Sözde meylederek rahmet sırrına
Beşere zulmeden özünden dönsün
El açıp yalvarıp gece semaya
Gündüz kula çile olan tez ölsün
İnceden inceye sözle zehreden
Peki, ben hiç akıl eder miydim bir gün böyle olacağını
Kocaman gövdemle övülürdüm hep
Kocaman ayaklarımla
Hiç sanar mıydım belim bükük kalacağımı
Bu titreyen bedenimin bana bunu yapacağını
Öyle bir şehirde büyüdüm ki ben
İlkbahar geldiğinde onu tanırdınız
Sonbahar geldiğinde ağlardı tüm ağaçlar
Kışın tüm tepeler gelin, tüm çocuklar kardelendi
Yaz gelse bile kıyıları döverdi dalgalar
Sen henüz yoktun oğlum
Bir yağmur yağardı memlekete
Türlü yapraklar kapımıza inerdi
Bir yağmur yağardı paçalar çamur
Çamuru dahi güzeldi kalmazdı izi
Sen, ayak basılmadık yerini bırakmayanısın İstanbul'un
Her semtinde kahkahan var
Ne zaman uğrasam yankısı gelir
Ben, göz değmedik köşesini bırakmayanıyım bir küçük odanın
Ve dinlediğim o şarkı
Söylemek istediğim şeyler var sevgili
Hayat dediğin ne ki
Arzu, sevinç, hatıra
Arzuluyorum da
Bir kenarından girsem battaniyene
Nasıl oldu bilemedik
Bilmemiz de gerekmezdi
Kısmet yağdı başımızdan şaşırdık
İstemişiz, istemesek gelmezdi
Ol dedi de oldu
Vicdan, iyi ve kötüyü ayırt etme işidir
Vicdanlı, bu ikisini bilip iyiyi seçen kişidir
İyiyi seçen de hata yapar ve fark eder utanır
Utanır çünkü bu onun için tesellidir
Utanmak farkında olmaktır nitekim
Utanarak düzeliriz diye umar, sevinir
Geldi, geçecek
Geçecek çünkü bu yaşam şimdilik
Gelecek ardı sıra ufukta ışık, yükseleceğiz
Yükseldiğimiz yeri bilemeden buraları terk edeceğiz
Dökülecek bahçemizdeki incirin yaprakları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!