hiç mi seçilmezsin sen gecenin derin ve çivit mavisi karanlığına asılmış, kandiller arasından; hiç aşk… hep mi utangaç ve keşfedilme dertlisi ve saklısın,
sürekli sende olan gözlerime bir bak, çık ortaya; hırka… ceket… parka… tam üç perdeyle örtülüsün, kendine bürünüksen de sararsın yine de sana medyun ve senden mahrum olan divâneni, üşümesin elleri, ayakları, burnu ve ruhu diye, diye sen aşk…
bilirim, ama; evet işte bir ama daha ki, gür çayırların bezediği bir dalgalı tepede, görüş mesafesini sıfırlayan, akça dumanlı ve puslu; bulut bulut bir beyazlıkta, çenemden süzülen yağmur sularıyla, sırılsıklam sarılabilseydim sana aşk… senelerce kanal kanal pislik akmış bir tuhaf körfez denizi, kesilmesi sonrasında kirliliğin tedricen, hani kendini temizleyip nasıl yeniden ma/ss/mavi olabiliyorsa, sende öyle arındır seni senden, sende aşk, seni senden… ah
çivit
hiç mi seçilmezsin sen gecenin derin ve
çivit mavisi karanlığına asılmış,
kandiller arasından; hiç aşk…
hep mi utangaç ve
keşfedilme dertlisi ve saklısın,
sürekli sende olan gözlerime bir bak,
çık ortaya; hırka… ceket… parka…
tam üç perdeyle örtülüsün,
kendine bürünüksen de sararsın yine de
sana medyun ve
senden mahrum olan divâneni,
üşümesin elleri, ayakları, burnu ve ruhu diye,
diye sen aşk…
bilirim, ama;
evet işte bir ama daha ki,
gür çayırların bezediği bir dalgalı tepede,
görüş mesafesini sıfırlayan,
akça dumanlı ve puslu;
bulut bulut bir beyazlıkta,
çenemden süzülen yağmur sularıyla,
sırılsıklam sarılabilseydim sana aşk…
senelerce kanal kanal pislik akmış
bir tuhaf körfez denizi,
kesilmesi sonrasında kirliliğin tedricen,
hani kendini temizleyip
nasıl yeniden ma/ss/mavi olabiliyorsa,
sende öyle arındır seni senden,
sende aşk, seni senden…
ah