Ya aynaya bakma, ya ona inan.
Kör müsün, şaş mısın,o doğru söyler.
Katiyen aldatmaz,söylemez yalan,
Gerçek mi, düş müsün,o doğru söyler.
Çiçek mi,petek mi,arı mı,bal mı?
Dostluk bezirganı aslan hemşerim,
Dostluk var, anlamsız buyruğa benzer.
Sabıkalı dostla dolu defterim,
Dostluk var, pireli kuyruğa benzer.
Dostluk bir sözcük mü,tama mı bu mu?
Yıldızla süslenmiş bütün gök yüzü,
Ufukta doğuyor ay nazlı nazlı.
Büyüsü sararken kuytuyu düzü,
Salınıp geliyor yar nazlı nazlı.
Günün yorgunluğu günle kayboldu.
Sevda iklimine, bahar gelince,
Gül dikene güler, gülde dikene.
Gönül toprakları tava erince,
Gül dikene güler, gülde dikene.
Bülbül güle, gül dikene dolanır,
Düşman öğretiyor bana dostluğu,
Dostum diyenlere çatışım ondan.
Acâyip terbiye sarmış boşluğu,
Hayretle seyredip bakışım ondan.
Feryatlar,figanlar, ağıtlar çoksa.
Kutbu velayetle, çatılsa çatı,
Âdem’in, yeniden inşası demek.
Oradan insana, açılsa kapı,
Kalbin Zikrullah’la, ihyası demek.
Mektebi Resulde kurulan rahle,
Tan yeri ağarırken, diriliğin müjdesi,
Sineleri titretir, saba’dan ezan sesi.
Müezzin minareden, çağırırken herkesi,
--Birde özel davet var, ihlâsla gelenlere,
--Nefsine arif olup, Rabbini bilenlere
Kafatası çatlamış,fikrin çatısı çökmüş;
Basiretin gözünü,irinli yara örtmüş.
Durmadan kaşıyorlar kabuklu yaramızı;
Vurdum duymazlık bizim ağlattı anamızı.
“Sitre-tül münteha” denen tapuna,
“Hıra’dır, Sair’dir, Tur” diye geldim.
Lütfün erişince, yokluk kapına,
Şükürle, sabırla “dur” diye geldim.
Belki kerem eder, hor hakir bakmaz,
Ârif ol cehâlet dağını devir,
Önce kendine gel,sonra bize gel.
Aklını fikrini içine çevir,
Önce kendine gel,sonra bize gel.
Kaypak zeminlerden,kirli oyundan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!