Yumdum gözlerimi Karanlıkta sen varsın Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin
Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar Şimdi orda her şey seninle başlıyor Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait Ve sana ait olmayan
Nazım Hikmet anlatılmaz ancak okunur,yaşanılır,hissedilir. Hayatında Nazım Hikmeti okumayan birisi edebiyattan uzak ve cahil bir insandır.Bu ülkeyi en çok Nazım sevdi ama bazı insanlar bunu yanlış anladı. Nazım Hikmet gibi bir şairin hayatını ve şiirlerini okuduğum için kendimle gurur duyuyorum.
Ben, bir insan, ben, Türk şairi komünist Nâzım Hikmet ben, tepeden tırnağa iman, tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret ben...
İlk siir kitabini aldim elime okudum birsey anlamadim. Döndüm bir daha okudum. Dedim bana sesleniyor. Uyuma, kalk yattigin yerden. Sömürülüyorsun, manda altina giriyorsun, uyan uyuma, baskaldir. Empeyalİst gücler geliyor seni yok etmeye. Ayak dire,teslim olma özgür olmak istiyorsan.
Bir daha bir daha okudum her okudugumda sesini duydum senin. Tek basina kalmis dek disli bir canavardin onlar icin ama yildiramamislar seni. vatanin üstüne oynanan oyunlari haber vermis, yine duymamis kimse. Kominist demisler sana, vatan haini demisler sesini kisabilmek icin demir parmakliklar ardina atmislar, ölüme terk etmisler ama yine susturamamislar seni.
Daha o zaman korkmuslar senden, Daha o zaman ezmeye kalkmislar “YİLANIN BASI KÜCÜKKEN EZILMELI “ diye ama ezememisler. Yok edememisler beynini ve nazim hikmet’i.
Ben ne zaman yolun sonunu karanlik görsen, ne zaman umutsuzluga kapilsam, hemen sarilirim siir kitaplarindan birine, okurum siirlerinden birtanesini ve dinerim kendi gercegime ve derim kendi kendime “umutsuz ve kendi karanligin icinde kaybolma lüksün yok”
Seni düsünürüm acaba NAZIM HIKMET benim icin ne demek? Siralarim kendi kendime benim icin ne demek oldugunu.
Nazim demek özgürlük demek, nazim demek vatan demek, nazim demek siir demek, nazim demek mücadele demek, nazim demek edebiyat demek, nazim demek emperyalizmi redetmek demek,nazim demek devrim demek, nazim demek TURKİYE ve TÜRKİYE’nin gercekleri demek, nazim demek insan olabilmek ve insanca yasayabilmek icin mücadele edebilmek demek. Kisaca NAZIM HIKMET demek, vatan hainlerine karsi savasmak demek.
Karşımdasın işte... Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni. Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim. Tıkandığım o an, elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte, aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım. Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan, bitti artık hepsi... Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme. Bakış açım belli oldu yine. Geride kalan, ardından bakar gidenlerin. Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan: 'Önemli olan 'zamana bırakmak' değil, 'zamanla bırakmamak'tır...' Şimdi bana, geçen o zamanın Unutulmaz sancısı kalır.
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...
gereksiz yere isim ısrafı yapmış ailesi. bir insana bir isim yeterde artar bile. hadi nazımı anladım fakat hikmeti neden koydular durduk yere. utanmasalar iki isim daha ekleyip öyle çağıracaklarmış adamı. fakat dedesi demişki yeter be çocuğu isim manyağı yaptınız size emrediyorum iki isimde durun.dedesi olmasaydı bu adamın adını zor ezberleyecektik.adamın adını öğrenirken bende zorlanacaktım. dedimya ben sarışınım diye akıl yokki öyle uzun isimleri aklımda tutamıyom işte.nazımın dedesine buradan teşekkürlerimi sunuyorum.
usta olmasydı biz siiri nasıl severdik............eger nazım olmasaydı edebiyat ve kavga hep bir parça eksik kalacaktı........kim ne derse desin,o bir efsanedir.....bir ekoldür.....tartısmasız dünyanın en büyük sairidir.....
Bu zırhları, bu orduları tanırım, benim de sularıma girdiler, benim de toprağıma asker çıkardılar geceleyin. Kanıma susamıştılar. Çalmak istiyorlardı gözlerimin nurunu, hünerini ellerimin. Döktük denize onları 1922'ydi yıllardan...
Ey beni ağzı açık dinleyen adam! Belki arkamdan bana bu kalbini haykırana -kaçık- diyen adam! Sen de eğer ötekiler gibi kazsan, bir mana koyamazsan sözlerime bak bari gözlerime; bunlar: Deli gözbebekleri! Gözbebekleri!
'Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi, ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz, telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi, seviyorum seni denizi uçakla ilk defa geçer gibi. İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldanan bir şeyler gibi, seviyorum seni 'Yaşıyoruz çok şükür! ' der gibi.'
'hoş geldin bebek yaşama sırası sende senin yolunu gözlüyor kuşpalazı boğmaca kara çiçek sıtma ince hastalık yürek enfarktı kanser filan işsizlik açlık filan tiren kazası otobüs kazası uçak kazası iş kazası yer depremi sel baskını kuraklık falan karasevda ayyaşlık filan polis copu hapisane kapısı falan senin yolunu gözlüyor atom bombası falan hoş geldin bebek yaşama sırası sende senin yolunu gözlüyor sosyalizm komünizm filan.'
'Ak bir karanfil gibi çatlayıp da çekirdek atom bahçelerine yürüyünce aydınlık, yalnız meraklıları değil, bütün insanlık şiirin aynasında kendini seyredecek.'
İşte şiir dedirten şairin büyüklüğü yanında söylenen her manasız sözün ne önemi var ki...; Sadece akılma düşürür ve gider sevdiğim bir şiiriyle anarım.. Olsa olsa buna vesile olur... :))
Rüzgâr, yıldızlar ve su. Bir Afrika rüyasının uykusu düşmüş dalgalara. Işıltılı, kara bir yelken gibi ince direğinde geminin. Geçmekteyiz içinden bir sayısız bir uçsuz bucaksız yıldızlar âleminin.
Yıldızlar rüzgâr ve su. Başüstünde bir gemici korosu su gibi, rüzgâr gibi, yıldızlar gibi bir türkü söylüyor, yıldızlar gibi rüzgâr gibi su gibi bir türkü. Bu türkü diyor ki, «Korkumuz yok! İnmedi bir gün bile gözlerimize bir kış akşamı gibi karanlığı korkunun.» Bu türkü diyor ki, «Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz ölümün önünde sigaramızı.» Bu türkü diyor ki, «Çizmişiz rotamızı dostların alkışlarıyla değil gıcırtısıyla düşmanın dişlerinin.» Bu türkü diyor ki, «Dövüşmek..» Bu türkü diyor ki, «Işıklı büyük ışıklı geniş ve sınırsız bir limana dümen suyumuzda sürüklemek denizi..» Bu türkü diyor ki, «Yıldızlar rüzgâr ve su...»
Başüstünde bir gemici korosu bir türkü söylüyor; yıldızlar gibi rüzgâr gibi, su gibi bir türkü..
nazım hikmet nasıl bir dünyada yaşadımızı gösteren birisi.hayalimizdeki memleketi yazdı.onun için savaştı ama yanlış anlaşıldı.
'Memleketimden İnsan Manzaraları.'
Bir şiir kitabının adı.
piraye...
Hainin,sahtekarın biri.
buruşuyor
hala gelmeyen mektubun avucumda
N.HİKMET RAN
Yumdum gözlerimi
Karanlıkta sen varsın
Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun
Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin
Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim
Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar
Şimdi orda her şey seninle başlıyor
Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait
Ve sana ait olmayan
Nazım Hikmet RAN
:)))
Merhaba Çocuklar
Nâzım, ne mutlu sana
cân ü gönülden,
ferah ve emin,
«Merhaba,» diyebildin.
Sene 940.
Aylardan temmuz.
Ayın ilk perşembesi günlerden.
Saat: 9.
Mektuplarınıza böyle mufassal tarih atın.
Öyle bir dünyada yaşıyoruz
ki en kalın kitaptan çok yazısı var:
ayın, günün ve saatın.
Merhaba, çocuklar.
Bir geniş
bir büyük «Merhaba» demek,
sonra bitirmeden sözümü
yüzünüze bakıp gülerek
— kurnaz ve bahtiyar —
kırpmak gözümü...
Biz ne mükemmel dostlarız ki
kelimesiz ve yazısız
anlaşırız...
Merhaba, çocuklar,
merhaba cümleten...
Nazım Hikmet
Nazım Hikmet; merhaba diyebilmektir, dostların şahsında tün dünya insanlarına sevgiyle...
Nazım Hikmet anlatılmaz ancak okunur,yaşanılır,hissedilir. Hayatında Nazım Hikmeti okumayan birisi edebiyattan uzak ve cahil bir insandır.Bu ülkeyi en çok Nazım sevdi ama bazı insanlar bunu yanlış anladı. Nazım Hikmet gibi bir şairin hayatını ve şiirlerini okuduğum için kendimle gurur duyuyorum.
Ben, bir insan,
ben, Türk şairi komünist Nâzım Hikmet ben,
tepeden tırnağa iman,
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret ben...
iyi bir şair,severek okurum.
İlk siir kitabini aldim elime okudum birsey anlamadim. Döndüm bir daha okudum. Dedim bana sesleniyor. Uyuma, kalk yattigin yerden. Sömürülüyorsun, manda altina giriyorsun, uyan uyuma, baskaldir. Empeyalİst gücler geliyor seni yok etmeye. Ayak dire,teslim olma özgür olmak istiyorsan.
Bir daha bir daha okudum her okudugumda sesini duydum senin. Tek basina kalmis dek disli bir canavardin onlar icin ama yildiramamislar seni. vatanin üstüne oynanan oyunlari haber vermis, yine duymamis kimse. Kominist demisler sana, vatan haini demisler sesini kisabilmek icin demir parmakliklar ardina atmislar, ölüme terk etmisler ama yine susturamamislar seni.
Daha o zaman korkmuslar senden, Daha o zaman ezmeye kalkmislar “YİLANIN BASI KÜCÜKKEN EZILMELI “ diye ama ezememisler. Yok edememisler beynini ve nazim hikmet’i.
Ben ne zaman yolun sonunu karanlik görsen, ne zaman umutsuzluga kapilsam, hemen sarilirim siir kitaplarindan birine, okurum siirlerinden birtanesini ve dinerim kendi gercegime ve derim kendi kendime “umutsuz ve kendi karanligin icinde kaybolma lüksün yok”
Seni düsünürüm acaba NAZIM HIKMET benim icin ne demek? Siralarim kendi kendime benim icin ne demek oldugunu.
Nazim demek özgürlük demek, nazim demek vatan demek, nazim demek siir demek, nazim demek mücadele demek, nazim demek edebiyat demek, nazim demek emperyalizmi redetmek demek,nazim demek devrim demek, nazim demek TURKİYE ve TÜRKİYE’nin gercekleri demek, nazim demek insan olabilmek ve insanca yasayabilmek icin mücadele edebilmek demek. Kisaca NAZIM HIKMET demek, vatan hainlerine karsi savasmak demek.
BİR FOTOĞRAFA...
Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan:
'Önemli olan
'zamana bırakmak' değil,
'zamanla bırakmamak'tır...'
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır.
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...
Nazım Hikmet Ran
'KEDERLENİYORUM
Bir Üsküdar balkonunda guruba karşı demlenir gibi
bu akşamüstü, Laypzig'te, tıramvay durağında
tadını çıkara çıkara, yudum yudum
kederleniyorum.'
Nazım Hikmet
'Geçmiş günün hasretini çekmem
-Yalnız bir yaz gecesi bir yana-
Ve gözümün son mavi pırıltısı bile
Gelecek günün müjdesini verecek sana...'
Nazım Hikmet
gereksiz yere isim ısrafı yapmış ailesi. bir insana bir isim yeterde artar bile. hadi nazımı anladım fakat hikmeti neden koydular durduk yere. utanmasalar iki isim daha ekleyip öyle çağıracaklarmış adamı. fakat dedesi demişki yeter be çocuğu isim manyağı yaptınız size emrediyorum iki isimde durun.dedesi olmasaydı bu adamın adını zor ezberleyecektik.adamın adını öğrenirken bende zorlanacaktım. dedimya ben sarışınım diye akıl yokki öyle uzun isimleri aklımda tutamıyom işte.nazımın dedesine buradan teşekkürlerimi sunuyorum.
'SİLAHSIZ İNSANLAR
Beş kıtanın içinden başladı sefer
Gidildi kuzeye doğru, gidildi,
Ormanlar, kayalar, göller, denizler
Şehrine varıldı, şehir yeşildi.
Bu gelenler silahsız adamlardı
Her birisi yüreğini çıkardı.
Her yürekte güzel bir şeyler vardı,
Hayata sevdalar ilan edildi.
Geceler beyazdı, gündüzler serin,
Sözleri dövdüler dan dan da din din,
Örsünde sıcacık yüreklerinin
Ölüm bu sözlerden güçlü değildi.'
Nazım Hikmet
'Gülüm, iki gözümün bebeği
ölmekten korkmuyorum,
ölmek arıma gidiyor,
onuruma yediremiyorum ölmeği.'
Nazım Hikmet
usta olmasydı biz siiri nasıl severdik............eger nazım olmasaydı edebiyat ve kavga hep bir parça eksik kalacaktı........kim ne derse desin,o bir efsanedir.....bir ekoldür.....tartısmasız dünyanın en büyük sairidir.....
'SENSİZ PARİS
Sensiz Paris, gülüm,
bir havayi fişeği
bir kuru gürültü
kederli bir ırmak.
Yıktı mahvetti beni
Paris'te durup dinlenmeden, gülüm,
seni çağırmak.'
Nazım Hikmet
İstiklal
Bu zırhları, bu orduları tanırım,
benim de sularıma girdiler,
benim de toprağıma asker çıkardılar geceleyin.
Kanıma susamıştılar.
Çalmak istiyorlardı gözlerimin nurunu,
hünerini ellerimin.
Döktük denize onları
1922'ydi yıllardan...
Mısırlı kardeşim;
şarkılarımız kardeştir,
isimlerimiz kardeş,
yoksulluğumuz kardeştir,
yorgunluğumuz kardeş.
Nazım Hikmet Ran
nazım hikmet nazım hikmettir. benim veya başka birinin onu anlatmasına gerek yok.
adam kendini anlatmış zaten bize ne söz düşsün ki
'İYİMSERLİK
Şiirler yazarım
basılmaz
basılacaklar ama
Bir mektup beklerim müjdeli
belki de öldüğüm gün gelir
mutlaka gelir ama
Ne devlet ne para
insanın emrinde dünya
belki yüz yıl sonra
olsun
mutlaka bu böyle olacak ama'
Nazım Hikmet
Mavi gözlü dev.
Ey
beni
ağzı açık
dinleyen adam!
Belki arkamdan bana
bu kalbini
haykırana
-kaçık-
diyen adam!
Sen de eğer
ötekiler
gibi kazsan,
bir mana
koyamazsan
sözlerime
bak bari gözlerime;
bunlar:
Deli gözbebekleri!
Gözbebekleri!
Nazım Hikmet
Nazım insanda olması gereken duyguların çoğunluğudur...
İnsanın Nazım derken bile yüreği ürperir... Dizelerini okurken gerçeklerle yüzyüze geliyorsun. İnsanları saklandığı göğüs kafesinin içinde çıkarıp göğün maviliklerine salıyor NAZIM USTA...
Şairliğiyle ve kişiliğiyle dünyaca tanınmış bir Komünist şairdir NAZIM HİKMET...
'Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi,
ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi,
seviyorum seni denizi uçakla ilk defa geçer gibi.
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldanan bir şeyler gibi,
seviyorum seni 'Yaşıyoruz çok şükür! ' der gibi.'
Nazım Hikmet
bence nazım hikmet çooook çooooook çooooookk çooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooooookkkkkk abartılıyor....
Kör ölmüş badem gözlü olmuş
bir sey daha var yurekler acisi
utandirir insani dusundurur
oylesinebaska bir kalp agrisi
alir beni ta bursa ya goturur.
Yesil bursa da konuk bir garip kus
otur denmis oracikta oturmus
ta yureginden bir turku tutturmus
ne guzel sey dunyada hur olmak hur
benerci jokond varan uc bedrettin
hey kahpe felek ne oyunlar ettin
en yavuz evladi bu memleketin
nazim agbey hapislerde curur
c.s.taranci
'hoş geldin bebek
yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor kuşpalazı boğmaca kara çiçek sıtma ince
hastalık yürek enfarktı kanser filan
işsizlik açlık filan
tiren kazası otobüs kazası uçak kazası iş kazası yer depremi sel
baskını kuraklık falan
karasevda ayyaşlık filan
polis copu hapisane kapısı falan
senin yolunu gözlüyor atom bombası falan
hoş geldin bebek
yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor sosyalizm komünizm filan.'
Nazım Hikmet
'Ak bir karanfil gibi çatlayıp da çekirdek
atom bahçelerine yürüyünce aydınlık,
yalnız meraklıları değil, bütün insanlık
şiirin aynasında kendini seyredecek.'
Nazım Hikmet
İşte şiir dedirten şairin büyüklüğü yanında söylenen her manasız sözün ne önemi var ki...; Sadece akılma düşürür ve gider sevdiğim bir şiiriyle anarım.. Olsa olsa buna vesile olur... :))
Rüzgâr,
yıldızlar
ve su.
Bir Afrika rüyasının uykusu
düşmüş dalgalara.
Işıltılı, kara
bir yelken gibi ince
direğinde geminin.
Geçmekteyiz içinden
bir sayısız
bir uçsuz bucaksız yıldızlar âleminin.
Yıldızlar
rüzgâr
ve su.
Başüstünde bir gemici korosu
su gibi, rüzgâr gibi, yıldızlar gibi bir türkü söylüyor,
yıldızlar gibi
rüzgâr gibi
su gibi bir türkü.
Bu türkü diyor ki, «Korkumuz yok!
İnmedi bir gün bile gözlerimize
bir kış akşamı gibi karanlığı korkunun.»
Bu türkü
diyor ki,
«Bir gülüşün ateşiyle yakmasını biliriz
ölümün önünde sigaramızı.»
Bu türkü
diyor ki,
«Çizmişiz rotamızı
dostların alkışlarıyla değil
gıcırtısıyla düşmanın
dişlerinin.»
Bu türkü diyor ki, «Dövüşmek..»
Bu türkü diyor ki, «Işıklı büyük
ışıklı geniş ve sınırsız bir limana
dümen suyumuzda sürüklemek denizi..»
Bu türkü diyor ki, «Yıldızlar
rüzgâr
ve su...»
Başüstünde bir gemici korosu
bir türkü söylüyor;
yıldızlar gibi
rüzgâr gibi,
su gibi bir türkü..
N.H.Ran