şu sahtekâr ve sefil dünyada, ne gönlümde gam ne de gözümde nem var, değil mi ki iç sesleri duyan bir yâr var,
mavi bilyedeki tüm paralel ve meridyenlerin huzuru kesişiyor içimde, okyanuslar ve kıtalar aşıyorum, göz açıp kapayıncaya dek, fora yelkenlerim, kâşif; aşk…,
geçen kimi bir çift gün olur ki, kimse bilmez kaç seneye tekâ/bül eder derkene, heceyi /bûl olacakken /bül yapmak, katil bir devriğin dil cinayetinin neticesidir, ve habil/ kardeşi değil maktulüdür kabilin, ki celladına aşıklar okur yazar olabilseydi hakikatte, içinde tekâ/bûl geçen cümleleri, komik bulur muydu hiç,
ve şimdi bu sorunun cevabını ise muhtemelen ikimizde biliyoruz aziz dostum, bir ömre, bir nesle bedel olur bazen; aşk…,
demiyorum ki bu aşkın vicdan muhasebesinin, hesap hareketlerini analiz etmek, harcınız değildir sizin, aşkın mevzuatını fasıl fasıl sizden biriktirdim, biraz şımartılmıştım yalnızca tarafınızdan hocam, o kadar, ve biliniz ki kabahatim, başımı taştan taşa vurdukça, kalp ağrımı ne yapsam ne yapsam, dindirememek oldu, muallim; aşk…,
böyle demli bir halin geçtiğini yeryüzünden, bilmeye hakları var mı acaba gelecek nesillerin bilmiyorum,
bencillik mi acaba insanlarla paylaşmamak, bu senkronize dizeleri…, mahrem bırakılıp, mezara bir adım kala mı, gün yüzüne çıkmalılar, ya da; mesela iki nüsha çoğaltılsalar ne olur mu, iki arada bir derede; aşk…,
serilip güne bırakılmış meyvelerin, kurumakta olan son dokularının şırası kadar mayhoş ve ballı bir yürekle yazılan bu mahrem dizeler, simmsiy/ah sayfalarda ve erguvan bir iklimin, harfleriyle okunacak ölüm günü; /ah…
ölü serinliğinde geçerken zaman ve vakit dolsun için soluklanırken, ki beklenirken örtüsü gecenin, boşalmış bir kamu binasındaki, mesaisi bitememiş bir bürokratın, içinde bulunduğu sessizlik, teselli edilebilir mi…, milletten ve memleketten bîhaber olur bazen de aşk…,
Medeniyet, Çağdaşlık iki sinsi kelime Okuyunca Hak verdim Şair Mehmet Akif'e Ağızlar hamal olmuş taşır hamallar küfe Vav'ı; Nun'u, yemişler Hasret kaldık Elif'e
İkra bismi Rabbike; Oku, dik durup oku Müslüman'ın duruşu zalime verir korku Allah; azze ve celle, var eden yoktan çoğu Hey çağdaş demokrasi Hasret kaldı Elif'e
Elif'i tanımanın yaşı on iki olmuş! ! ! Yaş, fidan delikanlı, Beyni çağdışı dolmuş Kime dert yanayım ki! Herkes medeni olmuş Batı'ya; esir, düştü. Hasret Kaldık Elif'e...
İlyas Kılınçarslan şairin yüreğine sağlık nede güzel anlatmış..
'...işe önce ruh dünyamızın genetik kodları olan, İslam harflerinden başlandı ki; anlam haritamız tarûmar olsun, böylece etrafımızda olup bitenleri kalın bir sis perdesinden izleyelim, sonucunda da sergilenen ihanetleri göremez bilemez olalım istendi...'
Ancak Türkçe için arap harflerinin kullanımı uygun değildi..KATILMIYORUM.. zira osmanlıcada türkçe kelimeyi karşılayacak her harf mevcuttu..elbette harf inkilabını yapanlar kendilerinden önceki kullanılan alfabeyi ve kişileri eğitimsizlikle suçlayacaklardı..bundna daha normal ne olabilirdi..
türkiye müslümanlarının dertsizleşmesinin, umursamazlığının, neredeyse bir asırdır çektiği ıstırabın mimarı harf devrimidir.
kılık kıyafet devriminde bir çok münevver istiklal mahkemelerinde haklarında hüküm verildikten sonra mahkemesi yapılmış, ekserisi idam edilmiş, kabirleri tahrip edilmiş, halkın her kesimi öylesine sindirilmiş ki, halk tarafından 1926'da frenk mukallitliğine gösterilen tepkiye nazaran 1928'de kuran alfabesi'nin resmi olarak kaldırılmasına neredeyse hiç tepki gösteril(e) memiş.
ve o sindirilmişlik hala devam ediyor maalesef. 'kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum' demiş ama akif, uzun zamandır müslümanların çoğunluğu onu yalancı çıkarma yarışında...
'Atatürk bizi bir gecede cahil bıraktı' diyenler de vardı....... Ancak Türkçe için arap harflerinin kullanımı uygun değildi... Ayrıca harf devrimi sayesinde çok düşük seviyedeki okuma-yazma oranı kat ve kat arttı...[yani harf devrimiyle zaten %3 lük bir kesim cahil bırakıldı doğru, ama bu seviye kısa sürede latin harfleri sayesinde %20lere çıktı]
Bîhaber
şu sahtekâr ve sefil dünyada,
ne gönlümde gam ne de gözümde nem var,
değil mi ki iç sesleri duyan bir yâr var,
mavi bilyedeki tüm paralel ve meridyenlerin
huzuru kesişiyor içimde,
okyanuslar ve kıtalar aşıyorum,
göz açıp kapayıncaya dek,
fora yelkenlerim, kâşif; aşk…,
geçen kimi bir çift gün olur ki,
kimse bilmez kaç seneye tekâ/bül eder derkene,
heceyi /bûl olacakken /bül yapmak,
katil bir devriğin dil cinayetinin neticesidir,
ve habil/ kardeşi değil maktulüdür kabilin,
ki celladına aşıklar okur yazar olabilseydi hakikatte,
içinde tekâ/bûl geçen cümleleri,
komik bulur muydu hiç,
ve şimdi bu sorunun cevabını ise
muhtemelen ikimizde biliyoruz aziz dostum,
bir ömre,
bir nesle bedel olur bazen; aşk…,
demiyorum ki bu aşkın vicdan muhasebesinin,
hesap hareketlerini analiz etmek,
harcınız değildir sizin,
aşkın mevzuatını fasıl fasıl sizden biriktirdim,
biraz şımartılmıştım yalnızca tarafınızdan hocam,
o kadar,
ve biliniz ki kabahatim,
başımı taştan taşa vurdukça,
kalp ağrımı ne yapsam ne yapsam,
dindirememek oldu,
muallim; aşk…,
böyle demli bir halin geçtiğini yeryüzünden,
bilmeye hakları var mı acaba
gelecek nesillerin bilmiyorum,
bencillik mi acaba insanlarla paylaşmamak,
bu senkronize dizeleri…,
mahrem bırakılıp, mezara bir adım kala mı,
gün yüzüne çıkmalılar, ya da;
mesela iki nüsha çoğaltılsalar ne olur mu,
iki arada bir derede; aşk…,
serilip güne bırakılmış meyvelerin,
kurumakta olan son dokularının
şırası kadar mayhoş ve ballı bir
yürekle yazılan bu mahrem dizeler,
simmsiy/ah sayfalarda ve erguvan bir iklimin,
harfleriyle okunacak ölüm günü;
/ah…
ölü serinliğinde geçerken zaman
ve vakit dolsun için soluklanırken,
ki beklenirken örtüsü gecenin,
boşalmış bir kamu binasındaki,
mesaisi bitememiş bir bürokratın,
içinde bulunduğu sessizlik,
teselli edilebilir mi…,
milletten ve memleketten bîhaber olur
bazen de aşk…,
'Eternal Sunshine of the Spotless Mind' (2004)
Michel Gondry
'West of Zanzibar' (1928)
Tod Browning
'The Unknown' (1927)
Tod Browning
Medeniyet, Çağdaşlık iki sinsi kelime
Okuyunca Hak verdim Şair Mehmet Akif'e
Ağızlar hamal olmuş taşır hamallar küfe
Vav'ı; Nun'u, yemişler Hasret kaldık Elif'e
Elif çubuk gibidir dik duruştur manası
Ah okuyup öğrensek siler gönülden pası
İşte Medeni Vahşet; Irak’ta, demokrasi
Mazlumların silahı Hasret kaldık Elif'e
İkra bismi Rabbike; Oku, dik durup oku
Müslüman'ın duruşu zalime verir korku
Allah; azze ve celle, var eden yoktan çoğu
Hey çağdaş demokrasi Hasret kaldı Elif'e
Elif'i tanımanın yaşı on iki olmuş! ! !
Yaş, fidan delikanlı, Beyni çağdışı dolmuş
Kime dert yanayım ki! Herkes medeni olmuş
Batı'ya; esir, düştü. Hasret Kaldık Elif'e...
İlyas Kılınçarslan
şairin yüreğine sağlık nede güzel anlatmış..
'Die Büchse der Pandora' (1928)
Georg Wilhelm Pabst
...
Yeni çirkine mahkum, eskisi güzellerin;
Allah kuluna hakim, kulları heykellerin!
...
'...işe önce ruh dünyamızın genetik kodları olan, İslam harflerinden başlandı ki; anlam haritamız tarûmar olsun, böylece etrafımızda olup bitenleri kalın bir sis perdesinden izleyelim, sonucunda da sergilenen ihanetleri göremez bilemez olalım istendi...'
evladı ana babasına yabancılaştıran hareketlerin ilk durağı....
Ancak Türkçe için arap harflerinin kullanımı uygun değildi..KATILMIYORUM..
zira osmanlıcada türkçe kelimeyi karşılayacak her harf mevcuttu..elbette harf inkilabını yapanlar kendilerinden önceki kullanılan alfabeyi ve kişileri eğitimsizlikle suçlayacaklardı..bundna daha normal ne olabilirdi..
türkiye müslümanlarının dertsizleşmesinin, umursamazlığının, neredeyse bir asırdır çektiği ıstırabın mimarı harf devrimidir.
kılık kıyafet devriminde bir çok münevver istiklal mahkemelerinde haklarında hüküm verildikten sonra mahkemesi yapılmış, ekserisi idam edilmiş, kabirleri tahrip edilmiş, halkın her kesimi öylesine sindirilmiş ki, halk tarafından 1926'da frenk mukallitliğine gösterilen tepkiye nazaran 1928'de kuran alfabesi'nin resmi olarak kaldırılmasına neredeyse hiç tepki gösteril(e) memiş.
ve o sindirilmişlik hala devam ediyor maalesef. 'kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum' demiş ama akif, uzun zamandır müslümanların çoğunluğu onu yalancı çıkarma yarışında...
'Atatürk bizi bir gecede cahil bıraktı' diyenler de vardı.......
Ancak Türkçe için arap harflerinin kullanımı uygun değildi...
Ayrıca harf devrimi sayesinde çok düşük seviyedeki okuma-yazma oranı kat ve kat arttı...[yani harf devrimiyle zaten %3 lük bir kesim cahil bırakıldı doğru, ama bu seviye kısa sürede latin harfleri sayesinde %20lere çıktı]
elifi vurdukları gündü..
elifin ağlayarak şın a döndüğü,kahrından kıvrılarak mime küçüldüğü gündü..harf devriminin olduğu gün..
sadece elifi vurmadılar medeniyyet uğruna medeniyyetin mimi ile dilimizide mühürlediler..
bizleri (anımsamak,kanıksamak,oturgaç öttürgeç) gibi tuhaf uyduruk kelimelere mahkum ettiler..