kurduğum ilk göz temasım, şehri kaplayan dumanlı bakışlarınaydı ilk, ve hakikatin rengi siy/ah nazarın, yurdundan uzaklarda, gurbet vazifeli sesine karışıyordu…;
oysa göz göze gelmeye korkuyor ve, canım sana feda olsun demeyen kalbimden ve destursuz dilimden mahcuptum…,
asırlar önce başıma gelmiş gibiydi, /herşeyliğin…;
o puslu ve kıyama hasret meydanı sarmıştı yedi yönden muhabbet, ne akrep, ne de yelkovanın, nerelerde gezdiğini bilmiyordum, dijital çağın saatleriniyse zaten sallamıyordum, ki sarkaçsızdılar…;
foucault sarkacı.. umberto eco'nun romanı olmakla birlikte..
1850 lerde foucault paris'teki pantheon'un kubbesine 67 m uzunluğunda bir sarkaç astı. sarkaç topu her salınımda yaklaşık 1 cm presesyon yaptı. bu, dünyanın gerçekten döndüğüne dair doğrudan ilk delildi..
kurduğum ilk göz temasım,
şehri kaplayan dumanlı bakışlarınaydı ilk,
ve hakikatin rengi siy/ah nazarın,
yurdundan uzaklarda,
gurbet vazifeli sesine karışıyordu…;
oysa göz göze gelmeye korkuyor ve,
canım sana feda olsun demeyen kalbimden
ve destursuz dilimden mahcuptum…,
asırlar önce başıma gelmiş gibiydi,
/herşeyliğin…;
o puslu ve kıyama hasret meydanı
sarmıştı yedi yönden muhabbet,
ne akrep, ne de yelkovanın,
nerelerde gezdiğini bilmiyordum,
dijital çağın saatleriniyse zaten sallamıyordum,
ki sarkaçsızdılar…;
foucault sarkacı.. umberto eco'nun romanı olmakla birlikte..
1850 lerde foucault paris'teki pantheon'un kubbesine 67 m uzunluğunda bir sarkaç astı. sarkaç topu her salınımda yaklaşık 1 cm presesyon yaptı. bu, dünyanın gerçekten döndüğüne dair doğrudan ilk delildi..