buz gibi akan su başında
hasret giderdik
kanyonlarda kaybolduk
yüreğin oyuntularında
ve koyaklarda kaldı sevdamız
Çimmeyi deresinde öğrendim
Ağaca çıkıp inmeyi
Ata binmeyi
Harman sürmeyi
Güzel olanı beğenmeyi
Dalında meyveyi
süsümüz
dallı güllü fistan
makyajımız
gözümüzün sürmesi
fönümüz
alelacele düzelttiğimiz
kimse
kendisini kandırmasın
algı yaratmasın
ve meseleyi çarpıtmasın
haykırıyorum
tüm insanlığa
hovardaca harcadığımız
hayatta
hata yapmak için
ne lüksümüz
ne kredimiz kalmadı
muhtemeldir ki
kapını açan
gülümseten
yüreğinin çarpmasına sebep
sana sunduğum
kucak dolusu papatyadan
halkın üstüne
hayasız bombalar yağdı
adını da
utanmadan
“küçük çocuk” koydular
sıcak bir yaz günü
bu zamana kadar
küfür nedir bilmezdim
bilsem bile etmezdim
ta ki
içselleştirinceye kederi
sevinceye seni
istemesem de
bu bozuk düzende
her gün ağzımda
yenilir yutulur olmayan
en hasından
küfürlerin bini bir para
gazete kağıdından
külahlar dolusu
çekirdek çitleyerek
paylaşırdık anı
spor ayakkabı
kot ve yeşil parkalarımızla




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!