Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? sizce ne demek, Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? size neyi çağrıştırıyor?
Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? terimi Aslı Birer tarafından tarihinde eklendi
Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? terimi Aslı Birer tarafından tarihinde eklendi
Bir şeyler girdi araya hiç hesapta olmayan
Sevgilim, seninle başka bir yerde
Belki başka bir zaman
İNSANI DEĞERSİZLEŞTİRME
Bir erkeğin kadından, kadının da erkekten değil! İnsanın, insandan beklentisi olmalı. Aksi halde iki kişinin arasındaki iletişimi sağlıklı olmayacaktır. Hiçbir insan yalancı, bencil, sahtekar, alçak, kötü birini sevemez. Bu insanın aklına hakarettir. Toplumda yaratılan yanlış öğretiler ile yıllarca kadınlar köleleştirilmeğe çalışılmış ve ikinci sınıf vatandaş olarak toplum tarafından değersizleştirilmiştir. Hem de erkekler tarafından da değil. Psikolojik olarak bu fikirleri kadınlara da empoze etmek suretiyle hemcinsleri tarafından. Kadın özgür bir bireydir. İnsan’a dair bütün kararları tek başına alabilir ve bu kararlar onu suçlu yapmaz. Kadın ya da erkek yaşadığı kötü muameleye rağmen hala “seviyorum” diyorsa bu bağımlı kişilik bozukluğudur. Tedavi gerektiren bir durumdur. Saçma sapan öğretilerle kalp ile duygusal dürtüler ile bu gerçeği kimse kafasına göre örtemez. Bilim, beyindeki bölümleri açıklar. Ne işe yaradıklarını da! He kalp beynin algısıyla biraz daha hızlı çarpar hepsi bu. Zira duygular da beyinde üretilir. Tıpkı gözün değil asıl görenin beyin olduğu gerçeği gibi.
Aslı H.Birer
Mod
2x2 dört ettiği yer Everest’in tepesi mi acaba?
Kabuğun içinde alevlendi arzu
Ben bir yangınım sen ise su
Şiiri onda biriyle yazanların çoğaldığını görüyorum. Sıkıysa felsefe çalışsınlar.kendini yaşamın kollarına bırakmış, bırakma gözü pekliğine erişmiş olanlara şiir uğrar. Şiire maruz kalırlar. Diğerleri şiir avına çıkarlar. Kendilerini vursalar iyi, sözcükleri vururlar palazlanırlar.
Yaşamın kendiliğindenliğini yaşantılayabilenler felsefenin kendiliğindenliği ile şiirlerini biler, öte yolculuklarını kendilerine özgü biçimde sürdürürler.
Şiire yakışan felsefe, ancak felsefeye yakışan şiirle buluşunca şiir titreşir.
Prof. Dr. Ahmet İnan
Aslinda seni farkli sanirdim ama,Benim icin sende onlardan birisin
Şimdilerde ne gecenin siyah’ ını, ne gündüzün ak’ ını sevesim var.
Sadece
İnsanın fendbaz’ ına sövesim var o kadar
Sağolasın Tubacığım. Hoş geldin.
Denizden mezarlar olsa gökyüzünden kayan yıldızlar için.
Aslı Birer
Yüreğine sağlık sevgili Atakızı ?
?si=YMDqzWxLmuwjqk0_
Ruh ve beden arasında fitne çıkartırım
Somatizasyonlar ile dışarıya taşarım
Yetinmem bir beden ile topluma bulaşırım
Somatizasyon; iç dünyamızdaki çatışmaların fiziksel olarak bedenimize aksetmesidir. Ve bütün toplumu etkileyen bir durumdur. “psikosomatik bozukluklar”
Denizden mezarlar olsa gökyüzünden kayan yıldızlar için.
Aslı Birer
Bazen içinize sığamadınız zamanlarda yani, gökyüzüne bakarsınız. Çünkü o vakit içiniz ancak sonsuzluğa dökülebilir. En çokta çok sevdiklerinizi gömersiniz sessiz sedasız. İşte o zaman sonsuz boşluktan bir yıldız kayar toprağa.
Denizden mezarlar olsa gökyüzünden kayan yıldızlar için.
Rahmetler olsun mekanın cennet olsun inşallah Genco Erkal
?si=FExcfWk_-9gNfEkz
Sağolun Sn.Lütfü Çiftçi :))
Sakarya Meydan Muharebesi'ne hazırlanan
Türk Başkomuta Heyeti'nin, ordu için halktan çarık ve benzeri malzemeleri istediği haberi çabucak yayıldı. (1921)
Yunan komuta heyetinin bir toplantısında Yunan albayı Kalinski bu haberi alaycı bir ifadeyle yineleyip kahkahayi bastı.
Ancak, Yunan 1.kolordu komutanı Nikolaos Trikupis bu şımarık.ve züppe albayı kaygılı bir dille uyarmak gereğini duydu; "Fazla gülmeyin Albay, unutmayın ki ayağı çıplak Türk askeri bizi iki kez yendi."
* Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman
Yolum hep aynı şey, hep çakıl hep diken; yürürdüm fakat ben mübeşşer ( müjdelenmiş) vakur.
Geçerdim hep basıp bir takım izlere’
Eğildim biraz dikkat ettim yere,
O izler benim, hep benim izlerimdi
Tevfik Fikret
Kendi açımdan bağlıyorum konuyu :
Görüşlere elbette saygı duyarım.
Ama bildiğim gibi sevmekten de asla vazgeçmem... İnadım inat :))
Benim mantığıma göre değil, sizin "hastalıklı sevgi" tanımlamanıza göre :))
“Sizin mantığınıza göre istisnasız tüm annelerin evlat sevgisi, "hastalıklı sevgi" sınıfına giriyor. “
**********
“Anne sevgisi istisnai sevgidir” bu yüzdendir tüm dünyanın ortak söylemi ve hissettikleri “hiç kimse annem gibi sevemez “
Gerçek duygular çerçevesinde herkes istediğini bulsun o zaman.
Klasik, "9 ay hakkı"nı esas alan bir savunma yapmışsınız :)) Anne hakkı elbette ödenemeyecek denli değerli ve önemlidir. Ancak, ben sevginin kategorize edilmemesi taraftarıyım ve edilemeyeceği kanısındayım.
Sevgi, iyi kötü ayırımı yapmaz. Bir Mona Lisa gülüşünü, bir bebeğin "agu"sunu, bir gün batımı güzelliğini, hünerli bir fırçadan çıkan bir tablonun coşkusunu anında hisseder ve seversiniz. Onları sevmek için iyiyi, kötüyü, teorileri, kuralları, felsefi görüşleri üst uste koyarak veya karşılaştırarak sevmeye karar vermezsiniz. Gördüğünüz anda seversiniz. Çünkü her duygu gibi sevgi de anlıktır.
“Anne sevgisi istisnai sevgidir” bu yüzdendir tüm dünyanın ortak söylemi ve hissettikleri “ hiç kimse annem gibi sevemez “ evet evlat ne kadar “mal “ olsa da!
Anne sevgisi beklentisi ile gerçek sevgi olmaz, hatta bu sizin yazdığınız tamamen kadından beklenti. Ben insan diyerek genelledim kategorize etmeden.
Gerçek sevgi, saygı ile birlikte aynı paralelde gelişir. Karşılıksız sevgi çok uzun ömürlü olmaz. Anne sevgisi farklıdır, kimse kimseyi dokuz ay karnında taşımaz, aklı baliğ olana kadar da en mükemmel şekilde hem maddesel hem manevi anlamda bakımını üstlenmez. Hatta evlat bile anneyi aynı derecede sevemez. Çünkü anne gibi onu karnında taşımamıştır. Bu yüzden birbirimizden anne ya da baba sevgisi beklemek çok büyük haksızlık olur hayat arkadaşımıza.
Ayrıca “hastalıklı sevgi “ benim mantığıma göre değil, koskoca psikiyatri ana bilim dalına ait bir konudur. Okuyan herkes bugün bu konuyu araştırıp etraflıca okumalarını öneririm. Özellikle de yirmili yaşlardaki genç arkadaşlarıma
Sizin mantığınıza göre istisnasız tüm annelerin evlat sevgisi, "hastalıklı sevgi" sınıfına giriyor. Çünkü istisnasız tüm anneler, evlatlarını, ne "mal" olduğuna bakmaksızın kayıtsız koşulsuz severler.
Sevgi, iyilikten beslenir. Sağlıklı İnsan psikolojisi kötüyü sevemez.eğer seviyorsa Bunun adı,
“ hastalıklı sevgi”dir.
Milan Kundera, bir romanında der ki;
"Beni, iyi yönlerim için seven kadını değil; yalancı, bencil, sahtekar, alçak, kötü olmama karşın hala seven kadını tercih ederim" der.
... Ben de "Aynen!" derim.
Ruhsal
(kendi içinde iyi ve kötü dengeli) ve estetik güzellik tıpkı siyah ve beyaz gibidir. Biri olmazsa diğeri yarım kalır. Dünya denge üzerine kuruludur ve bu içindeki ve dışındaki bütün zerreleri kapsar. Zıtlıklar birbirini tamamladığı gibidir,” iç ve dış güzellik.” Güzellik kavramı sadece doğa ile açıklanamazken, sadece estetik ile de açıklanamaz. İnsandaki güzelliği estetik olarak ele aldığımızda bir tablo gibi her bakışa göre farklılaşır.
(her ne kadar hatları çizilmiş olsa da)
Nesnel güzelliği zaten konuya girerken ayrı tuttum. Sadece insan denen canlıya ait güzelliği irdelemek için. İnsan bir kediden farklı, onun sadece estetik açıdan güzelliği değerlendirilir. İnsanı bu kadar önemli ve değerli kılan ondan ayıran düşüncesi ise dış görünüşü güzel olsa bile düşünceleri vasat olduğunda tam anlamıyla güzellik karamını karşılayamaz.güzellik değer yargısı, onu bir bütün olarak ele almak gerekir. Bazı değerleri tek tek açıklayabilirken, insandaki güzellik değerler bütünüdür bu yüzden de bütüncül bakılması gerekir.
Not; kimseye cevaben yazmadım, bu sayfada gerçek hesaplarınızla yazarsanız sevinirim. Anlayışla karşılayacağınızı düşünüyorum.
İyi, doğru, yararlı olan aynı zamanda güzeldir de.
İyi doğru yararlı aklı, ahlakı ifade eder.
Göze hoş içi boş güzeli, içi doluda sever mi. Seve bilir.
İçi boş biri içi dolu güzeli sevebilir mi. Sevebilir de kantarı kırılır...”
İlk önce bunlar benim sözlerim değil onu belirteyim. ve fikirlerimi şöyle açıklamak isterim. güzellik kavramını kısmen açıkladığı gibi (halk arasında iç güzellik) bütünlük ihtiva etmiyor elbette. iyi, doğru olan insan için yararlıdır diyelim. güzeli tanımlamak için ise olmazsa olmazlardan diyebilirim. ama şu denilebilir; aynı zamanda "estetik açıdan güzel anlamına gelmez." çok zararlı şeyler yapan toplum kurallarına uymayan, ruhsal yapısı itibariyle de kötücüllüğün divası bir insan da estetik açıdan güzel olmaz diyemeyiz. güzelliğe çerçeve çizdiğimizde ise bunu ancak iç ve dış güzellik olarak o çerçevenin içine yerleştirdiğimizde gerçek anlamıyla açıklamış oluruz. bir de insanın; duyularıyla algıladığı hiçbir şey aklın alanı dışında değildir. duyguları nirvana yaptıran sadece güzellik değildir. bunu güzellik ile açıklayamayız. mantığın biraz daha geri planda kalmasını ise hormon dengeleriyle ancak açıklayabiliriz.
ve konuştuğum kişiyi bilmek isterim, kendi adınızla sayfaya yazmanızı tercih ederim.
Negatif duygular ayrı fabrikanın ürünü mü? :)
“İyi, doğru, yararlı olan aynı zamanda güzeldir de.
İyi doğru yararlı aklı, ahlakı ifade eder.
Göze hoş içi boş güzeli, içi doluda sever mi. Seve bilir.
İçi boş biri içi dolu güzeli sevebilir mi. Sevebilir de kantarı kırılır...”
Dünya da denge üzerine kurulu:)
“Akıl, sevgi, saygı, merhamet, vicdan barındırmayan hiçbir "beden"i güzel olarak tanımlayamam. Güzelliği bir çift göze, bir tutam saça, alımlı bir endama sığdıramam !”
Etik, ahlak kavramı ve estetik sevgili melek. ( bütünsellik)
Her insan bir dünya tek insanı bile ansiklopedi serisiyle açıklayamam. Cahilliğim mazur görüle:)
“Güzel güzeldir kapalı bir kutunun içinde, ya da gözlerden ırak bir yerde bile.”
Evet genel hatları itibariyle çizilen ölçütler insanlar tarafından da kabul edilen estetik açısından sizin söylediğiniz gibi değerlendirilir. “Güzel, bu ölçütlere göre güzeldir”
Peki bu açıklama;
Güzel nedir?
Sorusuna tam anlamıyla cevap verebiliyor mu?
Bence veremiyor.
İşte buradaki nüans bizi düşünmeye sevk ediyor.
Çünkü değer yargıları farklıdır. Psikolojik açıdan da değerledirsek yine herkes baktığı şeyi aynı görmeyebilir. Bakış açılarının farklılığından dolayı da estetik açıdan her ne kadar belli de olsa güzellik anlayışı değişebilir.
Kaldı ki, “bütünlük ihtiva etmeyen her şey yarımdır.”
Nedir peki çizilmiş, öğretilmiş, kalıplaşmış güzellikle ilgili tüm değer yargılarını yerle bir eden düşünce?
Neden renkli gözler ve bir de çekik çekik badem badem olsa da bir süre sonra cazibesini yitirir?
Ya da, muhteşem altın orana sahip bir yüzü görüp uzaktan deli divane olupta onunla sadece birkaç kelime konuşunca sesinde ve aklında normal olmayan bir şeyler sezdiğimizde oradan uzaklaşmak ihtiyacına gireriz?
Ya da, iç güzelliği diye tabir edilen, ahlaki ve etik değerlerden yoksun olduğunu anladığımızda o güzellik bir anda siliniverir gözümüzden?
Bütünsel güzelliği bulmak zordur. Peki nedir sana göre güzellik?
Bireysel olarak değer yargılarımıza göre aradığımız kriterler olabilir mi? Bireye göre aklındaki şartları sağlayan insan güzeldir. İlla dört dörtlük olmaz kimi zaman, geriye estetik açıdan birkaç şartı sağlamış ama güzel ahlakını karşısındaki kişiye aksettirmiş bir insan kalır. Ve o insanın yarım kalan parçalarını da bizler tamamlarız.
bağlanmayacaksın bir şeye,
öyle körü körüne.
“o olmazsa yaşayamam” demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela.
o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle
o daha az sever seni,
senin onu sevdiğinden...
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince,
çok ait de olmazsın hem.
(.....)
çok sahiplenmeden,
çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın.
ucundan tutarak…
- Bağlanmayacaksın, Can Yücel