kanarız ki biz birbirine yeryüzü ve gökyüzü, akarız ki birbirine…, ve kanarsın; sen, bende bakan okyanus gözlerime, ve bir hekim tebessümüne ben de…;
boyu dahi orta yollu, bal lisanlı, serzâkir, aç bir martı kadar utangaç, müstağni ve delişmen, güleç yüzlü, gül yüzlü ve, efkârlı bir göçebe konak ateşinin közlerine inat; başına buyruk o heybetli erciyesin, doruğundan gelen kar suları kadar, coşkulu ve vefa alemi ruhlu ve, bir dergâh asudeliğindeki vadi kuytularında şırıldayıp duran, buz gibi ve içimi doyumsuz, kendiyle halvette akan, bir ince nakışlı keder deresi…, ve sevdalı süreyya gözlerin ışıltısını, ne yıldızlardan, ne aydan, ne de güneşten aldığı, bir çift buğulu, ve lapis lazuli gözde; bütün bildiklerini unutan ve, aşkı kendinde kayboluş bilen kalbiyle, bu yanık anız tarlası yüreğe ve nadasa bırakılmış gariban bir gönle, çisil çisil ve ansızın yağan bir rahmet olan, can/an;
bir dağ ardındaki cevizin, en erişilmez dalına, as uykunu kalplerin tabîbi, tatlı bir rüya dolsun gözkapaklarına…,
ey aşk; soylu sevdalara yakışmaz yalandan kefen giymeler, varsın ipil ipil yağsın üstümüze firak, nasısa gezinirsin sen bu sakar taşranın, gül bahçelerinde sağnak sağnak, ah;
kanarız ki biz birbirine yeryüzü ve gökyüzü,
akarız ki birbirine…,
ve kanarsın;
sen, bende bakan okyanus gözlerime,
ve bir hekim tebessümüne
ben de…;
boyu dahi orta yollu, bal lisanlı, serzâkir,
aç bir martı kadar utangaç, müstağni ve delişmen,
güleç yüzlü, gül yüzlü ve,
efkârlı bir göçebe konak ateşinin közlerine inat;
başına buyruk o heybetli erciyesin,
doruğundan gelen kar suları kadar,
coşkulu ve vefa alemi ruhlu ve,
bir dergâh asudeliğindeki
vadi kuytularında şırıldayıp duran,
buz gibi ve içimi doyumsuz,
kendiyle halvette akan,
bir ince nakışlı keder deresi…,
ve sevdalı süreyya gözlerin ışıltısını,
ne yıldızlardan, ne aydan, ne de güneşten aldığı,
bir çift buğulu, ve lapis lazuli gözde;
bütün bildiklerini unutan ve,
aşkı kendinde kayboluş bilen kalbiyle,
bu yanık anız tarlası yüreğe
ve nadasa bırakılmış gariban bir gönle,
çisil çisil ve ansızın yağan
bir rahmet olan,
can/an;
bir dağ ardındaki cevizin,
en erişilmez dalına,
as uykunu kalplerin tabîbi,
tatlı bir rüya dolsun gözkapaklarına…,
ey aşk;
soylu sevdalara yakışmaz
yalandan kefen giymeler,
varsın ipil ipil yağsın üstümüze firak,
nasısa gezinirsin sen bu sakar taşranın,
gül bahçelerinde sağnak sağnak,
ah;