Yalak; hayvanlarin su ictigi sey, kurun Yalaka; guce menfaate tapan insansi sey, bir nevi kurum Yalak ve yalaka arasinda bir tercih yapmam gerekseydi yalak olmayi tercih ederdim. En azindan varliga faydali bir islevim olurdu.
Churchill ölüm döşeğindeyken en yakın arkadaşı "son bir söz etmeyecek misin diye" sormuş, "hayatım boyunca kaygılandığım şeylerin %99'u gerçekleşmedi" cevabını vermiş.
Seçtiğin yaşam yolunda bir gün kırılırsan, incinirsen yokluğumda; kalbinin sesini dinle can. Seni, beni bıraktığın yere getirecektir... Ben kalbinin kırıklarını toplarken sen de hüznümü dağıtırsın belki... Olur ya bir tadım mutluluk vardır senli benli bir yarında...
Sakın aldırma çocukluğuma çekme gölgeni üzerimden Yüzümü ellerinin arasına alsan Taze mezara düşen hıçkırık gibi Bükük dudağımdan düşer de Kurumuş avuçlarında Okyanus olur gözlerim
Uzak... Gözünü korkutmasın, cesaretini topla ve ayağa kalk. İnancına sığın, azminle ve cesaretinle ilk adımını at ve yürü. Göreceksin attığın her adımda yakın olacak sana o uzak... Korkma, kalk ve yürü aydınlığına...
Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın, Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır, Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez....
Birden durdu adam... ve baktı... derin derin karşısındaki gözlere... güzeldi kadın ama çok güzeldi... gülen gözleriyle, ay parlaklığındaki duru ve masum yüzünde, şefkat ve merhamet adeta tebessüm ediyordu.... Usulca yaklaştı ve sordu adam kadına: “Sevdam olurmusun? O derin bakışların içerisinde kaybolan kadın duraksadı ve gülümsedi bilmeden; “Sevdan olurum ama ya sen hasretim olursan? Diye sordu adama korkuyla... Adama sustu bir süre... “Sevdama ateş olup yakamam” dedi kendinden emin bir ses tonuyla... Gülümsedi kadın bütün masumiyetiyle.... “ Ya sevdam ateş olurda yakarsa seni... dedi titrek sesiyle... Duraksadı Adam, sustu ve yutkundu... “Ben yanarım sevdamın ateşiyle, ya sen... yanarmısın benim hasretimle? Diye sordu kadına... Sustu kadın... baktı derin derin, gözlerine derin derin bakan o gözlere... Bu suskunluğun, bu sessizliğin içinde büyüyen kocaman sevgiyi kelimelere, cümlelere, kitaplara sığdıramayan insana o kocaman sevgiyi üç harfle anlattı ve öğretti o derin bakışların içinde saklı olan ilahi güç... AŞK... AŞK hayattır. Hayat menzili uzun bir yoldur. Zordur, dikenlidir, kıştır, borandır ama aynı zamanda bahardır... ancak herşeye rağmen yaşamaya değer ve güzeldir...
Susmak bu kadar yorucuydu madem, konuşacaksın, yazacaksın, anlatacaksın ve paylaşacaksın ki yorulmayasın, incinmeyesin, kırılmayasın... Direneceksin hayata inançlarınla, düşüncelerinle ve eylemlerinle. Kavga edeceksin karanlıkla, başka türlü çıkamazsın aydınlığa... Hayatta paylaşmak güçtür, mutluluktur, güç mutluluk, mutluluk paylaşmaktır. Yersiz kırgınlıkların üzüntülerini yaşamak, acizliktir, zayıflıktır.
Bu kadar özenti, bu kadar taklitçi olacağına adam olsaydı, keşke kendi olsaydı...
Üstün şişmiç, alttan vuramadıkları için...
Ha ben ha aşmım...Bu defa aşkım olsun...
Sahte figürler, sahte umutlar...
"Tadı yok sensiz geçen, ne baharın ne yazın
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın..."
Yalak; hayvanlarin su ictigi sey, kurun
Yalaka; guce menfaate tapan insansi sey, bir nevi kurum
Yalak ve yalaka arasinda bir tercih yapmam gerekseydi yalak olmayi tercih ederdim.
En azindan varliga faydali bir islevim olurdu.
Churchill ölüm döşeğindeyken en yakın arkadaşı "son bir söz etmeyecek misin diye" sormuş, "hayatım boyunca kaygılandığım şeylerin %99'u gerçekleşmedi" cevabını vermiş.
sana bişeyler oldu adını koyamıyorum.sonra bana da bişeyler oldu bilmediğim...herhalde insanlar birbirine böyle yabancılaşıyor be canım.
seviye düştü mü...
Kaptan iyilikler seninle olsun, herkese selam.
Seçtiğin yaşam yolunda bir gün kırılırsan, incinirsen yokluğumda; kalbinin sesini dinle can. Seni, beni bıraktığın yere getirecektir...
Ben kalbinin kırıklarını toplarken sen de hüznümü dağıtırsın belki... Olur ya bir tadım mutluluk vardır senli benli bir yarında...
Sakın aldırma çocukluğuma
çekme gölgeni üzerimden
Yüzümü ellerinin arasına alsan
Taze mezara düşen hıçkırık gibi
Bükük dudağımdan düşer de
Kurumuş avuçlarında
Okyanus olur gözlerim
Güray ilham...
Tutunamadığın dalda yaprak olmaya çalışma Kimseye zorla sevdiremezsin kendini..!!
Günaydın canım, gri kentin şairi.
Rastgele, aniden ya da şaşırtıcı bir şekilde oldu. Bu kadar basit.
Geçmiş tozdur,üfle gitsin!!
Kaptan sağlığına dikkat et, kirle dolu atmosferi en azından nikotinsiz solumak. Yapabileceğim sadece bu senin için.
Yüzüme bakıyorsun ama içinde birşeyler bana sırtını dönmü?*
Uzak... Gözünü korkutmasın, cesaretini topla ve ayağa kalk. İnancına sığın, azminle ve cesaretinle ilk adımını at ve yürü.
Göreceksin attığın her adımda yakın olacak sana o uzak...
Korkma, kalk ve yürü aydınlığına...
Nefsine kapılıp koştuğun şu dünya da ruhuna baktın mı hiç neden hüzün içinde diye?
Hiç düşündün mü ölümü ansızın çıkar da gelir diye?
Bedensel özür engel değildir sevmeye, sevilmeye... Özür kalpte olursa eğer engeldir insana, insanlığa ve hayata dair herşeye...
“Birisi bizim buzumuzu eritmeye başlayıncaya kadar; ne kadar “donmuş” olduğumuzu asla anlayamayız.”
Hep yanyana olun, ama birbirinize fazla sokulmayın,
Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da ayrıdır,
Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez....
Hayat bazan çok sıkıcı oluyor, lakin aklıma sevdiklerim gelince bir tatlı sevinç kaplıyor ruhumu... Birde sevildiklerim olsaydı...
Hayatını değiştiren bilgi hangi kitapta bilemezsin, o yüzden okumaya devam et...
Bir simit ve çay tadında yaşamak
Yaşamak yoksulluğun sofrasını
Büyük bir gönül zenginliği edasında
Adım adım yaklaşan ölümün kıyısında
yaşlanmanın en dramatik belirtisi nedir bilir misiniz? en sevdiğiniz şeylerin veya insanların bile artık sizi heyecanlandırmıyor oluşu.
Sevmek eyleme dönüşmedikçe anlam kazanmaz.
Birden durdu adam... ve baktı... derin derin karşısındaki gözlere... güzeldi kadın ama çok güzeldi... gülen gözleriyle, ay parlaklığındaki duru ve masum yüzünde, şefkat ve merhamet adeta tebessüm ediyordu....
Usulca yaklaştı ve sordu adam kadına:
“Sevdam olurmusun?
O derin bakışların içerisinde kaybolan kadın duraksadı ve gülümsedi bilmeden;
“Sevdan olurum ama ya sen hasretim olursan? Diye sordu adama korkuyla...
Adama sustu bir süre...
“Sevdama ateş olup yakamam” dedi kendinden emin bir ses tonuyla...
Gülümsedi kadın bütün masumiyetiyle....
“ Ya sevdam ateş olurda yakarsa seni... dedi titrek sesiyle...
Duraksadı Adam, sustu ve yutkundu...
“Ben yanarım sevdamın ateşiyle, ya sen... yanarmısın benim hasretimle? Diye sordu kadına...
Sustu kadın... baktı derin derin, gözlerine derin derin bakan o gözlere...
Bu suskunluğun, bu sessizliğin içinde büyüyen kocaman sevgiyi kelimelere, cümlelere, kitaplara sığdıramayan insana o kocaman sevgiyi üç harfle anlattı ve öğretti o derin bakışların içinde saklı olan ilahi güç... AŞK...
AŞK hayattır. Hayat menzili uzun bir yoldur. Zordur, dikenlidir, kıştır, borandır ama aynı zamanda bahardır... ancak herşeye rağmen yaşamaya değer ve güzeldir...
Susmak bu kadar yorucuydu madem, konuşacaksın, yazacaksın, anlatacaksın ve paylaşacaksın ki yorulmayasın, incinmeyesin, kırılmayasın... Direneceksin hayata inançlarınla, düşüncelerinle ve eylemlerinle. Kavga edeceksin karanlıkla, başka türlü çıkamazsın aydınlığa... Hayatta paylaşmak güçtür, mutluluktur, güç mutluluk, mutluluk paylaşmaktır. Yersiz kırgınlıkların üzüntülerini yaşamak, acizliktir, zayıflıktır.