Ne farkımız var bizim Adem’le Havva’dan
Verelim el ele, gönül gönüle
Çıkalım en yücelere
Yeter bize bir yastık bir yorgan
Bir hasır ya da bir divan
Bir sır idi,
Fısıltı ile rüzgara söylediğim.
İçimden geçenleri dillendirdiğim.
Bulut bulut gözlerime indirdiğim.
Bir damla suyla gelişi
Rüyalarını dinliyorum, açık saçık
Sevdan sıradanlığa dönmüş artık
Yapamıyoruz,olmuyor baktık
Sessiz sedasız biter bu dava
Duyunca şaşırma!
Sırrakadem derler, adıma.
Şimdi çık, sevdalım ol,
Ereceksen sırrıma!
Bozkır ayazı gibi
Soğuk yüzüm,
Eğlenmek nedir? Söylenmek ne!
Şarap içmek ne! Yari görmek ne!
İlahi huzur da!
Mevlana gibi! Demlenmek ne?
Ben bilmezim, had! Bilmezim.
Bilmem! Allah'ım, gider mi gücüne
Yarattıkların içinde!En şerefli, benim de!
Beni dışarıda böyle perişan görüp!
Camın arkasına saklanıp izleyen ne
Belki acıyordur bana baktıkça
Ceylan gözlüm, göz bebeğim
Kaşı yay, kirpiği ok olan dilberim.
Serseri ok fırlattı gözlerin can gözüme
Cemre gibi düştü gözlerinden ilk gözlerime
Ordan yüreğime, sonra ellerime
Düştüğü yeri yaktı kül etti
Söyle bana söyle güzel!
Bu nasıl güzelliktir, düşsem peşine
Deli taylar gibi şaha kalksam,
Koşsam ardın sıra, dize gelir mi?
Hırçın kalemim, seni gördü de lal oldu.
Bir melekti o, evinizin burcuna konan.
Saçları altın, dudakları lal, oldukça zor bulunan
Gözler desen, birer elmas
Baktıkça insanın içimi ısıtan
Bir melekti o, evinizin burcuna konan..
Kirpiklerin altını sunak eyle bana ey dilber.
Çölde vahana kanmış, orada kalmış bir Aslanım,
Kavurgaya dönmüş yüreğim, senden medet beklerim
Kirpiklerin altını sunak eyle bana ey dilber
Bilesin sunak meysiz olmaz, ben süzülmüş isterim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!