hezeyanı bir kenara bırakıp
namerde muhtaç olmadan
ayakları yere basan
dün kurduğumuz hayallerin
ödünsüz mücadelesini verip
Ernesto Che Guevera’nın şiarıyla
aman dilemeden
pes etmeden
ödün vermeden
kul, köle olmadan
biat etmeden
yaşadıklarımızdan zevk alıp
harcanan,savrulan, tükenen yaşamda
Livaneli’nin sorduğu
“bir insan ömrünü neye vermeli” sorusuna
üretime değer katan emeği yücelterek
karanlığın en koyu olduğu anın
aydınlığa en yakın olduğu zamanın bilinciyle
aşınmasın, yıpranmasın hissettiklerimiz
sararmasın dalda yaprak
sarpa sarmasın kaygılar
sürüncemede kalmasın özlemler
karar verdiysen şayet; duraksamadan
Veysel’in deyişiyle
Nazım ustanın
“büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak” saptamasıyla
dostluğa sırtını dayayarak
omuz omuza verip, el ele tutuşarak
sımsıcak sevdaya sarılarak
al yazmalımın “emek” ustası
eskimeyen yıldızı Ahmet Mekin’i izledim
gözlerindeki ışıltıyı
yaşam sevincini
gördüm ki doksanında da olsan
dimdik duracaksın
dünyanın en zarif yaratığına,
Nazım’ca
“korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
felek dediğin nedir ki
soyut mudur, somut mu
defolu mu,mükemmel mi
görsel mi, işitsel mi
gerçeğe gözlerini yummak mı
körü körüne bağlanmak mı
gökyüzüne
bir vaveyla
bir çığlık yükselir ki
Eylül’dü
günün ortası
oracıkta yatıyordu
sevdayı teğelledim
duyguyu eledim
gökyüzünün söküğünü diktim
can suyu verdiğim çiçeğe
eğilip usulce
hatırını sordum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!