evet; çizgisi orta yerde, bağnazıyım gerçek hayatın…, peki şimdi söyle güzel kardeşim, tam olarak sen neredesin, bak kaç ömürdür buradayım, bu denizin karşısında…, ve ne kadar zaman oldu, yine hiçliğimle bekliyorum, kıpırdamadan, eylemsiz seni…; intiharı seçmiş bir balina kadar ölü, kıyıya vurmuş ve cansız…,
denizdeyim…, tam karşısında, kıpırtısızlığını delecek ilk dalgayı yakalamak için, gözlerimi kırpmadan bekliyorum…, kafamı kaldırıp bir an göğe baksam, yine orada kim olsa bilir, o şımarık, tembel ve inatçı bulut…,
sahi şu içi geçmiş dünyanın tepesindeki bulutlar renk değişmez mi hiç, hep o puslu gri, /kaç gündür aralıksız yağan rahmetten/ ki bir iç ses daha evet, sıkılmaz mı hiç bu inatçı bulut çakılı kalmaktan, ve hep aynı hoşnutlukta…;
renklerden gri, gri, gri, kaç fitten bana bakar sorsan, /hey; hep maviyi bekleyen, /çekil aşağımdan; ki deniz suyu, köpük, bulanık burnumun ucu…;
tertemiz bir su ya da size görünen bu; bir avuç toprak, avucun içindeki toprağın suya boşaltılması ve bir belirsizlik: bulanık Bulanık suda balık avlanmaz Bulanık suda yüzülmez Bulanık suda açılınılmaz İnsanların bazıları da bulanıktır; onlara sır verilmez, dost edinilmez; çünkü bulanık olan insanın içinden ne çıkacağı belli değildir
evet;
çizgisi orta yerde,
bağnazıyım gerçek hayatın…,
peki şimdi söyle güzel kardeşim,
tam olarak sen neredesin,
bak kaç ömürdür buradayım,
bu denizin karşısında…,
ve ne kadar zaman oldu,
yine hiçliğimle bekliyorum,
kıpırdamadan, eylemsiz seni…;
intiharı seçmiş bir balina kadar ölü,
kıyıya vurmuş ve cansız…,
denizdeyim…,
tam karşısında,
kıpırtısızlığını delecek ilk dalgayı yakalamak için,
gözlerimi kırpmadan bekliyorum…,
kafamı kaldırıp bir an göğe baksam,
yine orada kim olsa bilir,
o şımarık,
tembel ve inatçı bulut…,
sahi şu içi geçmiş dünyanın tepesindeki
bulutlar renk değişmez mi hiç,
hep o puslu gri,
/kaç gündür aralıksız yağan rahmetten/
ki bir iç ses daha evet,
sıkılmaz mı hiç bu inatçı bulut çakılı kalmaktan,
ve hep aynı hoşnutlukta…;
renklerden gri, gri, gri,
kaç fitten bana bakar sorsan,
/hey;
hep maviyi bekleyen,
/çekil aşağımdan;
ki deniz suyu,
köpük,
bulanık burnumun ucu…;
sıkılmaz mı hiç bu inatçı bulut çakılı kalmaktan,
ve hep aynı hoşnutlukta…;
renklerden gri, gri, gri,
kaç fitten bana bakar sorsan,
/hey;
hep maviyi bekleyen,
/çekil aşağımdan;
ki deniz suyu,
köpük,
bulanık burnumun ucu…;
güzel bir rüya sonunda uyandığında dışarıya ilk bakış
ekranın şu andaki görüntüsü.. :S
bulanıklık berrak olmanın zıttıdır ya, beyniniz bulanmasın. Hele ruhunuz hiç bulanmasın.
Toparlanılmıyor...
tertemiz bir su ya da size görünen bu; bir avuç toprak, avucun içindeki toprağın suya boşaltılması ve bir belirsizlik: bulanık
Bulanık suda balık avlanmaz
Bulanık suda yüzülmez
Bulanık suda açılınılmaz
İnsanların bazıları da bulanıktır; onlara sır verilmez, dost edinilmez; çünkü bulanık olan insanın içinden ne çıkacağı belli değildir