Hey gidi Karadeniz, kapkara
Ağıtları da bu sebeple
Kadınları ki erkeklerinden daha herif
Ağıtları ki kalenderliklerinden
Bir yakarlar, değme derdi yok kılar
Hoş geldin sevgili, elveda aşk
Geldin ya
Aşkı kimde, nasıl tadarım artık
Ey tahayyüllerimin sınırı maşuk
Varsın ya
Çok uzaklarda bir küçüğüm var elbet ya da bir yaşıtım
Bir hayvana sesleniyor da olabilirim
Belki Antarktika, belki Sahra
Belki Nebula’da bir dinleyen
Bir uzaylı mesela
Kasabadaki kadından bahset bana
Yürüdüğünde çiçekli bulutlu
Durduğunda duran esinti
Durduğunda bana durdu sandığım
Çarşıdaki hallerini anlat
Ah!
Kim bilir kim
Kapalı kapılar ardında
Odasında mum ışığı kafice
Yazıyor mazisini
Mazisinden bugüne
Boynun ne kadar güzel
Her şeyin başlangıcındaki gibi sade
Göz kenarların buruşacak usul usul
Anlamlarını yitirmezler, sakın endişe etme
Dudakların, kirpiklerin ne kadar güzel
Merhaba annem merhaba iki gözüm
Olanca çaresizliğinden öpüyorum seni
En kıyıda kalmış duygularından
Bak anne çocukluğuma
Orada dizimi kanattığım var, yüzümü ekşittiğim
Merhaba Hakikatim, çok selam
Sana en yakın olduğuma inandığım yerden sesleniyorum sana
Çaresizliğimden
Beni duyasın diye bir çift kulak aradım durdum yıllar yılı
Göresin diye göz, sevesin diye ellerini yokladım,
Doğduğum yeri asla terk etmeyeceğim
Bildiğim her türküyü çağıracağım gecelere değin
Karanlıklara uzanmam lazım yıldızları seyretmem için biliyorum
Ve tepeleri hep sevdim, tepelerin ardına değin
Yüksekleri bizim oranın, fındık, çay, kömür
Nur dağından üflenmenle başladı her şey
Ana rahmine düştün
Bilincin kirlenmeden, üstü aydınlık
Kaf dağına çıkışınla bitti her şey
Bütün gözlerden düştün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!