Hukukun sustuğu, demokrasinin gömüldüğü ülkelerde
Sömürgeci akıl, talancı el
Ve vatanı satanlar cirit atar.
“Nasılsın?”
Diye soruyormuşsun herkese…
İnan,
Sen gideli ben, sensiz bir hiçim…
Boşluğun içindeyim, kırık ve yaralı…
“O gün, kalbinden ve aklından hiç bitmesini istemediğin sevdayı…”
Bir gün gelir, kalbinden ve zihninden silinmesini de dilersin…
Keşke sorsaydın…
Bütün umutlarını çalıp götürdüğünde,
Hiç vicdan azabı hissetti mi, diye…
Unutma, insan umut ettikçe yalnızca bir şeyleri kazanmakla kalmaz,
kendini, sabrını ve hayatın anlamını da keşfeder…
Biat edilecek biri varsa o da yaratanadır ,
yaratılana değil.
İnsan insana boyun eğmez;
çünkü kul, kula değil, hakikate secde eder.
Gerisi korkudan, çıkarından ve geçici heveslerden ibarettir…
Belki de ölümün coğrafyasında birer mülteciydik.
Sen özgürlüğe sevdalandın,
Ben ise senin geride bıraktığın acılara…
Bazen insan, illegal bir kalbe düşer.
Senin gözlerin, içimde kurulan bir oligarşi gibi;
Sessiz, güçlü ve vazgeçilmez, Roze…
Senden sonra…
Ne beynimde sana şiir yazabildim,
Ne de kendime dönebildim, Rozarya…
Her anım seninle yanıyor,
Her nefesim seni arıyor…
En acısı da şu Tamara;
insanın kendini sevdiklerine emanet ederken
içinden bir şeylerin öldüğünü
sonradan fark etmesi…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!