Önce çercevemi hazırladım
Sonra tual bezimi gerdim
Ve tutkalını sürdüm, kuruttum
Boşuna bu ısrarın güzellik inan ki boşuna
Kalemim bugün girmeli yabancı bir yolun yokuşuna
Doğanın o şaşmaz yasasına boyun eğerek
Senin o uçucu ruhunu çizmek gerek.
Evet, zihnindeki o cömert aydınlığı biliyorum,
Günümüze ulaşan sutunlara bakıyordum
Aldı götürdü beni
Göğe yükselen bu yapının
Nerden gelmişti temel taşları
Tarihi belli olmayan binlerce asra
Ne saklıyordu muammada sır
Ne toprak karaydı o gün, ne gök karamsar
Aksine, sonsuz bir mavilikte parlıyordu zaman
Yeryüzü serilmişti boylu boyunca
Hava, taze çayırların kokusuyla bir ayin gibi doluydu
Rafa kalktı barış çaldı tamtamlar
Dünyaya meydan okuyor rusputin
Patlayacak yer arıyor silahlar
Kana susamış yakıyor ruspitin
Dünya kınamaktan öte gidemez
Sizleri görüyorum, erik ağacım, elma ağacım
Bunaldımı gölgesine kaçtığım ceviz ağacım
Susadınız mı, kurudunuz mu
Dün gece başucunda bekledim
İkimizin yerine düsündüm sabaha dek
Başım çatlayacak gibi gözlerim batıyordu
Bir avuç hap yuttum kahrederek.
Ve bugünde akşam oldu
Ruhumla arada bir dertleşiriz
O bana sabır, der ben ona neden derim
Kalbimizi insan kırar, biz sineye çekeriz
Saklarız yaramı kanasada içerden
Yolumuzu insan, bozar biz tamir ederiz.
Tadalım aydınlığı
İdrak edelim var olmayı
Bırakalım havaya karışsın duygular
Bizim işimiz renkleri saymak değil
Bizim işimiz kolamaktır renkleri
Aylak..
.
Bitmez tükenmez zordu işimiz
Alemden habersiz gözden ırak
Neşeli günler sıcak sevgimiz
Hep çalıştık gezmedik ki aylak.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!