Ne Civanlar Toprak Oldu Şiiri - Gökhan S ...

Gökhan Sağıt
68

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Ne Civanlar Toprak Oldu

Ne Civanlar Toprak Oldu
Nice âşık eli sazlı,
Nice civan ceylan gözlü.
Kimi hasta, kimi çırak, kimi usta,
Dünya hanı der dertli, gizli sözlü.
Yollar uzar, bitmez çile,
Hasret düşer dilden dile.
Gönül umut kapısında,
Boyun eğer bile bile.
Sazın teli sızlar derinden,
Yaralıdır tam yerinden.
Bir teselli bekler durur,
Şu ömrün geçen gününden.
Ne mahpus ne külhanlar toprak oldu,
Kimi sustu, kimi dertle doldu.
Kınalı taze gelinler,
Mihribanlar toprak oldu.
Kimi evli, kimi nişanlı,
Kimi meclislerde şanlı.
Kimi taze delikanlı,
Ne civanlar toprak oldu.
Kimi vatan borcu diye
Düştü yolların izine.
Bir selâm bırakıp ardında
Yürüdü şehitlik yurduna.
Bir ana bekler pencerede,
Gözleri yolda gecelerde.
Belki gelir diye umarken
Kaybolur sessiz hecelerde.
Bir baba susar derin derin,
Sığmaz acısı hiçbir yere.
Evladının adı dudakta,
Dönüşü kalmış bir habere.
Kimi sevdiğine kavuşmadan,
Kimi muradına eremeden.
Bir selâm bırakıp ardında
Göçüp gitti veda etmeden.
Bir gün fotoğraflar sararır,
Hatıralar sessizce kalır.
Bir zamanlar gülen yüzler,
Yürekte ince sızı olur.
Annesi hâlâ yol gözler,
Belki gelir diye bekler.
Kapı çalsa irkilerek
“Evladım mı” diye seslenir.
Mezarlıklar sessiz dolu,
Yarım kalmış nice yolcu.
Kimi sevdiğine doyamadan,
Kimi bırakmış son umudu.
Güvenme dünya malına,
Ne şanına ne de adına.
Bugün varım diyen insan,
Yarın döner toprağına.
Kınalı kuzular yürüdüler,
Al bayrağın gölgesinde.
“Vatan sağ olsun” dediler,
Kaldılar milletin dilinde.
Şehitlerin adı silinmez,
Yüreklerden hiç eksilmez.
Onlar ölmez, vatan yaşar,
Bu sevda asla bitmez.
Ne civanlar toprak oldu,
Ne sevdalar yarım kaldı.
Dün aramızda gezen canlar,
Bugün bir dua kadar yakın kaldı.
Güvenme dünya malına,
Güvenme gençlik çağına.
Bir nefestir ömür dediğin,
Döner bir gün toprağına…

Gökhan Sağıt
Kayıt Tarihi : 24.06.2026 02:37:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Ne Civanlar Toprak Oldu – Şiirin Hikâyesi Bu şiir, hayatın gelip geçiciliğini, genç yaşta toprağa düşen canların ardından kalan derin acıyı ve insanın kader karşısındaki çaresizliğini anlatmak için kaleme alınmıştır. Şair, dünyanın içinde dolaşırken gördüğü farklı hayatları bir bir gözlemler: eli sazlı âşıkları, ceylan gözlü gençleri, umutla yaşayan insanları… Her biri kendi yolunda, kendi hayaliyle vardır ama zaman, hepsini aynı sona doğru sürükler. Bu yüzden şiirde “nice civanlar toprak oldu” sözü, sadece bir ölüm gerçeğini değil; yarım kalmış hayalleri, söylenmemiş sözleri ve tamamlanamamış sevdaları da temsil eder. Şiirin içinde şehitlik vurgusu özellikle güçlüdür. Vatan için giden gençlerin ardından kalan anneler, babalar ve nişanlılar üzerinden, geride kalanların sessiz acısı anlatılır. Bir annenin pencere başında bekleyişi, bir babanın içine gömdüğü feryadı ve sevdiğine kavuşamadan giden gençlerin hikâyesi, şiirin duygusal omurgasını oluşturur. Şair burada sadece bir yas tutmaz; aynı zamanda okuyucuya hayatın geçiciliğini hatırlatır. Dünya malına, gençliğe ve şana güvenilmemesi gerektiğini söyler. Çünkü hayat bir nefes kadar kısa, insan ise bir gün mutlaka toprağa dönecek bir yolcudur. Son bölümde ise acıların içinden bir teselli doğar: Şehitlerin adları silinmez, onlar milletin hafızasında ve dualarında yaşamaya devam eder. Böylece şiir, hüznün içinde bir vatan sevgisi ve manevi bir sonsuzluk duygusuyla sona erer. Bu eser, hem bireysel acıları hem de toplumsal hafızayı bir araya getirerek, kaybedilen her canın ardından kalan sessizliği şiire dönüştürür.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!