Yaban parmaklar, gezinir cananın bağrında,
Soluğu zehir saçan, çakal sırıtışında.
Isınırız isli puslu avuçlarımızla,
Bir dilim somuna, lekelenir yar dediğin.
Bir sarsıntıda, enkazda duman olur,
Sürüklenir çamurda, hani kavi sandığın.
Barakası çökmüş sevdanın,
Simsarı, şişkin bir kodaman,
Hey gidi namert.
*
En yağmacımız,
En başta, el pençe divan tapınakta.
Şakşakçılar destan yazar,
Kışkırtılmış itler, hırlar şafakta.
Baldırı çıplaklar, kırıntı peşinde,
Terk etmiş semayı ayımız,
Baharın boyası, can çekişir.
*
Süleyman’ı tahtından, usandırır Şeddad’ın hırsı,
Batık bir bezirgan şimdi ağamız.
Söyle be pirim,
Zorbanın emrinde,
Kaç akçe eder, senin derin ilmin.
Dizginler, soysuzun elinde.
*
Cengimiz harman sonu,
Tutkumuz kaçak.
Taşa toprağa takılır, ırmağın akışı,
Kim kirletti, bu gölün dibini,
Kıyıya vuran, bu balçık da ne.
*
Bilmem ki,
Hangi yağmur, yıkar yüzümüzü.
Evrenimizi, hangi lügat parlatır,
Hangi yemin, temizler bahtımızı.
Hayalimiz gariban avuntusu,
Yalanımız gözetler karanlıkta.
Bilmem ki, hangi mağara gizler utancımızı.
*
Solmamış yapraklar,
Ezilmemiş nasırlar,
Burkulmamış bilek, kaldı mı ki alemde?
*
kıyımın hortlakları, ayaklandı yine,
Huzurun tınısını mı, sezdiler ne?
Dağ taş bitkin,
Bir karıncanın yuvasını bozanın,
Tövbesi duyulmaz derdin, ya baba.
*
İşaret et ciğerparem, işaret et,
Harla ateşi ustam, geçmesin yangınım.
Kayıt Tarihi : 11.12.2025 00:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!