Gönlümün önünde dolanıp durma
Koşturup peşinden beni de yorma
Kirpiğin kaldırıp sineme vurma
Külümü közümden ayırma benim.
Bu yerden ne diye gelip geçersin
Güneşin önüne
Perde çeker gibi
Gölgeleme güzelliğini
Bırak ışısın nurun
Sen sade
Sen duru güzelsin,
Bu duman
Mor dağların
Derman dumanı değil.
Bu duman
Bir yerlerdeki yangının dumanı
Ağır ağır
Bu mevsimde böyle geldi geçiyor
Bitip giden her gün ömrü biçiyor
Hasret nedense hep beni seçiyor
Vuslatım sensin kimbilir nerdesin.
Geçip giden günler geri gelmiyor
GEÇ GELEN MUTLULUK
Bir saray ki içinde yaşayanların bir eli yağ bir eli bal içinde. Bir dedikleri iki olmuyor, zevkin mutluluğun isteklerinin sonu gelmiyor. Günlerden bir gün Padişah ülkesinin en güzel hikayesini yazacak yazarları toplatıyor karşısına.
-Bana öyle bir hikaye yazın ki hikayede ki güzeli, güzel olsun. Şimdiye kadar böyle bir güzel hikaye yazılmamış olsun. Şirin de Leyla da yanında sönük kalsın. Ne Mecnun ne Ferhat öyle bir aşk yaşamamış olsun der.
Bugünlerde seni göremiyorum
Kimseye özledim diyemiyorum
Nerdesin kimlesin bilemiyorum
Gizli aşkın derdi ne çokmuş meğer.
Güle isyan ettim bülbüle küstüm
Git görünme gözüme git
Sarı saçlarını savurmadan
Boyunu posunu
Sevdanı başımdan al git
Endamını gülüşünü
Bakışını yürüyüşünü
Gördüğüm güzellerin güzeli sensin
Uzatılan her dala konma ne olur
Gönlümün beklediği güzeli sensin
Beni sevmeyenlerden sanma ne olur..
Seni özümle sevdim dilimle değil
İLLAKİ SEN
Bir gonca gördüm
Yedi renk yedi veren
Öptüm okşadım sevdim yapraklarını
DEMEYİN BANA
Bir güzele nazar değdi,
Gözünden yaş düştü.
Kırıldı bir kelebeğin kanadı,
Şurada bir karınca ezildi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!