Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin! … Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin! .
Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler!
Beğenen sahip olmak ister…
Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna! .
Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır! . Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla! . Parasından kopamaz… Mevkiinden kopamaz… Yakınlarından kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz… “Etraf”tan kopamaz! . Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde… Eksiklikler görmeye başlar, yetersizlikler görmeye başlar… Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar… Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları! . Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur! .. Beğeniyi, sevgi sanmıştır! ..
Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde! ..
Oysa yalnızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır! . Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir…
Seven ise göze almıştır kopmayı… Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı…
Fıtratından gelir sevgi! . Kulluğu sevmek üzeredir! . Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan… O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan!
Seven, karşılıksız sever! …
Beğenen karşılığını ister! .
Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen! .. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu! .. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar… Ama pervane gibi sevemez! . atamaz kendini ateşe! .
Sevgi sonunda yanmayı getirir! .. Beğeni ise sonunda kaçmayı! .
Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür! .. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! Ve “delillik bu” derler…
Beğenme bir tür “hobi”dir! … Bazen ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl, bazen bir kaç ay! ..
Sevgi bir ömür boyudur! … Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez! . Çoğunlukla karşısındakinden yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana! .. Bazen de özünden gösterir yüzünü O! … O zaman onlar için derler ki, “Allah”a aşık oldu! ..
“Kendine seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden! … Özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri! …
Hünerlerini sergilemek için yaratmıştır herşeyi…
Sevmek için yaratmıştır sevilenleri! .
Gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmıştır “aşk”ı yaşattıklarını! ..
Avam anlamaz ve bilmez bu aşkı! . Bunun aşk olduğunu! ..
Oysa gerçek “aşk” O’nun ateşine pervane gibi atılıp; varlığını O’nda yitirip; O’nun “Baki”liğini yaşattıklarıdır gerçek “aşık”lar! ..
Özel bir fıtratla gelmişlerdir onlar, “aşık” olmak için! .. Yaşamları boyunca bir değer taşımamıştır dünya ve içindekiler! ..
Sevgi aranabilir yine..........................................................sevgi görülebilir Korkusuzca say koskoca kederlerini..................................ama ben Bir kuyu bulunabilir...A.C.Z................................................görmüyorum
MUHASEBECİLER: Sevgi; geri dönüşüm sağladığı için kar oranı yüksek bir tür kredidir....
EKONOMİSTLER: Sevgi; talebin her zaman için arz'dan fazla olduğu bir alışveriştir......
MATEMATİKÇİLER: Sevgi; sonsuzluktur çünkü burada 2'nin böleni yoktur................
GEOMETRİCİLER: Sevgi; iki gönül arasındaki en kısa yoldur..........
FİZİKÇİLER: Sevgi; kalbin yoğunlaşması sonucu iki gönülün birbirine kaynaşmasıdır........
KİMYACILAR: Sevgi; iki kalbin birleşmesi sonucu ortaya çıkan reaksiyondur....
FİLOZOFLAR: Sevgi; çocuklar için oyun,gençler için zevk,yaşlılar için güvendir....
ÖĞRETMENLER: Sevgi; tekil gibi görünen ama çoğul olan,cins isim gibi görünen ama özel olan ve her cümlede anlam ifade eden bir kelimedir....
MİMARLAR: Sevgi; iki dinamik nesnenin arasında sağlam bir köprü oluşturan değerdir.....
ve BİLGİSAYARCILAR DERKİ: Sevgi; bazen iki sistemin iletişimini hızlandıran önemli bir sistem dosyası,bazen de bütün sisteminizi çökerten bir virüstür.......
[sevgi paylaşılır küçüğüm sevgi yaşanır bazen bir bardak çayda... ............................. bazen bir papatyada ............................ sevgi paylaşılır küçüğüm sevgi yaşanır.] sevgi hayatı,acıyı sevinci,mutluluğu,hüznü.. paylaşmaktır.sevgi gerçekten yaşamaktır şairin dediği gibi
Görülen iyilikler karşılığında artan sevgi ve saygı, gerçek sevgi gerçek saygı değildir. Yada; Görülen kötülükler karşılında azalan sevgi ve saygı, gerçek sevgi gerçek saygı değildir. Gerçek sevgi ve saygı iyilik veya kötülük karşısında değişmeyen aynı kalabilen sevgi ve saygıdır. Kaçımızda bu var?
sevgi gönlümüzde acan bir gül bahcesidir onun icin bakmasını bilen bir bahcıvan bulmalısın cünkü bakarsan bag olur bakmasan dağ olur sözü dogrudur benim icin sevgi benim gönlümdeki bahcedir bahcemin tek sahibi pınardır sevgi aşk bence odur
Sevgi bu dünyada boştur, Sevgi gönülde varsa hoştur. Sevgi serçe gibi minik bir kuştur. Ürkerse kaçar gider senden uzağa. Sevgi haktan gelir, Hakka giderse hoştur. Gayrisine sevgi boştur, Nefse kadınları sevmek hoştur, Nefis ile sevmek boştur
Sevgiyi tarif etmeye kalktım bu gün.Dilimde alışılmıştan farklı cümleler vardı. Herkesin anlayabileceği durulukta başladım konuşmaya. İlk cümleler klasikleşmiş demedin dinlerken. Sevgi emek, sevgi vefa, sevgi kendinden vazgeçmek, sevgi yüreğini koşulsuz vermekmiş. Sevilmek ondan daha güzel bir şeymiş. Sıcacıkmış, çocuk gibi safmış, tarafsız, korkusuz, çıkarsızmış. Sadece huzur duymakmış, içinde kocaman bir pencere doğan günü izlemekmiş her dakika. Sevgi böyle bir şeymiş meğer.
Sabah uyandığında güne sevinçle başlamakla eşmiş sevgi. Duru bir ırmak gibi çağlamakmış, hesap vermeden yüreğinin istediği yöne akmakmış
Tılsımı bozulmayan bir büyü, sonsuzluk, karşılıksız olduğunda bile güçlü kalabilen tek duygu
Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin! … Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin! .
Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler!
Beğenen sahip olmak ister…
Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna! .
Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır! . Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla! . Parasından kopamaz… Mevkiinden kopamaz… Yakınlarından kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz… “Etraf”tan kopamaz! . Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde… Eksiklikler görmeye başlar, yetersizlikler görmeye başlar… Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar… Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları! . Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur! .. Beğeniyi, sevgi sanmıştır! ..
Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde! ..
Oysa yalnızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır! . Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir…
Seven ise göze almıştır kopmayı… Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı…
Fıtratından gelir sevgi! . Kulluğu sevmek üzeredir! . Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan… O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan!
Seven, karşılıksız sever! …
Beğenen karşılığını ister! .
Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen! .. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu! .. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar… Ama pervane gibi sevemez! . atamaz kendini ateşe! .
Sevgi sonunda yanmayı getirir! .. Beğeni ise sonunda kaçmayı! .
Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür! .. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! Ve “delillik bu” derler…
Beğenme bir tür “hobi”dir! … Bazen ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl, bazen bir kaç ay! ..
Sevgi bir ömür boyudur! … Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez! . Çoğunlukla karşısındakinden yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana! .. Bazen de özünden gösterir yüzünü O! … O zaman onlar için derler ki, “Allah”a aşık oldu! ..
“Kendine seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden! … Özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri! …
Hünerlerini sergilemek için yaratmıştır herşeyi…
Sevmek için yaratmıştır sevilenleri! .
Gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmıştır “aşk”ı yaşattıklarını! ..
Avam anlamaz ve bilmez bu aşkı! . Bunun aşk olduğunu! ..
Oysa gerçek “aşk” O’nun ateşine pervane gibi atılıp; varlığını O’nda yitirip; O’nun “Baki”liğini yaşattıklarıdır gerçek “aşık”lar! ..
Özel bir fıtratla gelmişlerdir onlar, “aşık” olmak için! .. Yaşamları boyunca bir değer taşımamıştır dünya ve içindekiler! ..
Sevgi, hak edip etmediğini ya da seni sevip sevmediğini düşünmeden, ince hesaplar yapmadan, alacağın son nefesi de O'na verebilmektir.
sevgi,karşılıklı saygı ister,güven ister.en önemliside onu taşıyabilecek YÜREKister.
Karsiliksiz sevebilmek, belkide en güzeli..
sevgi...hayat kapılarının hepsini açabilen tek anahtar...
en kötü anında bile seni terketmesine izin vermeyen duygu...sıcacık bir sarılma...ve tabiki sevdiğim erkeği hatırlatıyor...
Biz yıkılmaz sevgilerin sarsılma taşlarıyız. Yüreğimizde sevda yazar, delice bağlanmayı biliriz. Aldatmayı Asla! ! !
Sevgi aranabilir yine..........................................................sevgi görülebilir
Korkusuzca say koskoca kederlerini..................................ama ben
Bir kuyu bulunabilir...A.C.Z................................................görmüyorum
İnsanoğlunun zor bulduğu,kolay kaybettiği şey.Sevgi.
Sevgi kelimesinde hayat veren bir sır var!
Onsuz olan her işte mutlaka bir kusur var!
dar bir kilifa yerlestirmek zordur sevgiyi; mesela tebessumdur sevgi...
MUHASEBECİLER:
Sevgi; geri dönüşüm sağladığı için kar oranı yüksek bir tür kredidir....
EKONOMİSTLER:
Sevgi; talebin her zaman için arz'dan fazla olduğu bir alışveriştir......
MATEMATİKÇİLER:
Sevgi; sonsuzluktur çünkü burada 2'nin böleni yoktur................
GEOMETRİCİLER:
Sevgi; iki gönül arasındaki en kısa yoldur..........
FİZİKÇİLER:
Sevgi; kalbin yoğunlaşması sonucu iki gönülün birbirine kaynaşmasıdır........
KİMYACILAR:
Sevgi; iki kalbin birleşmesi sonucu ortaya çıkan reaksiyondur....
FİLOZOFLAR:
Sevgi; çocuklar için oyun,gençler için zevk,yaşlılar için güvendir....
ÖĞRETMENLER:
Sevgi; tekil gibi görünen ama çoğul olan,cins isim gibi görünen ama özel olan ve her cümlede anlam ifade eden bir kelimedir....
MİMARLAR:
Sevgi; iki dinamik nesnenin arasında sağlam bir köprü oluşturan değerdir.....
ve BİLGİSAYARCILAR DERKİ:
Sevgi; bazen iki sistemin iletişimini hızlandıran önemli bir sistem dosyası,bazen de bütün sisteminizi çökerten bir virüstür.......
Her dilde anlaşılan tek duygu.
Her şeyin ardından elimizde kalan, kalacak olan tek şey....
[sevgi paylaşılır küçüğüm
sevgi yaşanır
bazen bir bardak çayda...
.............................
bazen bir papatyada
............................
sevgi paylaşılır küçüğüm sevgi yaşanır.]
sevgi hayatı,acıyı sevinci,mutluluğu,hüznü..
paylaşmaktır.sevgi gerçekten yaşamaktır şairin dediği gibi
İnsanı hayatta tutan sevgidir,çünkü sevgi,yaşamı sevilir kılandır.Kurtaran sevgidir,kurtarılması söz konusu olan da odur.
GÜZELLİĞİN ON PARA ETMEZ BU BENDEKİ AŞK OLMASA'
sevgi dogru kisiye dogru sekilde aktarilan guzel duygulardir ve hislerdir
Görülen iyilikler karşılığında artan sevgi ve saygı, gerçek sevgi gerçek saygı değildir.
Yada;
Görülen kötülükler karşılında azalan sevgi ve saygı, gerçek sevgi gerçek saygı değildir.
Gerçek sevgi ve saygı iyilik veya kötülük karşısında değişmeyen aynı kalabilen sevgi ve saygıdır.
Kaçımızda bu var?
sevgi gönlümüzde acan bir gül bahcesidir onun icin bakmasını bilen bir bahcıvan bulmalısın cünkü bakarsan bag olur bakmasan dağ olur sözü dogrudur benim icin sevgi benim gönlümdeki bahcedir bahcemin tek sahibi pınardır sevgi aşk bence odur
Sevgi bu dünyada boştur,
Sevgi gönülde varsa hoştur.
Sevgi serçe gibi minik bir kuştur.
Ürkerse kaçar gider senden uzağa.
Sevgi haktan gelir,
Hakka giderse hoştur.
Gayrisine sevgi boştur,
Nefse kadınları sevmek hoştur,
Nefis ile sevmek boştur
ey sevgi! biz çoktan bir oldukta o ferah limanların çevresinde yüzüyoruz.
seviince anlarsın
sevgi en insani duygulardan biri....hayvanlarda sever tabi, yinede insana çok yakşır...
sevince anlaşılır. yaşamak lazım...
Uzun vadede kazanılması kadar kaybedilmesi de zor bi hissiyat..
sanki bir eşya tarif eder gibi oldu sanırsam:D
paylaştıkça çoğalan şey
sevgi anatilmas hissetmekdir
acidir, gösyasidir,kaybetmektir....
Sevgiyi tarif etmeye kalktım bu gün.Dilimde alışılmıştan farklı cümleler vardı. Herkesin anlayabileceği durulukta başladım konuşmaya. İlk cümleler klasikleşmiş demedin dinlerken. Sevgi emek, sevgi vefa, sevgi kendinden vazgeçmek, sevgi yüreğini koşulsuz vermekmiş. Sevilmek ondan daha güzel bir şeymiş. Sıcacıkmış, çocuk gibi safmış, tarafsız, korkusuz, çıkarsızmış. Sadece huzur duymakmış, içinde kocaman bir pencere doğan günü izlemekmiş her dakika. Sevgi böyle bir şeymiş meğer.
Sabah uyandığında güne sevinçle başlamakla eşmiş sevgi. Duru bir ırmak gibi çağlamakmış, hesap vermeden yüreğinin istediği yöne akmakmış