"İnanma yalandır yalan gülerim Sen dudaklarımda bir iki hece Ben kadere çoktan beri küserim Yağmur olur ince ince her gece Yastığıma damla damla düşerim."
"Gün biter gülüşün kalır bende Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır Yarım kalan bir şiir belki de Kapanmaz gülüşünün açtığı yara Uçurum olur cellat olur her gece”
"Aman vermez karanlıklar içindesin Hangi perdeyi aralasan gece Hangi kapıyı çalsan sessizlik Gel de inancını kaybetme Tanrı' ya Deli divane olma gel de...
Nereye baksan o zifir karanlık Bir meşale gibi yanar yüreğinde Taştan bir kalabalık bütün insanlar Gel de yüceliğine inanma kaderin Durup durup ağlama gel de..."
Gece, etrafı karanlığa gömerek içimizdeki çocukluk korkularını uyandırır, yalnızlıktan ve tanımadıklarımızdan ne kadar korktuğumuzu hatırlatır bize. Bu hayaletleri alt etmeyi başarırsak gündüz karşımıza çıkanları da kolaylıkla alt edebiliriz.
Tek kişilik bir oda. Duvarı baştan sona çevrelemis ayna. Diğer duvarda ise bir doğa resmi. Bir iki kanaldan fazlasını çekmeyen televizyon . Meyve ve bolca limonu barındıran buzdolabı. Bir küçük Şifonyer. Çekmecesinde kitaplar. Karışık gözyaşlarıyla ıslanmış seccade. Kimbilir kimlerin garipçe ellerinin değdiği tesbih. Gece sessizlik entarisini giymiş. Bir nefes arayışında kulaklar. Kapıda dikilip ,uzaktan bakacak hemşireyi dahi gözler , beklemekte ..Yalnızca dışarıdan aranılabilecek telefonun sesi ,özlemin, hasretin yüreği hoplatışı gibi. Odasının kapısını açıp , başını uzatıp sadece koridorlardan geçecek insanların , o tak tak tak yere vuran ayakkabılarının sesini duymak. Ya da Odasından çıkıp , yanındaki kendi gibi atom almış hastanın kapısına kulak verip onun nefes alış verişinin sesini duymak. Sessizliğe bürünmüş gecede ,hastahanelerde , bir ses vardır yüreği ferahlatan . Tüm koridorlarda yankılanan ,duvarlara gölgesinin dahi sesi düşen ,tak tak tak tak ... Uzun ,upuzun olsun ne olur____
"İnanma yalandır yalan gülerim
Sen dudaklarımda bir iki hece
Ben kadere çoktan beri küserim
Yağmur olur ince ince her gece
Yastığıma damla damla düşerim."
* Inilti, Bedia Tuncer
"sağır bir günün sonunda
dilsiz bir gece
sarıp sarmalıyor seni,
gökyüzü gıcırtıyla kapanıyor üstüne...
bak ömrün yarılandı,
karanlığı kullanmayı öğrenmelisin,
yazısı akmış ıslak bir sayfa elinde,
tara bere içinde morarıyor şiirlerin..."
* Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok
"Saatler hüzünle ilerledikçe
Ağır bir kabusu andıran gece
Arttırır ruhumun dinmez yasını..."
* Ahmet Hamdi Tanpınar
"Gün biter gülüşün kalır bende
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
Yarım kalan bir şiir belki de
Kapanmaz gülüşünün açtığı yara
Uçurum olur cellat olur her gece”
* Gidersen Yıkılır Bu Kent
/ Ahmet Telli
"her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece...
sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim, sokağı devriyeler basar
bir de gülüşün eklenir kimliğime..."
* Belki Yine Gelirim
/ Ahmet Telli
kadehime gece koy ey saki
koynuna gireceğim istanbul'un
usulca...
tercihimi kalbimde taşıyorum
zenci bir tebessüm benimkisi işte
biraz ölüm kokuyorum,
biraz toprak...
kadehime gece koy ey saki
biraz gül kokusu
biraz aşk..."
* Kadehime Gece Koy Biraz
/ İlhami Atmaca
"Geceleri dışarı baktığımda, dünyada ne bir kötülüğün ne de bir acının olamayacağını sanıyorum... Sonra gün ağarıyor." *Jane Austen
"gözlerin ki,
gece donanmasıdır
yoksul ve yabancı mısralarımın..."
* Şehrayin Şarkıları, Nurullah Genç
"...ben her gece o saatlerde
seni yaşar ve seni düşünürüm
hayal içinde perişan yürürüm
sen de karanlığın sustuğu yerde
beni unutma..."
* Beni Unutma
/ Ümit Yaşar Oğuzcan
"Sabah yüzündür,
Akşam yüzünü dönüşün,
Gece, bıraktığın boşluktur ardında..."
* Yolculuk, Şükrü Erbaş
"geceye sadık kalır
gizli yüreğim,
ve gecenin kızı olan
yaratıcı sevgiye..."
* Geceye Övgüler, Novalis
"Aman vermez karanlıklar içindesin
Hangi perdeyi aralasan gece
Hangi kapıyı çalsan sessizlik
Gel de inancını kaybetme Tanrı' ya
Deli divane olma gel de...
Nereye baksan o zifir karanlık
Bir meşale gibi yanar yüreğinde
Taştan bir kalabalık bütün insanlar
Gel de yüceliğine inanma kaderin
Durup durup ağlama gel de..."
* Karanlık Aman Vermiyor
/ Ümit Yaşar Oğuzcan
"Ah, pek az gece
böyle uzun ve yeterlidir
bunca arzuya..."
* Utku, Francesco Petrarca
"Bir tek gece vardır insanın hayatında,
Ömür boyu sürer nöbeti..."
* Gece Nöbeti, Murathan Mungan
"yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin,
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..."
* Gece Nöbeti, Murathan Mungan
"Gün ışığı tuzaktır, kör eder...Yaşamın anlamı gece sorgulanır."
* Ressamın İsyanı, Gündüz Vassaf
Bütün beyazları birleşse dünyanın,
yine siyah mı doğar gece?
* Alova, Erdal Alova
işte bu gece
en hüzünlü şiirleri yazabilirim,
içimdeki yaradan beri
asık suratlıdır kalemim,
içimdeki yardan beri
âşık suratlıdır kalemim!
* Asık Suratlı Kalem, Önder Çakırtaş
Gece, etrafı karanlığa gömerek içimizdeki çocukluk korkularını uyandırır, yalnızlıktan ve tanımadıklarımızdan ne kadar korktuğumuzu hatırlatır bize. Bu hayaletleri alt etmeyi başarırsak gündüz karşımıza çıkanları da kolaylıkla alt edebiliriz.
* Aldatmak, Paulo Coelho
Gece karanlığından korkmuyorsak, aydınlığın dostu olduğumuzdandır.
* Aldatmak, Paulo Coelho
Ansızın çıkagelir pişmanlık;
hep gece vakti ve davet edilmeden...
* Ermiş / Halil Cibran
O anda farkettim, ümitsizlerin kalbinden de karanlıktı gece... * Sabahattin Ali
Gittiğinde, gece nasıl da çağrıştırırdı hüznü...
günler çabucak geçip gidiyor,
gecelerse uzun mu uzun
ve ben nasıl da yorgun...
* Aşk, Rabindranath Tagore
Anladık aşıksın
Gece gündüz onu düşünüyorsun
Belki gelir diye...
Onu bekliyorsun bulvarda her akşam
Geceleri de uyku tutmuyor gözlerini
Meydan saati misin be adam...
* Şiir Denizi, Ümit Yaşar Oğuzcan
Tek kişilik bir oda. Duvarı baştan sona çevrelemis ayna. Diğer duvarda ise bir doğa resmi. Bir iki kanaldan fazlasını çekmeyen televizyon . Meyve ve bolca limonu barındıran buzdolabı. Bir küçük Şifonyer. Çekmecesinde kitaplar. Karışık gözyaşlarıyla ıslanmış seccade. Kimbilir kimlerin garipçe ellerinin değdiği tesbih.
Gece sessizlik entarisini giymiş. Bir nefes arayışında kulaklar. Kapıda dikilip ,uzaktan bakacak hemşireyi dahi gözler , beklemekte ..Yalnızca dışarıdan aranılabilecek telefonun sesi ,özlemin, hasretin yüreği hoplatışı gibi.
Odasının kapısını açıp , başını uzatıp sadece koridorlardan geçecek insanların , o tak tak tak yere vuran ayakkabılarının sesini duymak. Ya da Odasından çıkıp , yanındaki kendi gibi atom almış hastanın kapısına kulak verip onun nefes alış verişinin sesini duymak.
Sessizliğe bürünmüş gecede ,hastahanelerde , bir ses vardır yüreği ferahlatan . Tüm koridorlarda yankılanan ,duvarlara gölgesinin dahi sesi düşen ,tak tak tak tak ... Uzun ,upuzun olsun ne olur____
biraz üşüdüm, yoruldum ama değdi..
şimdi huzurla uyma vakti :)
Yürümek insana yakışan en güzel eylem
Bir de geceyi doladın mı koluna...
Abdulvahab Delibaşın 2000 yılından beri Adanada yaptığı radyo programının adı