; Sana aşık, olduğumu; Sensiz yetim, kaldığımı; Gün geçtikçe, solduğumu; *****Biliyorsun, seçiyorsun; *****Neden, benden kaçıyorsun?
Suçluyorsun, beni neyle? Maksadın ne, hele söyle? Gitmez artık, bu iş böyle. Gel derdime, derman eyle. *****Boş yeminler, içiyorsun; *****Neden, benden kaçıyorsun?
Söyle Necmi sana netti? Sanma her şey, oldu bitti. Sevgin beni, aşık etti. Yeter artık, cana yetti. *****İçime dert, açıyorsun; *****Neden, benden kaçıyorsun?
....... Ey gece, acılarımın önündeki dilsiz kapı, Gör artık bu karanlık yara izinin kanadığını Ve kabından taşmak üzere olduğunu çektiklerimin! Ey gece, ben hazırım artık! Ey gece, unutmuşluğun bahçesi, darmaduman, Yoksulluğumun dünyaya kapalı ihtişamında, Salkımlarla, dikenli çelenkler de solmakta, Gel, ey en yüce zaman!
İNAN BATMIŞ ŞEHİRLER GİBİ ONARILMAZ ANILAR Biri beyaz biri kara iki kedi..birbirlerinin omzuna kollarını dolamışçasına birbirlerine şefkatle sarılarak,birbirlerine dayanarak yola çıkmışlar.Gölgeler akşamüstünü söylüyor.Yorgun bir günün sonunda eve dönüyorlarmış gibi.Yüzlerini görmüyoruz ama eminim mırıl mırıl konuşuyorlardır. Belli sınanmış, denenmiş bir dostluk bu,uzun yolları da göze alabilen bir dostluk Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz? Akşam üstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı ayakların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu,değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? ... Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıpkendimizi hep ilerde bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına,bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu? karşımıza çerken çıkmış insanları yolumuzun dışına sürüklerkenbir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir,her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostluklarınsavurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün... Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,ya da olanlar olması gerekenler değildir.Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,gün gelir kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir... Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidirkendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.Bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün' geçmişte kalmıştır oysa; hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığınız,omzunun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip'Nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çıkar.' dediğinizdir.Oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir O,boş yere bu sokaklarda aranırsınız... MURATHAN MUNGAN
Olmak ya da olmamak, işte bütün sorun bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel Zalim kaderin yumruklarına, oklarına Yoksa diretip bela denizlerine karşı Dur, yeter demesi mi? Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız Bitebilir bütün acıları yüreğin, Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun. Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü. Çünkü, o ölüm uykularında Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu. Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan. Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine Sevgisinin kepaze edilmesine Kanunların bu kadar yavaş Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine Kötülere kul olmasına iyi insanın Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken? Kim ister bütün bunlara katlanmak Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya Ürkütmese yüreğini? Bilmediğimiz belalara atılmaktansa Çektiklerine razı etmese insanları? Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi: Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor Yürekten gelenin doğal rengini. Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar Yollarını değiştirip bu yüzden Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.' -W. Shakesperare / Hamlet -
Tükendi gençliğim karanlıklarda, Çılgın fırtınalarda ve yağmurlarda; Güneş bazan açtı, kapandı derhal Bahtımın yazgısı karanlıklarda; Öyle harap ettiler ki gönül bahçemi Dallar hep kırıldı, yapraklar yerde Kuytularda birkaç meyvesi kaldı...
İşte ulaştım güz aylarına Fikirler sararmış yapraklar gibi; Kullanmalı artık her bir aleti Küreği, tırmığı ve ötekileri, Düzeltip onarmak için yeniden Bahçemdeki bütün harap yerleri Suların basıp da oyup açtığı Kocaman çukurları mezarlar gibi...
Hayal ettiğim yeni çiçekler, Acaba bulurlar mı kimbilir, Ardıç kuşlarının bulduğu gibi Güç alabilecekleri her bir gıdayı, Gizemli gıdayı, özlü gıdayı Bu sulak topraklarda. Bu hoş havada.
Ey acı! Ey acı! Yiyip bitiriyor hayatı zaman, Ve yüreğimizi kemiren düşman Bu anlaşılmaz, bu garip düşman Büyüyüp güçleniyor kanlarımızla Durmadan kaybettiğimiz kanlarımızla
Şiir hayatı, yaşananları geri sarıp ağır çekimde, tekrar zihnimizde yaşayıp seyreylemektir. Bazen de hayallari elle tutulur bir şey yapmaya çalışmaktır. Herkese şiirli ve sağlıklı günler dilerim. Saygılar, sevgiler. Hoşçakalın.
Şiir ellerin olmadan tutmak, gözlerin olmadan görmek, damağın olmadan tatmaktır... Şiir yokluğun içnde varoluş, yaskların içinde aykırılıktır.. Şiir yaşamdır... Bir bardak su da hayattır!
Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sevdasın İpekten kanatlarla
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla Karşıma çıkıyorsun En serin imbatlarda Adını yazıyorum Bulduğun fırsatlarla Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla
Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle Öldür bendeki beni Sonra dirilt kendinle Çarpsam kara sevdayı En azından yüzbinle Nasıl bağlandığımı Anlarsın kemendinle
Kaç defa çıkıp gittim Buralardan yeminle Ama her defasında Geri döndüm seninle Hangi düğüm çözülür Nazla, sitemle, kinle Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle
Şaşırdım kaldım işte Bilmem ki nemsin Bazen kız kardeşimsin Bazen öp öz annemsin Sultanımsın susunca Konuşunca kölemsin Eksilmeyen çilemsin Orada ufuk çizgim Burda yanım yöremsin Beni ruh gibi saran Sonsuzluk dairemsin
Çaresizim çaremsin Şaşırdım kaldım işte Bilmem ki nemsin
ŞİİR: Onunla temizlenir içimizdeki kir. Bir düşünceyi, duyguyu bin eder; bin sözcüğü bir. Kapısını açık bulursan hiç düşünme, hemen gir ama özü sözü bir olmak gerekir. Ona yol göstermeye kalkma; O ne zaman nereye gideceğini iyi bilir. O ülkeye sevgiyle gidilir, özveriyle girilir ama yolu biraz taşlı dikenlidir. Gönül bahçesinde açan bir çiçektir, büyüyüp gelişmesi bakım gerektirir. Hiç eskimeyen bir geçmiş, pırıl pırıl bir gelecektir. Güzellikle nefes alıp verir, insancıllığın onur heykelidir. İşlenmesi gereken bir cevherdir ama fazla süse, gösterişe boğulursa içtenliğini yitirir. Kimi zaman acıyla, hüzünle seslenir ama mutlulukla, umutla, özlemle beslenir.
Şiir büyüdür Ne melek kanadı ne de şeytan tüyüdür Şairlerin onuncu köyüdür Değirmeninde düşünce, duygu öğütür Sevdasıyla insanları o doğurur, o büyütür.
NEDİR ŞİİR: Bulanmadan akan bir ırmak; kötülüğe, çirkinliğe karşı koymaktır şiir. Nedir şiir: Akıllı bir divane, aşk içilen meyhane, duygularını doyurmak, yaşadığını duyurmak için bahanedir şiir. Erhan Tığlı [email protected]
Çalmaz saat'Can Yücel
Tık tık eder kabacık
Beni aldatan Babacık
----
----
:::Canımdan damıttım
seni ey zulüm
sancısı
inceden
kum gibi taşıdığım
kasığımda Amerikan kemendi
bağıra bağıra geceleri
kaskatı kesilip
kan işediğim.
Ahmet Arif
bedenime bulaşmış, bi türlü kurtulamadığım hastalık...
üretim sonucunda ortaya çıkan satırlar arası kaybolma sanatıdır..
kırmızı odaya bir kapıdan giriliyordu
dudaktan düşme bir sesten
dizindeki göçü susturması için
baktın bir kere
ve parmak uçlarınla boyadın
kırılmış bardakların keskinliğindeki
gözlerini
ben saçındaki ölü suları düşlüyordum
sen açtın kapıyı
önce sen açtın o yağmura
ben kalandım halkalanan suyun yüzünde
akmayan ve tutuşmayan
imge../..furkan pınarbaşı
kendine yöneliktir sevda dediğin,
sevgili onu varetmeye yarar ancak
açılır üstünde tensel isteğin,
kılıfında bunalan bu tinsel sancak.
sense ta derinden bütün benliğinle,
hazırsındır birine adamaya ömrünü.
sevdayla buğulanmış gözlerinle,
görmezsin aynaların sana güldüğünü.
ama diner zamanla içindeki fırtına,
toz duman dağılır durulur ortalık.
bakamazsın bile artık suratına,
bir hiçtir sevgilim sandığın alık.
gönlümdeki sevda seli taştan atladı;
ne kadınlar sevdim de
haberleri bile olmadı.
metin altıok
Şiir etkileyici olmalıdır.
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in, Safevi Hükümdarı Şah İsmail'e yazdığı söylenen şiir çok etkileyicidir.
Bu kadar etkileyici olmasının sebebi ise, yukarıdan aşağı okunan satırlarla, soldan sağa doğru okunan satırların aynı anlamı taşımasıdır.
Sanma Şahım Herkesi Sen Sadıkhane Yar Olur
Herkesi Sen Dostmu Sandın Belki Ol Ağyar Olur
Sadıkhane Belki Ol Alemde Bir Dildar Olur
Yar Olur Ağyar olur Dildar olur Serdar Olur
Aşağıda gördüğünüz gibi, yukarıdan aşağı ve soldan sağa satırlar aynı anlam taşımaktadır.
Sanma Şahım - Herkesi Sen -- Sadıkhane - Yar Olur
Herkesi Sen - Dostmu Sandın - Belki Ol -- Ağyar olur
Sadıkhane -- Belki Ol --- Alemde Bir - Dildar olur
Yar Olur -- Ağyar Olur -- Dildar olur - Serdar olur
şiir bir kaçış şiir bir oluş şiir bir hayatın farkına varışdır...
Şiir yalnızlıktır,özlemdir,sevgidir,aşktır,ayrılıktır...Bazen anadolu kadını,bazen bir işçinin nasırlı elleridir...Ağlayan bir çocuğun gözyaşlarıdır şiir
Ve yaşama dair ne varsa...
Kafamdakileri, kalbimdekileri kağıda dökmek beni kendi tutsaklığımdan kurtarıyor...Başka türlü içimde ördüğüm duvarların arasında kayboluyorum zamanın boşluğunda...Ve artık duvarları yıkıp, köprüler kuruyorum hayallerimle yaşam arasında...
Şiir herhangi bir konuda duyguların mısralarla anlatımıdır.
Neden Benden Kaçıyorsun
Ateş aldım, pişiyorum.
Kaynıyorum, taşıyorum.
Hayalinle, yaşıyorum.
Hep peşinden, koşuyorum.
*****Uzaklardan, geçiyorsun;
*****Neden, benden kaçıyorsun?
Sevgin ile, dolduğumu;
Sana aşık, olduğumu;
Sensiz yetim, kaldığımı;
Gün geçtikçe, solduğumu;
*****Biliyorsun, seçiyorsun;
*****Neden, benden kaçıyorsun?
Suçluyorsun, beni neyle?
Maksadın ne, hele söyle?
Gitmez artık, bu iş böyle.
Gel derdime, derman eyle.
*****Boş yeminler, içiyorsun;
*****Neden, benden kaçıyorsun?
Söyle Necmi sana netti?
Sanma her şey, oldu bitti.
Sevgin beni, aşık etti.
Yeter artık, cana yetti.
*****İçime dert, açıyorsun;
*****Neden, benden kaçıyorsun?
05.04.2009 / Erzincan
Necmi Uçar
.......
Ey gece, acılarımın önündeki dilsiz kapı,
Gör artık bu karanlık yara izinin kanadığını
Ve kabından taşmak üzere olduğunu çektiklerimin!
Ey gece, ben hazırım artık!
Ey gece, unutmuşluğun bahçesi, darmaduman,
Yoksulluğumun dünyaya kapalı ihtişamında,
Salkımlarla, dikenli çelenkler de solmakta,
Gel, ey en yüce zaman!
Georg TRAKL
Haz ve Izdirap
Sonra bir kadin konustu:
'Bize haz ve istiraptan bahset.'
Ve o cevap verdi:
'Hazziniz, istirabinizin maskesiz halidir.
Ve kahkahanizin yükseldigi ayni kuyu,
sik sik gözyaslarinizla dolar.
Baska türlü olabilmesi mümkün müdür?
Istirabin içinize kazidigi alan ne kadar
derin olursa, o denli çok hazzi içerebilir.
Ve sarabinizi tasiyanla, çömlekçinin firininda
yanan ayni kadeh degil midir?
Ve sesi ruhunuzu oksayan lavta, daha önce
biçaklarla oyulan tahtayla bir degil midir?
Kendinizi neseli hissettiginizde
kalbinizin derinliklerine inin.
Farkedeceksiniz ki, size bu sevinci veren,
daha önce üzülmenize neden olmustu.
Üzgün oldugunuzde, tekrar kalbinize dönün.
Göreceksiniz ki, daha önce sevinciniz olan
bir sey için agliyorsunuz.
Bazilariniz, 'Haz, istiraptan daha anlamlidir' der;
digerleri ise, 'Hayir, istirap daha anlamlidir'.
Bense, ikisi birbirinden ayrilamaz, diyorum.
Onlar beraber gelirler.
Ve siz, bir tanesiyle masanizda otururken,
unutmayin ki, digeri de yataginizda uyuyordur.
Gerçekte siz, hazzinizla istirabiniz
arasinda bir terazi konumundasiniz.
Sadece bos oldugunuzda, hareketsiz
ve dengede kalabilirsiniz.
Bir hazine avcisi, altin ve gümüsünü tartmak için
sizi kullandiginda, haz ve istirap kefeleriniz,
ister istemez, yükselip alçalacaktir.'
Halil Cibran
İNAN BATMIŞ ŞEHİRLER GİBİ ONARILMAZ ANILAR Biri beyaz biri kara iki kedi..birbirlerinin omzuna kollarını dolamışçasına birbirlerine şefkatle sarılarak,birbirlerine dayanarak yola çıkmışlar.Gölgeler akşamüstünü söylüyor.Yorgun bir günün sonunda eve dönüyorlarmış gibi.Yüzlerini görmüyoruz ama eminim mırıl mırıl konuşuyorlardır. Belli sınanmış, denenmiş bir dostluk bu,uzun yolları da göze alabilen bir dostluk Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk, arkadaşlık, sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz? Akşam üstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz,omzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omzun,belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı ayakların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu,değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? ... Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıpkendimizi hep ilerde bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına,bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu? karşımıza çerken çıkmış insanları yolumuzun dışına sürüklerkenbir gün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir,her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskitmeden yıprattığımız dostluklarınsavurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün... Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz,ya da olanlar olması gerekenler değildir.Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz,gün gelir kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir... Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidirkendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak.Bazılarının gelecekte sandıkları 'bir gün' geçmişte kalmıştır oysa; hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığınız,omzunun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip'Nasıl olsa ilerde bir gün tekrar karşıma çıkar.' dediğinizdir.Oysa tam da o gün bu zalim şehri terk etmiştir O,boş yere bu sokaklarda aranırsınız... MURATHAN MUNGAN
Olmak ya da olmamak, işte bütün sorun bu!
Düşüncemizin katlanması mı güzel
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
Çünkü, o ölüm uykularında
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanları?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.'
-W. Shakesperare / Hamlet -
Tükendi gençliğim karanlıklarda,
Çılgın fırtınalarda ve yağmurlarda;
Güneş bazan açtı, kapandı derhal
Bahtımın yazgısı karanlıklarda;
Öyle harap ettiler ki gönül bahçemi
Dallar hep kırıldı, yapraklar yerde
Kuytularda birkaç meyvesi kaldı...
İşte ulaştım güz aylarına
Fikirler sararmış yapraklar gibi;
Kullanmalı artık her bir aleti
Küreği, tırmığı ve ötekileri,
Düzeltip onarmak için yeniden
Bahçemdeki bütün harap yerleri
Suların basıp da oyup açtığı
Kocaman çukurları mezarlar gibi...
Hayal ettiğim yeni çiçekler,
Acaba bulurlar mı kimbilir,
Ardıç kuşlarının bulduğu gibi
Güç alabilecekleri her bir gıdayı,
Gizemli gıdayı, özlü gıdayı
Bu sulak topraklarda. Bu hoş havada.
Ey acı! Ey acı! Yiyip bitiriyor hayatı zaman,
Ve yüreğimizi kemiren düşman
Bu anlaşılmaz, bu garip düşman
Büyüyüp güçleniyor kanlarımızla
Durmadan kaybettiğimiz kanlarımızla
Şiir hayatı, yaşananları geri sarıp ağır çekimde, tekrar zihnimizde yaşayıp seyreylemektir. Bazen de hayallari elle tutulur bir şey yapmaya çalışmaktır. Herkese şiirli ve sağlıklı günler dilerim. Saygılar, sevgiler. Hoşçakalın.
şiir yazmak ayrı bir hüner
malesef böyle bir yeteneğim yok
yeteneği olan arkadaşlarıda tebrik ediyorum
Şiirsiz bir hayat,
bayatmı bayat.
Şiir bir gömüdür,
beynimizin derinliklerinde gömülü,
Çıkarılmayı bekleyen,
bir hazinedir.
Şiir demek, ıstırap demektir.(Balzac)
Şiir ellerin olmadan tutmak, gözlerin olmadan görmek, damağın olmadan tatmaktır... Şiir yokluğun içnde varoluş, yaskların içinde aykırılıktır.. Şiir yaşamdır... Bir bardak su da hayattır!
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla
Bazen sessiz sevdasın
İpekten kanatlarla
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla
Karşıma çıkıyorsun
En serin imbatlarda
Adını yazıyorum
Bulduğun fırsatlarla
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Öldür bendeki beni
Sonra dirilt kendinle
Çarpsam kara sevdayı
En azından yüzbinle
Nasıl bağlandığımı
Anlarsın kemendinle
Kaç defa çıkıp gittim
Buralardan yeminle
Ama her defasında
Geri döndüm seninle
Hangi düğüm çözülür
Nazla, sitemle, kinle
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Şaşırdım kaldım işte
Bilmem ki nemsin
Bazen kız kardeşimsin
Bazen öp öz annemsin
Sultanımsın susunca
Konuşunca kölemsin
Eksilmeyen çilemsin
Orada ufuk çizgim
Burda yanım yöremsin
Beni ruh gibi saran
Sonsuzluk dairemsin
Çaresizim çaremsin
Şaşırdım kaldım işte
Bilmem ki nemsin
Yavuz Bülent Bakiler
Hayatı cidiye alanın,
İçinden gelenleri kağıda döküşü.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
HAYVANAT BAHÇESİNE HOŞ GELDİNİZ.....
Kadınlar dedikodu yapıyor...
Erkekler gıybet ediyorlar...
Her kafadan bir ses çıkıyor...
Hayvanlar dile gelmiş konuşuyorlar...
******************************
Bu sürüye bir çoban gerek...
Mehdi sahib-i zaman gerek...
Ortalıkta dolaşıyor zır-deliler...
Bu delilere bir AKILLI GEREK...
Ayet :) *Vahşi hayvanlar bir araya getirildiğinde...*
Şiir;
yürekden kağıda dökülen duyguların şelalesidir...
Şiir etkileyici bir musiki eşliğinde kelimelerin ahenkli dansıdır.
Şiir etkileyici bir musiki eşliğinde kelimelerin dansıdır.
Şiir etkileyici bir musiki eşliğinde kelimelerin dansıdır.
NEDİR ŞİİR
ŞİİR: Onunla temizlenir içimizdeki kir.
Bir düşünceyi, duyguyu bin eder; bin sözcüğü bir.
Kapısını açık bulursan hiç düşünme, hemen gir ama özü sözü bir olmak gerekir.
Ona yol göstermeye kalkma; O ne zaman nereye gideceğini iyi bilir.
O ülkeye sevgiyle gidilir, özveriyle girilir ama yolu biraz taşlı dikenlidir.
Gönül bahçesinde açan bir çiçektir, büyüyüp gelişmesi bakım gerektirir.
Hiç eskimeyen bir geçmiş, pırıl pırıl bir gelecektir.
Güzellikle nefes alıp verir, insancıllığın onur heykelidir.
İşlenmesi gereken bir cevherdir ama fazla süse, gösterişe boğulursa içtenliğini yitirir.
Kimi zaman acıyla, hüzünle seslenir ama mutlulukla, umutla, özlemle beslenir.
Şiir büyüdür
Ne melek kanadı ne de şeytan tüyüdür
Şairlerin onuncu köyüdür
Değirmeninde düşünce, duygu öğütür
Sevdasıyla insanları o doğurur, o büyütür.
NEDİR ŞİİR: Bulanmadan akan bir ırmak; kötülüğe, çirkinliğe karşı koymaktır şiir.
Nedir şiir: Akıllı bir divane, aşk içilen meyhane, duygularını doyurmak, yaşadığını duyurmak için bahanedir şiir.
Erhan Tığlı
[email protected]
Bu şiiri bilen varmı.
Adı belki yanlış.
ve uzun bir şiir.
HAYATIM BİR MERSİYE
Seherde yeryüzünü ağartıken yedi renk
Her günün eşiğine bırakırım bir çiçek
Ve akşam süslenince ufuklar solgun Ay'la
Her günün kapısını örterim bir duayla
Takvimden yaprak yaprak kopardığım ne varsa
Bulur takvimde gönlüm kimi candan ararsa
Ondadır dost,akraba,sevgili her kim varsa
Hayatım bir mersiye yazılmış satır satır
Her gün başka bir aşkı gönlüme hatırlatır
Kiminde tatlı rüya,kiminde sonsuz arzu
Bir avuç toprak olmuş,kiminde bir içim su
.............
............
.............