MADIMAK OTELİ
Yıl bin dokuz yüz doksan üç,
Aylardan temmuz,
İki temmuz.
Bir fısıltıyla
MAHALLENİN ÖZGÜR ABİSİ
Dallarından sıyrılıp iniverdi
Dümdüz bir ovanın ortasında
Kıvrıla kıvrıla akan çayın kenarında
Yapayalnız buldu kendini.
İsterseniz birkaç yüzlü,
Fosforlu fosforlu maskeler takın suratınıza.
İsterseniz kapkara gözlüklerle
İmza atın karanlık oyunlarınıza.
Ne kadar saklanabileceğinizi sanıyorsunuz
Güle oynaya yaşar mı bilmem!
Bu kadar insanın ahıyla,
Görgüsüz!
Giderken ortanca karısının doğum gününe,
Bombanın patladığı yere uğramış İstiklal Caddesine.
Vurmaya başladı kaptığı gibi sopayı.
-Anam, anam, anam! ...
Koştular sağdan soldan tuttular adamı.
Almış ayranını eline
Karşısında da Ahsen'i
Götürüyor birer birer
"Hadi o zaman" şarkısı da muhtemelen dillerinde
Fotoğrafları da, teknoloji bu ya
Anında gözümün önünde.
Olgunluğa vurduruyorum işi
Vurdumduymazlığa
Erkekler ağlamaz tarafından yürüyorum
Yine de nafile.
Yine de özlüyor
Özlüyor özlüyor özlüyorum.
- En büyük ibadet dürüstlüktür.-
Kendi odunumuzu, kömürümüzü kendimiz alırız,
Kendi ateşimizi kendimiz yakarız,
Külünü de kendimiz atarız,
Uçan kuştan medet ummayız.
Artık birinci sınıf bizim delikanlı
Artık birinci sınıf yolunda,
Birinci sınıf baharında.
Anneanne eviymiş, kreşiymiş, ana sınıfıymış
Hepsi kaldı anılarda.
Anlaşılır gibi değil,
Bu durgunluğunda nedir?
Haberin var mı?
Daraldıkça daralıyor içim,
Gezinirken sokaklarında şu şehrin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!