ve onca zulme direnirler
savunmasızlıklarıyla
keyfi ve tehditkar
ne ağızları var
ne dilleri
tek kelimeyle zavallılar
yapraklarını dökmüş ağaç gibiydi
çırılçıplak
su gibi akıp giden
değişime ayak direyen
hızla ilerleyen
ve hoyratça tüketilendi zaman
“eti senin kemiği benim”
“öğretmenin vurduğu yerde gül biter” den
falakaya yatırılmaya
öğretmeni görünce toz olmaktan bu güne
tezek yakılan sobalı sınıftan
kaloriferliye
yerli yersiz her konuda
fikir sahibi olacak
her şeyi bilecek
hüküm verecek kadar
cahil olamadık henüz
olmak da zor sanırım
çapraz ateşinde kaldım
sevdanın
ve ayrılığın
birinden biri vuracak
Ekim 2014
deveye cilve yap demişler
kıçıyla dokuz çadır devirmiş
hafif kalır
ülkeyi teslim ettiklerimizin
oynaşmalarının yanında
elimiz kolumuz bağlı
bıraksalar
uzanıp
güneşi tutacağız
çocuklara
pırıl pırıl
çok sevme
içselleştirme dedikçe
ayyaş sevdam
kafayı bulur
yalnızlıklarında
dünya döndükçe
yaşam sürdükçe
gün gördükçe
her gün
bir başka bilinmeze
yol alırız aheste aheste
toprağıyla yoğrulduğumuz
derelerinde ıslanıp
güneşinde yandığımız
kol kola oynayıp
ay ışıltısında
koyun koyuna yattığımız




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!