SEVMEK insan sevgiyle yaşar.. sevgiyle mutlu olur ve sevgiyle çevresini mutlu eder. İnsanlık sözlüğünde sevgi bizim canımızdır; biz birbirimizi onunla hisseder, onunla duyarız. Allah, insanları birbirine bağlama konusunda sevgiden daha güçlü bir irtibat unsuru, bir zincir yaratmamıştır. Binbir kötülüğün kol gezdiği şu kirlenmiş dünyada, her zaman temiz kalabilmiş bir şey varsa o sevgi, onca sararıp solan gülendam şeylerin yanında hiç renk atmadan güzellik ve cazibesini koruyabilmiş bir dilber varsa o da yine sevgidir.
Eğer Hakk'ın yaratma sevgisi olmasaydı, ne aylar, ne güneşler ne de yıldızlar meydana gelirdi. Kâinatlar birer sevgi şiiri, yerküre de bu şiirin kâfiyesidir.. Sevgi, en saf altınla bile tartılsa ondan ağır gelir. Zaten, dünyada hiçbir değerin, sevgiye karşı koyması ve onunla rekabet etmesi de mümkün değildir. Evet, maddenin patronları, onca gürültü, patırtı, şov ya da ihtişama rağmen gün gelmiş sermayeleri bitmiş, pazarları sona ermiş, ocakları sönmüştür ama, sevginin ateşi her zaman yanmış ve ışık olup bütün gönüllere, ruhlara akmıştır.
Muhabbet rahlesi önünde diz çöküp ömrünü sevgi meşk etmeye adamış talihliler, hiçbir zaman sözlüklerinde, kine, nefrete, gayza, yer vermemiş ve ölümleri pahasına da olsa düşmanlığa başvurmamışlardır; vurmazlar da. Onların muhabbetle iki büklüm olmuş boyunları her zaman sevgiye selam durmuş ve sevgiden başkasına kıyam etmemiştir. Bugüne kadar şeytanın en tehlikeli oyunlarını boşa çıkaran bir büyü varsa o da sevgidir. Nebiler; firavunların, nemrutların, gayız ve öfke ateşlerini sevgi kevserleriyle söndürmüşlerdir. Bütün hak dostları, şuraya-buraya saçılmış disiplinsiz ve âsi ruhları sevgiyle biraraya getirmiş ve insanî münasebetler alış verişinde buluşturmuşlardır. İnsanın insanları sevip çevresine ilgi duyması, hattâ bütün varlığı şefkatle kucaklayabilmesi, biraz da kendini bulup bilmesine, kendi özünü keşfedip Yaratıcısıyla olan münasebetini duymasına bağlıdır. O, kendi derinliklerini, kendi özündeki cevherleri duyup hissedebildiği ölçüde, aynı hususların başkalarında da bulunduğunu düşünür, hem Yaradanın hatırına hem de özünde ki cevherlere karşı kadirşinas davranma hissiyle her varlığı daha bir farklı görür daha bir farklı duyar ve daha bir faklı değerlendirir.. Mevlânâ gibi: 'Gel, gel aramıza katıl; biz Hakk'a gönül vermiş aşk insanlarıyız! Gel gel bize katıl da sevgi kapısından içeriye giriver, giriver ve evimizde bizimle beraber otur... Gel birbirimizle içten konuşalım.. (gönüllerimizle sarmaş-dolaş olalım da) kulaklardan, gözlerden gizli konuşalım.. Güller gibi dudaksız ve sessiz gülüşelim.. Tıpkı düşünce gibi dudaksız-dilsiz görüşelim.. Mademki hepimiz biriz, birbirimize dilsiz-dudaksız gönülden seslenelim.. Mademki ellerimiz kenetli, gel bu halden bahisler açalım; El-ayak, gönül hareketlerini daha iyi anlar, öyle ise gel dilimizi tutalım, titreyen gönüllerimizle konuşalım..' der ve gönül dilinden bize aşk destanlar sunar
ask aldanısı sembolize eder dünyanın en güzel duygusu olduguna inandırırız kendimizi ama aslında öyle olmadıgını anlamak fazla sürmez taaaaki ayrılıkla tanısana dek
hayatta yaşanabilinecek hem en güzel hem en aptalca şey. ama yaşanılması gerekir. aşık olduğunuzda içinizi kelebekler sarar.. onu gördüğünüzde kalbiniz hızla atmaya başlar... böyle bişey işte
yaşadığım şehirde kar yağdığı gece geç saatlerde pencereden dışarı bakarken gördüğüm elele çiftleri o soğukta dışarı çıkıp yürüyecek kadar sıcak tutan bi duygular topluluğudur aşk...
Hikmet nedir, ol dertlere sabreyledi Eyyub, Hem sırrı nedir, Yusuf için ağladı Yakub. Hasretle neden ağladılar Adem ve Havva? Kimdendi bu yıllarca süren koskoca dava?
Aşk,üç harfli bir kitap gibidir.Ya da şairi olmayan coşkulu bir şiir.Yaşandıkça değil,aslında ayrıldıkça çoğalan bir duygudur.Herşeyden önce binlerce satırla da tanımlanamayacak ama yine de kafa patlatılan bir sorudur aşk...
aşk ruhlarımızı birbirine yaklaştıran güzel bir olgu olmasına rağmen ondan çok şey beklediğimiz için çoğu zaman hüsrana uğratır. sevgi ve güven güzel kavramlar ama aşk gibi bağlayıcı bir duygu bir süre sonra bedenimizin ve ruhumuzun gelişimini engeller. ölümsüz aşk kavramı yerine kuvvetli sevgi ve güven konulabilir. insanlar arasındaki ilişkide sevgi, saygı, güven ve özveri çok önemlidir.
Burada aşkımız sona eriyor, İyi kötü günler burada bitiyor, Seni ömür boyu unutmayacağım, Her zaman seni hatırlayacağım..... Çok yakında düğünün olacak, rabbim sana mutluluklar versin.....
Gidiyor musun diye sorma bana Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, Ne de daha yaşamadığımız bu sevdayı toprağa gömmeyi Senin kadar öfkeliyim ben de. Senin kadar endişeli....
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana. Ama inandıramadım seni. Sen, sorgularken beni kafanda Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla Bir tek sözün bağlardı beni sana Oysa sen hep susmanın koynunda
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku Teslim alır bedenleride Sütten çıkmış ak kaşık değildim Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza O dünya ki bazen minicik bir odada Bazen şehrin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi.... Zaten varsın diye her şey güzeldi ama Sen buna inanmadın.Ah bu sorular.....
Yaşamak varken sevdayı delice, Niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edbilirdim seni? Ben aşk dedikçe sen,dur dedin. Ben seninleyim dedikçe Sen hayır dedin Zaten az konuşan sen Olumsuz ne kadar sözcük varsa Bulup çıkardın ortaya. Bense hiç bir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer. Nasıl değiştirmişi seni. Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte. Demek ki gitmelerin zamanı şimdi.
Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz. Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık. Gülüşlerini saklamak için bir neden kalmadı. Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.
Biliyor musun birtanem? Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma ki bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri Yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim. Ne yazık ki tozduman edemedim kuşkularını. Ne yazık ki kalamdın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde, Kokladıkça; bizi nasıl bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.
Hiç düşünmedim ki aşk nedir diye
Ne olduğunu bilmeden aradım sadece...
Ahh ne zor bu yüreğin artık birine çarpması...Ahh ne zor artık birilerinden en azından hoşlanmak...Tek anladığım; kadim dostum yalnızlık....
Aramıyorum aşkı bu dünyaya bakan gözlerle, ben aşkla birlikte kendimi kaybedeli çok olmuş...
Hiç bir şiir hiç bir şarkı hiç bir hikaye benzeşemiyor artık aşkımla...Eskilerden çalan bir kaç şarkı,bir kaç şiir yetiyor beni ağlatmaya...
Ben bunun adına aşk! aşk! dedim, aşk ne acı ne karıştırdım...
Bundan sonra tanrı gönderse bile bana aşkı, tanıyamam ki...
Ya da başkasından istemem...Herkes değersiz gözümde,onlara yakışmaz aşk sözcüğü....Bana çok yakıştı sanki(!)
Ahh benim şizofren aşkım....
SEVMEK
insan sevgiyle yaşar.. sevgiyle mutlu olur ve sevgiyle çevresini mutlu eder. İnsanlık sözlüğünde sevgi bizim canımızdır; biz birbirimizi onunla hisseder, onunla duyarız. Allah, insanları birbirine bağlama konusunda sevgiden daha güçlü bir irtibat unsuru, bir zincir yaratmamıştır.
Binbir kötülüğün kol gezdiği şu kirlenmiş dünyada, her zaman temiz kalabilmiş bir şey varsa o sevgi, onca sararıp solan gülendam şeylerin yanında hiç renk atmadan güzellik ve cazibesini koruyabilmiş bir dilber varsa o da yine sevgidir.
Eğer Hakk'ın yaratma sevgisi olmasaydı, ne aylar, ne güneşler ne de yıldızlar meydana gelirdi. Kâinatlar birer sevgi şiiri, yerküre de bu şiirin kâfiyesidir.. Sevgi, en saf altınla bile tartılsa ondan ağır gelir. Zaten, dünyada hiçbir değerin, sevgiye karşı koyması ve onunla rekabet etmesi de mümkün değildir. Evet, maddenin patronları, onca gürültü, patırtı, şov ya da ihtişama rağmen gün gelmiş sermayeleri bitmiş, pazarları sona ermiş, ocakları sönmüştür ama, sevginin ateşi her zaman yanmış ve ışık olup bütün gönüllere, ruhlara akmıştır.
Muhabbet rahlesi önünde diz çöküp ömrünü sevgi meşk etmeye adamış talihliler, hiçbir zaman sözlüklerinde, kine, nefrete, gayza, yer vermemiş ve ölümleri pahasına da olsa düşmanlığa başvurmamışlardır; vurmazlar da. Onların muhabbetle iki büklüm olmuş boyunları her zaman sevgiye selam durmuş ve sevgiden başkasına kıyam etmemiştir.
Bugüne kadar şeytanın en tehlikeli oyunlarını boşa çıkaran bir büyü varsa o da sevgidir. Nebiler; firavunların, nemrutların, gayız ve öfke ateşlerini sevgi kevserleriyle söndürmüşlerdir. Bütün hak dostları, şuraya-buraya saçılmış disiplinsiz ve âsi ruhları sevgiyle biraraya getirmiş ve insanî münasebetler alış verişinde buluşturmuşlardır.
İnsanın insanları sevip çevresine ilgi duyması, hattâ bütün varlığı şefkatle kucaklayabilmesi, biraz da kendini bulup bilmesine, kendi özünü keşfedip Yaratıcısıyla olan münasebetini duymasına bağlıdır. O, kendi derinliklerini, kendi özündeki cevherleri duyup hissedebildiği ölçüde, aynı hususların başkalarında da bulunduğunu düşünür, hem Yaradanın hatırına hem de özünde ki cevherlere karşı kadirşinas davranma hissiyle her varlığı daha bir farklı görür daha bir farklı duyar ve daha bir faklı değerlendirir.. Mevlânâ gibi: 'Gel, gel aramıza katıl; biz Hakk'a gönül vermiş aşk insanlarıyız! Gel gel bize katıl da sevgi kapısından içeriye giriver, giriver ve evimizde bizimle beraber otur... Gel birbirimizle içten konuşalım.. (gönüllerimizle sarmaş-dolaş olalım da) kulaklardan, gözlerden gizli konuşalım.. Güller gibi dudaksız ve sessiz gülüşelim.. Tıpkı düşünce gibi dudaksız-dilsiz görüşelim.. Mademki hepimiz biriz, birbirimize dilsiz-dudaksız gönülden seslenelim.. Mademki ellerimiz kenetli, gel bu halden bahisler açalım; El-ayak, gönül hareketlerini daha iyi anlar, öyle ise gel dilimizi tutalım, titreyen gönüllerimizle konuşalım..' der ve gönül dilinden bize aşk destanlar sunar
AŞK üç harfli insanı yerden yere vuran, kendinden eden, yalnızlığa atan, sefil baykuş gibi gezdiren bir kelime...........
Aşk her şeydir.Aşk her şeydir.Evet aşk olmak çom güzel ve çileli bi şeydir.[hele hele ilk aşkı anlatamıyom.
Zıkkım şey...
ask aldanısı sembolize eder dünyanın en güzel duygusu olduguna inandırırız kendimizi ama aslında öyle olmadıgını anlamak fazla sürmez taaaaki ayrılıkla tanısana dek
hayatta yaşanabilinecek hem en güzel hem en aptalca şey. ama yaşanılması gerekir. aşık olduğunuzda içinizi kelebekler sarar.. onu gördüğünüzde kalbiniz hızla atmaya başlar... böyle bişey işte
Aşk bir hiçtir.Başka bir deyişle insanların birbirlerini kandırmasıdır. Çünkü aşksızda hayat yaşanılabiliniyor.
AŞKI YAŞAMAK İÇİN SEVMEK LAZIM SEVEBİLMEK İÇİNDE ÖLMEK LAZIM ÇÜNKÜ AŞIK OLMAK ÖLMEK GİBİDİR..
suya yazı yazabilir misniz? ? ? ancak bir aşık ömrünü suya yazı yazmaya adayabilir...aşk bir saçmalık....mecnunların işi....
suya yazı yazabilir misniz? ? ? ancak bir aşık ömrünü suya yazı yazmaya adayabilir...aşk bir saçmalık....mecnunların işi....
AŞK SEVDİĞİ KİŞİNİN BÜTÜN HATALARINI,HAKARETLERİNİ,YANLIŞLARINI GÜZEL GÖRMEKTİR.BANA ÖYLE OLYO:
Aşk bence yoktur yada belkide vardırda biz gerçek aşkın ne demek oldunu bilmiyoruz
insanı kendinden eden
alıp başka naşka şehirlere bırakan
bi de bunlar yetmezmiş gibi
insanı şair yapan....
' Hic bir seysiz anlasabilecegin tek sey Ask,tir.'
Yakup icik/Almanya
yaşadığım şehirde kar yağdığı gece geç saatlerde pencereden dışarı bakarken gördüğüm elele çiftleri o soğukta dışarı çıkıp yürüyecek kadar sıcak tutan bi duygular topluluğudur aşk...
HERKESİ ÖPME,
(mahallede söz olur)
HERKESİ SEVME
(hafif mesrep olur)
HERKESE VERME;
(gönlünü)
ayıp olur
SEN YİNEE HEBENNEKAAAA
Hikmet nedir, ol dertlere sabreyledi Eyyub,
Hem sırrı nedir, Yusuf için ağladı Yakub.
Hasretle neden ağladılar Adem ve Havva?
Kimdendi bu yıllarca süren koskoca dava?
Aşk; teslim olmak demektir.
Aşk,üç harfli bir kitap gibidir.Ya da şairi olmayan coşkulu bir şiir.Yaşandıkça değil,aslında ayrıldıkça çoğalan bir duygudur.Herşeyden önce binlerce satırla da tanımlanamayacak ama yine de kafa patlatılan bir sorudur aşk...
yaşamın kendisi
yaradılış gerekçesi
yaşamın kendisini, küçük birçocuğun ellerini,karşılık beklemeden,dudağından dökülen cümlerlerdir aşk
aşk: yaşanamadıkça üstüne konuşulan
aşk: ırmağına benzer ölümün
gizemli ve görklü ırmağına
aşk: ırmağına benzer ölümün
gizemli ve görklü ırmağına
aşk çok güzel bişey ama karşılıksız olunça anlamını kaybeden çok boş bişey......
adem, bir müddet düşündü sonra, elma değil bu yediğimiz galiba,
AYVAAAAAAAAAAAAAAAA :) AY YAY :))
aşk ruhlarımızı birbirine yaklaştıran güzel bir olgu olmasına rağmen ondan çok şey beklediğimiz için çoğu zaman hüsrana uğratır. sevgi ve güven güzel kavramlar ama aşk gibi bağlayıcı bir duygu bir süre sonra bedenimizin ve ruhumuzun gelişimini engeller. ölümsüz aşk kavramı yerine kuvvetli sevgi ve güven konulabilir. insanlar arasındaki ilişkide sevgi, saygı, güven ve özveri çok önemlidir.
Burada aşkımız sona eriyor,
İyi kötü günler burada bitiyor,
Seni ömür boyu unutmayacağım,
Her zaman seni hatırlayacağım.....
Çok yakında düğünün olacak, rabbim sana mutluluklar versin.....
Gidiyor musun diye sorma bana
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu sevdayı toprağa gömmeyi
Senin kadar öfkeliyim ben de.
Senin kadar endişeli....
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana.
Ama inandıramadım seni.
Sen, sorgularken beni kafanda
Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla
Bir tek sözün bağlardı beni sana
Oysa sen hep susmanın koynunda
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku
Teslim alır bedenleride
Sütten çıkmış ak kaşık değildim
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza
O dünya ki bazen minicik bir odada
Bazen şehrin ortasında şekillendi.
Nasıl da güzeldi....
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
Sen buna inanmadın.Ah bu sorular.....
Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edbilirdim seni?
Ben aşk dedikçe sen,dur dedin.
Ben seninleyim dedikçe
Sen hayır dedin
Zaten az konuşan sen
Olumsuz ne kadar sözcük varsa
Bulup çıkardın ortaya.
Bense hiç bir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer.
Nasıl değiştirmişi seni.
Oysa hiç böyle düşünmemiştim.
Kimseye zarar vermek istemem ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki gitmelerin zamanı şimdi.
Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı
Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz.
Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık.
Gülüşlerini saklamak için bir neden kalmadı.
Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.
Biliyor musun birtanem?
Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
Sanma ki bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
Yalancı yüzlerde ararım.
Seni de götürürüm yüreğimde.
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
Ne yazık ki tozduman edemedim kuşkularını.
Ne yazık ki kalamdın bana.
Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde,
Kokladıkça; bizi nasıl bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.