ne olduğu bilindiği sanılan fakat hiç kimsenin bilip anlatamayacağı,ayrılığın belki en uzun ve yoğun yaşandığı,en derin yalnızlığın hissedildiği şeydir ölüm...bu dünya üzerinden DELETE olmaktır...
NE ÖLÜMDEN KORKMAK AYIP NE DE DÜŞÜNMEK ÖLÜMÜ.....(nazım hikmet) ölüm sonsuzluktur diyor eski bir çin filozofu.. yine hatırlatırım dostlar,bizi soğuk mezara atıp gittiğinde insanlar,emin olun,değişmeyen tek şey,YALNIZLIK olcaktır..
bence ölüm uyandığımız andr.uyandığımız zaman gerçek olan gerçeklerle yüzyüze gelicez.umarım hiç kimse uyandığında pişman olmaz.bu sadece bizim elimizde...
ölüm aslında herkesin yok olmak olarak bildiği bir kavramdır. aaslında ölüm bilmediğimiz sadece bize iletildiği kadar bildiğimiz bir hayatta 'YENİDEN DOĞMAKTIR' yeryüzünde hep eşitlikten söz edilir ya işte asıl eşitlik budur. insanlar vakti gelince yeniden ve sonsuz doğmak üzere tek tabut içinde toprağa aslolan gerçeğine yeniden doğmak üzere giderler işte asıl eşitlik herkesin eşit olduğu realite budur. ölüm, yeniden doğmak...
gerçek bi muamma.. sonsuz bi gizem.. çünkü hiç ölüp dirilen yok.. ölümü merak ediyorum ama bi gün nasıl olsa ölüp görücem, hiiiiiiiiç acelem yok! .. :))
Mevt(Ölüm) , vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bâkiyeye bir davettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir(başlangıcıdır) . Nasıl ki hayatın dünyaya gelmesi bir halk(yaratmak) ve takdirledir. Öyle de, dünyadan gitmesi de bir halk ve takdirle, bir hikmet ve tedbirledir. Çünkü, en basit tabaka-i hayat olan hayat-ı nebâtiyenin mevti (bitkilerin hayatının son bulması) , hayattan daha muntazam bir eser-i san'at olduğunu gösteriyor. Zira, meyvelerin, çekirdeklerin, tohumların mevti tefessühle, çürümek ve dağılmakla göründüğü halde, gayet muntazam bir muamele-i kimyeviye ve mizanlı bir imtizâcât-ı unsuriye (unsurların birleşmesi) ve hikmetli bir teşekkülât-ı zerreviyeden (zerrelerin şekillenmesi) ibaret olan bir yoğurmaktır ki, bu görünmeyen intizamlı ve hikmetli ölümü, sümbülün hayatıyla tezahür ediyor. Demek çekirdeğin mevti(ölümü) , sümbülün mebde-i hayatıdır(hayatın başlangıcıdır): belki ayn-ı hayatı hükmünde olduğu için, şu ölüm dahi hayat kadar mahlûk ve muntazamdır.
Hem zîhayat meyvelerin yahut hayvanların mide-i insaniyede ölümleri, hayat-ı insaniyeye çıkmalarına menşe olduğundan, o mevt onların hayatından daha muntazam ve mahlûk denilir.
İşte, en ednâ tabaka-i hayat olan hayat-ı nebâtiyenin mevti böyle mahlûk, hikmetli ve intizamlı olsa, tabaka-i hayatın en ulvîsi olan hayat-ı insaniyenin başına gelen mevt, elbette, yeraltına girmiş bir çekirdeğin hava âleminde bir ağaç olması gibi, yeraltına giren bir insan da âlem-i berzahta (kabire girdikten sonra kıyamete kadar devam eden hayat alemi, ebedi yolculuğun bir parçası) elbette bir hayat-ı bâkiye sünbülü verecektir.(ebedi hayat sümbülü açacaktır)
Amma mevt(ölüm) nimet olduğunun ciheti ise, çok vücuhundan (yönlerinden) dört veçhine (yönüne) işaret ederiz.
Birincisi: Ağırlaşmış olan vazife-i hayattan ve tekâlif-i hayatiyeden âzâd edip, yüzde doksan dokuz ahbabına kavuşmak için âlem-i berzahta bir visal kapısı (kavuşma kapısı) olduğundan, en büyük bir nimettir.
İkincisi: Dar, sıkıntılı, dağdağalı, zelzeleli dünya zindanından çıkarıp, vüs'atli(geniş) , sürurlu(sevinçli) , ıztırapsız, bâki bir hayata mazhariyetle, Mahbûb-u Bâkînin (Ebedi Sevgilinin) daire-i rahmetine girmektir.
Üçüncüsü: İhtiyarlık gibi, şerâit-i hayatiyeyi (hayat şartlarını) ağırlaştıran birçok esbab vardır ki, mevti, hayatın pek fevkinde(üstünde) nimet olarak gösterir. Meselâ, sana ıztırap veren pek ihtiyar olmuş peder ve validenle beraber, ceddin cedleri, sefalet-i halleriyle senin önünde şimdi bulunsaydı, hayat ne kadar nikmet(musibet) , mevt ne kadar nimet olduğunu bilecektin. Hem meselâ, güzel çiçeklerin âşıkları olan güzel sineklerin, kışın şedâidi (şiddeti) içinde hayatları ne kadar zahmet ve ölümleri ne kadar rahmet olduğu anlaşılır.
Dördüncüsü: Nevm(Uyku) , nasıl ki bir rahat, bir rahmet, bir istirahattir-hususan musibetzedeler, yaralılar, hastalar için. Öyle de, nevmin büyük kardeşi olan mevt dahi, musibetzedelere ve intihara sevk eden belâlarla müptelâ olanlar için ayn-ı nimet ve rahmettir. Amma ehl-i dalâlet için, müteaddit Sözlerde kat'î ispat edildiği gibi, mevt dahi hayat gibi nikmet içinde nikmet, azap içinde azaptır; o bahisten hariçtir.Bediüzzaman
olum siz istediginizde size gelmeyecek ne yazık ki! her an gelebilir, o yuzden her konuda hazırlıklı oldugumuz gibi, olum konusunda da hazırlıklı olmalıyız...
Ölüm her aklına geldiğinde Ah edip vah edip inleme Bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın Ecel kapını çaldığı zaman Evi telaşa verme O geldiği zaman Sen gitmiş olacaksın
ölüm=huzur! ölüm secilmisse güzeldir.özgür iradenle gidebiliryorsan karanlıga bilinmezlige guzeldir.ölüm dinle alakalı degildir.ölüm bir hadisle anlatilacak kadar basit degildir.ölüm huzura kavusmaktır
size ayrılan süre sona ermiştir. bu süre beklediğinizden kısa olabilir ve bu haksızlık canınızı sıkabilir. ama önemli olan bu süre içinde ne yaptığınız ve içine neleri sığdırabildiğizdir. çünkü bunlar sizi ölümsüz kılabilir.
sadecece gerçekten varoluş. gideceğim son nokta oluşumum, tamamlanışım. yaşam yaşadıklarım, şu an ve daha önce yaşadıklarım,acılarım, mutluluklarım, pişmanlıklarım hepsi şu andaki geçici beni nasıl oluşturuyorsa tüm yaşadıklarım beni ölüme ulaştıracak.gerçekten varoluşa, tamamlanmışlığa; çünkü ozaman yaratılış sürem tamamlanmış olacak ben ölümle varolacağım
belki 5 dakika sonra yakalayacak bizi.. belki daha önce.. ama mutlaka yakalayacak..
toprak olmak ne garip sey anne!
ölüm ölümü öldürmektir bütün sihir bu mesajın içinde deneyın bulabılırsınız
ne olduğu bilindiği sanılan fakat hiç kimsenin bilip anlatamayacağı,ayrılığın belki en uzun ve yoğun yaşandığı,en derin yalnızlığın hissedildiği şeydir ölüm...bu dünya üzerinden DELETE olmaktır...
NE ÖLÜMDEN KORKMAK AYIP NE DE DÜŞÜNMEK ÖLÜMÜ.....(nazım hikmet) ölüm sonsuzluktur diyor eski bir çin filozofu.. yine hatırlatırım dostlar,bizi soğuk mezara atıp gittiğinde insanlar,emin olun,değişmeyen tek şey,YALNIZLIK olcaktır..
inşallah korktuğum gibi değildir...
bence ölüm uyandığımız andr.uyandığımız zaman gerçek olan gerçeklerle yüzyüze gelicez.umarım hiç kimse uyandığında pişman olmaz.bu sadece bizim elimizde...
balık3 muğla
ölüm aslında herkesin yok olmak olarak bildiği bir kavramdır. aaslında ölüm bilmediğimiz sadece bize iletildiği kadar bildiğimiz bir hayatta 'YENİDEN DOĞMAKTIR'
yeryüzünde hep eşitlikten söz edilir ya işte asıl eşitlik budur. insanlar vakti gelince yeniden ve sonsuz doğmak üzere tek tabut içinde toprağa aslolan gerçeğine yeniden doğmak üzere giderler işte asıl eşitlik herkesin eşit olduğu realite budur.
ölüm, yeniden doğmak...
hakiki aleme geçiş için kesilen biletin zamanı
bu dünyada ölümden başka herşey yalan... herşeyin çaresi var ama ölüme çare yok...
bize verilen sonsuzluk nimetinin giriş kapısı,inanmak istemeyenler içinde
gerçek bi muamma.. sonsuz bi gizem.. çünkü hiç ölüp dirilen yok.. ölümü merak ediyorum ama bi gün nasıl olsa ölüp görücem, hiiiiiiiiç acelem yok! .. :))
Mevt(Ölüm) , vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bâkiyeye bir davettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir(başlangıcıdır) . Nasıl ki hayatın dünyaya gelmesi bir halk(yaratmak) ve takdirledir. Öyle de, dünyadan gitmesi de bir halk ve takdirle, bir hikmet ve tedbirledir. Çünkü, en basit tabaka-i hayat olan hayat-ı nebâtiyenin mevti (bitkilerin hayatının son bulması) , hayattan daha muntazam bir eser-i san'at olduğunu gösteriyor. Zira, meyvelerin, çekirdeklerin, tohumların mevti tefessühle, çürümek ve dağılmakla göründüğü halde, gayet muntazam bir muamele-i kimyeviye ve mizanlı bir imtizâcât-ı unsuriye (unsurların birleşmesi) ve hikmetli bir teşekkülât-ı zerreviyeden (zerrelerin şekillenmesi) ibaret olan bir yoğurmaktır ki, bu görünmeyen intizamlı ve hikmetli ölümü, sümbülün hayatıyla tezahür ediyor. Demek çekirdeğin mevti(ölümü) , sümbülün mebde-i hayatıdır(hayatın başlangıcıdır): belki ayn-ı hayatı hükmünde olduğu için, şu ölüm dahi hayat kadar mahlûk ve muntazamdır.
Hem zîhayat meyvelerin yahut hayvanların mide-i insaniyede ölümleri, hayat-ı insaniyeye çıkmalarına menşe olduğundan, o mevt onların hayatından daha muntazam ve mahlûk denilir.
İşte, en ednâ tabaka-i hayat olan hayat-ı nebâtiyenin mevti böyle mahlûk, hikmetli ve intizamlı olsa, tabaka-i hayatın en ulvîsi olan hayat-ı insaniyenin başına gelen mevt, elbette, yeraltına girmiş bir çekirdeğin hava âleminde bir ağaç olması gibi, yeraltına giren bir insan da âlem-i berzahta (kabire girdikten sonra kıyamete kadar devam eden hayat alemi, ebedi yolculuğun bir parçası) elbette bir hayat-ı bâkiye sünbülü verecektir.(ebedi hayat sümbülü açacaktır)
Amma mevt(ölüm) nimet olduğunun ciheti ise, çok vücuhundan (yönlerinden) dört veçhine (yönüne) işaret ederiz.
Birincisi: Ağırlaşmış olan vazife-i hayattan ve tekâlif-i hayatiyeden âzâd edip, yüzde doksan dokuz ahbabına kavuşmak için âlem-i berzahta bir visal kapısı (kavuşma kapısı) olduğundan, en büyük bir nimettir.
İkincisi: Dar, sıkıntılı, dağdağalı, zelzeleli dünya zindanından çıkarıp, vüs'atli(geniş) , sürurlu(sevinçli) , ıztırapsız, bâki bir hayata mazhariyetle, Mahbûb-u Bâkînin (Ebedi Sevgilinin) daire-i rahmetine girmektir.
Üçüncüsü: İhtiyarlık gibi, şerâit-i hayatiyeyi (hayat şartlarını) ağırlaştıran birçok esbab vardır ki, mevti, hayatın pek fevkinde(üstünde) nimet olarak gösterir. Meselâ, sana ıztırap veren pek ihtiyar olmuş peder ve validenle beraber, ceddin cedleri, sefalet-i halleriyle senin önünde şimdi bulunsaydı, hayat ne kadar nikmet(musibet) , mevt ne kadar nimet olduğunu bilecektin. Hem meselâ, güzel çiçeklerin âşıkları olan güzel sineklerin, kışın şedâidi (şiddeti) içinde hayatları ne kadar zahmet ve ölümleri ne kadar rahmet olduğu anlaşılır.
Dördüncüsü: Nevm(Uyku) , nasıl ki bir rahat, bir rahmet, bir istirahattir-hususan musibetzedeler, yaralılar, hastalar için. Öyle de, nevmin büyük kardeşi olan mevt dahi, musibetzedelere ve intihara sevk eden belâlarla müptelâ olanlar için ayn-ı nimet ve rahmettir. Amma ehl-i dalâlet için, müteaddit Sözlerde kat'î ispat edildiği gibi, mevt dahi hayat gibi nikmet içinde nikmet, azap içinde azaptır; o bahisten hariçtir.Bediüzzaman
olum siz istediginizde size gelmeyecek ne yazık ki! her an gelebilir, o yuzden her konuda hazırlıklı oldugumuz gibi, olum konusunda da hazırlıklı olmalıyız...
ölüm ölüm ölüm,,,
ölüm az bile metaryalist olmayana...
ölüm zaman zaman keşke dediğim bişey...
Anlayan için bir başlangıç.
korkmadığım şeylerden bi tanesi
ne olursa olsun yaşamaya mecbursun....
boşver ölümü vakti gelen zaten gider...
giden memnun ki yerinden dönen yok seferinden!
Ölüm her aklına geldiğinde
Ah edip vah edip inleme
Bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın
Ecel kapını çaldığı zaman
Evi telaşa verme
O geldiği zaman
Sen gitmiş olacaksın
Ölüm
Ölüm tatlı bir türküdür
Yanıbaşımda yatar
Güller açar
Ve ben hergün ona
Rastlarım sokaklarda.
7 Mart 2003- Münih
İsmail Korkmaz
ölüm=huzur!
ölüm secilmisse güzeldir.özgür iradenle gidebiliryorsan karanlıga bilinmezlige guzeldir.ölüm dinle alakalı degildir.ölüm bir hadisle anlatilacak kadar basit degildir.ölüm huzura kavusmaktır
onurluca,şereflice,hayatın tüm zevklerinden tatmak koşuluyla,yaşanacak bir bilinmezlik,son dur...
foyası
ömrünü
şavkır
ki
ölüm
de
özünde
aykırı
aşktır.
yasami anlamli kilan,
bazilari için ceza,bazilari için büyük ödül,
'sevgiliye' götüren yol,
herkesin bir kez tadacagi aci ya da lezzet..
ÖLÜM
çıkar karşıma yine
SEN
derim...
size ayrılan süre sona ermiştir. bu süre beklediğinizden kısa olabilir ve bu haksızlık canınızı sıkabilir. ama önemli olan bu süre içinde ne yaptığınız ve içine neleri sığdırabildiğizdir. çünkü bunlar sizi ölümsüz kılabilir.
ölum:insanların en son varacağı şey olması aksi halde doğumla birebir olmasıdır..
ölüm: gözlerimiz kapanırken,başka alemlere açılan bir kapıdır.
ölüm yeni bir doğumdur.
sadecece gerçekten varoluş. gideceğim son nokta oluşumum, tamamlanışım. yaşam yaşadıklarım, şu an ve daha önce yaşadıklarım,acılarım, mutluluklarım, pişmanlıklarım hepsi şu andaki geçici beni nasıl oluşturuyorsa tüm yaşadıklarım beni ölüme ulaştıracak.gerçekten varoluşa, tamamlanmışlığa; çünkü ozaman yaratılış sürem tamamlanmış olacak ben ölümle varolacağım