ey bütün rotalarımın sözleriyle istikamet bulduğu, sana attım demir ve varsın divânında boğulsun imlâsı kalemimin, ama sor bana neden, neden bir turuncu gülün suretiyle gelen, vuslat sabahının anısıyla böyle haşır neşirim…,
ah sevgili içim söyle bana; bu kendimden habersizlik gafletinden, beni paklasın istemezken teneşir bile, kurulduğun keder tahtında, bu yakınmasız halin ve asude memnuniyetli tavrın, hangi mukaddes kabulden gelir, söyle…,
ve zihnimde kandiller söndüğünde, kuytumdan bakınca insanlar, karınca misal, yüzümü cama yaslar izlerim onları, hayat; aynı filmi yüz milyon kez oynatır, herkes kendi yükünü taşır, sırtında aşını ve bir başınalığını kalbinde…,
pencereden bakar hislenirim, ufacık tefecik karınca insan…, hey hayat; ölüyorum an be an, ama sor bana neden, neden; iri tesbihler gibi akıp çenemde toplanır yaşlar, sabah namazından dağılan cami cemaatinin en arkasında kalmışlığım neden…,
gün ağarırken huzur esenin avlusunda, nicedir süren muhatapsız bir yaşama, sabır sebebinden yumuluyken çapaklı gözlerim; umur görmüş sesinden, nadaslı kalbime akan o kızıl ateş, ve işlerken içime gariplere has sesin, ah, ne vardı hiç doğmayaydı güneş…,
... güneş yakalanacaksa eğer sana söz veriyorum kopartıp her bir ışının her bir rengini sunacağım sana ve şuna inanki sevgilim şuna inan,diyeceğim, MERHABA!
güzel bir şiirin son bölümü,uygun gider diye düşündüm. aslında bu cümleyi ilk okuduğumda aklıma bu şiir geldi ve paylaşmak istedim.
ey bütün rotalarımın
sözleriyle istikamet bulduğu,
sana attım demir
ve varsın divânında boğulsun imlâsı kalemimin,
ama sor bana neden,
neden bir turuncu gülün suretiyle gelen,
vuslat sabahının anısıyla böyle haşır neşirim…,
ah sevgili içim söyle bana;
bu kendimden habersizlik gafletinden,
beni paklasın istemezken teneşir bile,
kurulduğun keder tahtında,
bu yakınmasız halin ve
asude memnuniyetli tavrın,
hangi mukaddes kabulden gelir,
söyle…,
ve zihnimde kandiller söndüğünde,
kuytumdan bakınca insanlar,
karınca misal,
yüzümü cama yaslar izlerim onları,
hayat;
aynı filmi yüz milyon kez oynatır,
herkes kendi yükünü taşır,
sırtında aşını ve bir başınalığını kalbinde…,
pencereden bakar hislenirim,
ufacık tefecik karınca insan…,
hey hayat;
ölüyorum an be an,
ama sor bana neden,
neden;
iri tesbihler gibi akıp çenemde toplanır yaşlar,
sabah namazından dağılan cami cemaatinin
en arkasında kalmışlığım neden…,
gün ağarırken huzur esenin avlusunda,
nicedir süren muhatapsız bir yaşama,
sabır sebebinden yumuluyken çapaklı gözlerim;
umur görmüş sesinden,
nadaslı kalbime akan o kızıl ateş,
ve işlerken içime gariplere has sesin,
ah,
ne vardı hiç doğmayaydı güneş…,
...
güneş yakalanacaksa eğer
sana söz veriyorum
kopartıp her bir ışının
her bir rengini sunacağım sana
ve şuna inanki sevgilim
şuna inan,diyeceğim,
MERHABA!
güzel bir şiirin son bölümü,uygun gider diye düşündüm. aslında bu cümleyi ilk okuduğumda aklıma bu şiir geldi ve paylaşmak istedim.
geceleyin gökyüzünden canım
güneş topla bnm için
Nazım'ın değil, Ülkü Tamer'in şiiri. Evet, Nazım'ın şiirleri harika. Ülkü Tamer de iyi bir şair.
En zor ve en kolay istek..
inadına topla! ....hayat senin hayatın! ....doğru yoldasın 'yeğen'......-
;)) ...Pp
güzel şarkı.. ii de okumuş..
Ne muhtesem bir talep degilmi? ? ? ? keske toplayabilseydik günesi, ve verebilseydik sevdigimize.... sule
Seher yeli çık dağlara
Güneş topla benim için
Haber ilet dört diyara canım
Güneş topla benim için
Umutların arasından
Kirpiklerin karasından
Döşte bıçak yarasından canım
Güneş topla benim için.
Bir Zülfü Livaneli şarkısı...