Önüne serilmiş şu sonsuz alem,
Maddeden manaya dalandır şair.
Bir elinde kağıt,birinde kalem,
Yirmidokuz harfe çobandır şair.
Sağırın kulağı, dilsizin sesi.
Eller gibi oynama,sen ağlayıp yan gönül.
Varlığa bel bağlama,yokluğa katlan gönül.
Sen bu akıl,fikirle,gezme gurur, kibirle,
Cümle esmâyı BİR’le,Tevhit’le ıslan gönül
Bir türkü dinlesem sıla üstüne,
Kanatlar takarak uçmak isterim.
Buralar dağ gibi çöker üstüme,
Gurbetten, sılama göçmek isterim.
Ben fare misali,muhannet kedi.
Varlığın her varımı aldı,perişan etti,
Belâ istekle başlar,istekler benden gitti.
Dünkü bildiklerimin hepside dünde kaldı,
Sırrını verdin bana,aklım başımdan gitti.
06.06.07
Öyle başlar var ki,başlara belâ,
Anlatan olsa da anlaya bilsem.
Benliğimi sardı ”Lâhâvlevelâ…”
Anlatan olsa da anlaya bilsem.
Bulanık beyinler nasıl durulur?
DÜNYA
Şu dünyada keyfimizce,
Gezilmiyor, gezilesi.
Sırrı neyse sizce bizce,
Çözülmüyor çözülesi.
Düzlüğüm sivri dolu,
Sivriler keskin bıçak.
Korkulu hayat yolu,
Nereye kaçılacak.
Yoksullar zâten yanmış.
Ağla bülbül ağla sus artık ötme,
Dalına konacak güller kalmadı.
Kargayla kuzgunla hasbi hâl etme,
Kuş dili konuşan diller kalmadı.
Sırtına yamalı aba giyerek.
Kafamı şişirme küflü sözünle,
Beni yalnız bırak çek git başımdan.
Sırıtma karşımda yüzsüz yüzünle,
Beni yalnız bırak,çek git başımdan.
Muhabbetin tuzsuz,sohbetin bayat.
Çok sevdiğim, bu şehirden,
Gurbet yolu görünüyor.
Buradaki, teneşirden,
Gurbet yolu görünüyor.
Az değil ki, altmış üç yaş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!