Kısacık hikaye, hayat uğruna
Çekilen acılar, tek sermayedir…
Çoğumuz teşnedir, evlat uğruna,
Harcanan ömürler, tek sermayedir.
Aranan her daim, bulunmaz imiş
Arap Ganilerin astığı astık kestiği kestik Babası Zıba Dede gibi Aşiretin beyi olamamış... Bey olma yükünü elinin tersiyle itmiş, kendini zikire, tefekküre vermiş Rahmetli Halil Dedem... Dört yiğit oğlundan birinci cihan harbinde ikisinin şehit, ikisinin gazi olarak döndüğünü görememiş... Süphandere köyünde arada bir karanlık gecelerde ışıklar inen garipler mezarlığında yeri bile belirsiz, isimsiz mekanın da yatmaktadır.... Rahmetli babam en son 1969 yılında Ay’a çığıldığı günün arefesinde ziyaret edebilmişti sadece... Oradan döndüğünde radyodan dinlemiştik ay’a çıkış macerasını insanlığın... O gece dokuz yaşımda gördüğüm rüya bir başka yerde anlatılmıştır... Bir yandan eşkiyalar, bir yandan Ermeni komitecileri, talan üstüne talan, ziyan eylenmiş bütün hayvan sürüsü... Bir koca İrebce, On’lu yaşlarda en küçük oğlu Dede... Kıran girmişti servetimize kıran... Develer, İnekler, Keçiler babamın varlığı ancak masallardaki sürüler olarak kalmıştı dilinde... İkinci Karısı Eşe analığım da ölünce Altı çocuğuna ekmek yapabilmek için buğday öğütmeye götüreceği çuval sırtında, değirmene gece gidip dönmüştü rahmetli babam... Oğlum Muhannete muhtaç eylemesin, Mevlam... Allah kimseyi gördüğünden geriye koymasın...” derdi hep... Bir eşek istemeye utanmıştı komşulardan... Babam dı, her baba gibi kahraman dı... Lakin bir başkalık vardı onun tevekkülünde, sabrında öfkesinde... “Kuzum” derdi... “Oğlum” derdi “Nebi’m” derdi canıma can katardı... Bazan “Beaaaaağ” dediğinde canımdan can giderdi... Ne zaman bey deseler anında Babamın bana kızınca “Beaaaaağ” deyişi aklıma gelir... Utanırım... Yüzüm kızarır... Canım babam keşke senin yerine beni alsaydı Mevlam diye sayıklarım hep...
.....
Köyümüzde çobanlık yapan Ömer emmi delirmişti... Ahmet Abimin damına çıkmış kollarını açmış damın kenarında koşturup duruyor, “Uçuyom.... Uçuyom diye bağırıyordu... Aşağıdan abim, yengem, yiğenlerim, Ömer emminin çocukları kimi bağırıyor, kimi yalvarıyor, o koşuyor asla durmuyor, kendince uçuyordu... Nereden geldiyse babam geliverdi “Ömeeeeerrr Aşağı in...” gözlerimle görmüştüm, Ömer emminin süt dökmüş kedi gibi boynunu büküp damdan indiğini... Kulağımla duymuştum; “Peki Dedemi bir daha çıkmam dediğini...” Elaziz tımarhanesi’ne götürürken İzbandut gibi Galip abi ve büyük oğlu Duran bir türlü Kozan’a götürememişler, Babam onu peşine takıp, Adana arabasına kadar götürmüş Adana arabasına bindirip dönmüştü... Birkaç yıl sonra iyileşip dönmüş, fazla zaman geçmeden gene kafayı bozmuştu... Babam gene Adana arabasına bindirken “Dedemmi ben dönmem hakkını helal et!..“ diyerek binmiş birkaç yıl sonra ölmüş, haberi gelmişti...
.....
Anam hep yalvarır, “Herif çocuklar korkuyor, bende korkuyorum getirme bunları...” der, “bişey olmaz...” diyerek sustururdu anamı... Belen Köy’den Gostur Ali, Örendere’den Arif emmi ikisi de biraz kırık... Arif emminin deliliği bayağı bayağı Kozan da söylenip duruyor... Bir akşam ikisini birlikte getirdi... Sabah sofradayız... Yemek bitti... Gostur ali cebinden bir sürü demir para çıkardı sayıp duruyor tekrar tekrar... Ayakta gezinen Arif emmi eline bir vurdu paralar saçıldı... Gostur emmi bir yekindi Senin ............!...... diyerek, Arif emmi de “bende senin ....!.... “ derken Babamın “Aliiiii, Ariiiif” deyişi hala kulaklarımdadır... Çok yüksek değildi sesi, bağırmıyordu... Ama sanki bir yılan ıslığı gibi bir şeydi.... O iki deli sanki erimişler birer kirtik (Sabunun küçük hali) gibi kalmışlardı.... “Tamam Dedemi tamam... “ diyerek öyle bir gidişleri vardı ki ayrı ayrı yönlere... Bir daha evimize gelememişlerdi... Bir gece sadece bir kere eve sarhoş gelmiştim diğer odada ki karyolaya zar zor atmıştım kendimi... Babamın “Avrat Nebi’mi geldi” sesini duyduğum da, dışarı çıkamamış, yatağa kusmuş, öyle sızmıştım... Bir daha asla ve asla eve sarhoşken gelememiştim... Bir başkaydı rahmetli babam... Hatırlayabildiğim kadarıyla on’dan fazla duymamıştım o “Beaaaağ” deyişini... Asker de gece nöbetlerinde bazen “Babam” diye anardım... Gece yatağından fırlar “avrat gene parası bitmiş...” diyerek para yollarmış... 10 Nisan 1988 Hayatımın o en acı günü... Yetişemedim cenazesine... Ne zaman evimize gitsem sanki balkon da şapkasıyla, yeleğiyle, şalvarıyla, boynunda poçusuyla beni bekleyen hayalini görür gibi olurum... Kolay kolay o eve gidemeyişimin tek sebebi bundandır bundan...
.....
BABAM FELEĞE ÇATMIŞ
Dedim; bir söğüt kavlat,
Harman da yaba oynat.
Babam feleğe çatmış
Analığa dert anlat.
AŞKI DERLEMEK EYLÜL
Gülmeye hasret yüzün haydi bir gülümsesin
Hayatımın sevinci, kahve rengi gözlerin…
Duy! Uzaklarda biri var hep seni sayıklıyor
Biricik diye yanıyormuş sinesinde közlerin.
(Meryemce ebemin masallarından aklımda kalan... Toprak, aynaya şöyle seslenmiş... “Bana bakacak yüzü kalmayanların, gözü hep sana döner!..)
.....
Belirsiz, sağım solum
Uyumluluk keliyim…
Aykırı boşum, dolum
Boş vermişlik yeliyim…
“Aşk
Öyle bir ağır yük bindirir’ki
Omzuna”
Allah Alllah! Allah Allah...
Teller kırdırır kopuzuna...
Sağdan bak, soldan bak...
Usta, üstat tanımam, nasipsiziz bade den
Gönüle Âb-ı Hayât, Aşk şarabı yudumu...
Parayla bulamazsın, satılmaz meyhane’den
Gönüle Âb-ı Hayât, Aşk şarabı yudumu!
..
Gözüm gibi sevdiğim, belki nasip diyerek,
ASLAN MEHMETÇİK
Allahı uğrunda can vermek için
Her zaman amade Aslan Mehmetçik...
Kitabında yazmaz, 'öleyim niçin? '
Vatana kurbandır, Aslan Mehmetçik.,
ATATÜRK GİBİ TAŞ DÜŞSÜN BAŞINIZA
(Cevat Çeçtepe Ustamıza saygılarımızla...)
Her sıkışmalarında, Gazi ATATÜRK! Ardından; ama, fakat, lakin
Ve İnönü ve CHP. şöyle, böyle herzeleri dillerinde riyakâr sakız...
Ellerinde Demokrasi lastiği çekerler her yana, nasıl kalmalı sakin,
Kanatları yok üzerimde ana, babamın
Avucundayım, maviler kıyısında…
Terk edilmiş aşiyanlar kasabasındayım
Bir zerre ümit, bir belkicik, sızısında!




-
Deli Diyorlar Bana Desinler Değişemem
-
Deli Diyorlar Bana Desinler Değişemem
-
Ömer Ulu
Tüm Yorumlarson şiirleri şairin,biraz özlem,biraz nedamet..kokuyor gibi..
yada bana öyle geldi..
yeni yeni şiirlerinizi de görmek bizi mutlu edecektir
Değerli Kardeşim;
uzun zamandan sonra şiirlerimi antoloji de paylaşmaya karar verdiğim gün senin bir şiirini okumak(ahval) hoş bir sürpriz oldu.allah yolunu ve bahtını açık kalemini daim etsin.İyi Bak kendine Nebi Bey.