Yeşil rengi nerden aldın ey yaprak?
Anamız bir, babamız bir; su, toprak,
Sen dalından, ben bedenden ayrılsak,
Gideceğiz menzil aynı, yol aynı.
Acımayıp kestiler de dal verdin,
Ummadığım bir anda, ellerimi bıraktın,
Bütün sahneler senin, son şarkını çal, söyle.
Kirpikler arkasında derin uykuya dalmış,
Bir çift mahmur göz gibi, sen de mahkum kal öyle.
Haftaları, ayları tesbih gibi çekerken,
Beni göm, üstüme dağları ört. Sensiz yaşayamam,
artık ben ölüyüm.
Issız dağlarda naçar kaldım, geri dönemem,
şimdi ben bir serseriyim.
Ne düşündüm bir bilsen dalarak o gece dağlarda,
yalnız ve çaresiz.
Bana helal oldu musalla taşı,
Artık taşıyamam bu ağır başı,
Ben zaten evvelden görmüştüm düşü,
Sen benim dostumsun musalla taşı.
Her doğan faninin uğrak yerisin,
Kapanır mı sanmıştın, kalpte açtığın yara?
Adını andıkça dil, ben hala titriyorum.
Güneşin saçlarına sevda ektiği yerde,
Nice seneler geçti, ben hala bekliyorum.
Bilirim sen de mutsuz, kafeste kuş gibisin,
Benim bu düşmanlıkla artık işim kalmadı,
Akan gözyaşlarını bir an dindirebilsem.
Koç yiğitler kayboldu, hiç mi gören olmadı,
Kuruyan dallarıma şimdi can verebilsem.
Geriye dönüp baktım, ahdller hep unutuldu,
Kuşlar dün bana seni sordular, gelip de birer birer,
Buradaydı şimdi yok, ayrılıp da gitti mi dediler?
Çok üzgündü, dalgındı son günleri zor geçti dediler,
İç çekerek bir köşede, sessizce ağlardı dediler.
Menekşeler hep seni sordular gelip de birer birer,
Sevmesini bilmedim,
Zamana baş kaldırdım.
İki aşk arasında,
Ben gönlümü çaldırdım.
Saçlarım darmadağın,
Hasret kokan yollarda yürüdüm adım adım,
Ben kendimi kaybettim mazide kaldı adım.
Yıllar bırakıp gitti nasıl dinsin feryadım?
Geçmişi arıyorum, yardım et bana Tanrım.
Buram buram kokuyor, hasretin sokaklarda,
Bir hercâi çiçektim, dağ başlarında açtım,
Yakasına takıp da, koklayanım olmadı.
Öyle yalnız kaldım ki, bir selâma muhtaçtım,
Karanlık köşelerde, yoklayanım olmadı.
Oysa benim gönlümde, her mevsim ilkbahardı,
Duygularım bir deniz, sevgim dünya kadardı,
Gönlüme gölge düştü, yapraklarım sarardı,
Vuslat limanlarında, bekleyenim olmadı.
Çıplak ayaklarımla, düştüm çöllere yaya,
Bir merhem çalamadım, sızlayan şu yaraya,
Derdimi açamadım, avuç açıp Mevlâ’ya,
Kanadını gerip de, saklayanım olmadı.
Her zaman ben hercâi, her zaman ben suçluydum,
Söylenmedik bir şarkı, bir ney kadar içliydim,
Hüküm giyene kadar inan ki sevinçliydim,
Sevda mahkemesinde, aklayanın olmadı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!