Mahşerin dört atlısıydı akıp giden hayatımdan,
Bir ahır dolusu taydı yüreğimin köpüren sevdası.
Ah İstanbul, ağrıyan yarama olamadın derman.
Gözlerimden akan yaşlara inat, sensizim.
Ey çiçeklerin dağ yamaçlarında açan akşam efkarları
Şarabımın beyazı, kırmızısı
Madam Destina’da gitti ya bu dünyadan
İstanbul ve ben öksüz kaldık.
Bir de Sezen’in şarkılarında yaşadık.
Gölgesini aşmaya çalışan bir delinin,
Anı defteri gibi yorgunsam,
Düş gördüğümü sanma sakın.
Kara tren yol aldı çoktan,
Yollar uzadıysa ardın sıra,
Yollar kısalıyor demektir bekle biraz.
I
Geçti artık baharımın üzüntüsü,
Geçti artık yağan lapa lapa kar Haziran’da,
Yaz oluyorum şimdi!
Seninle hepten yaz olacağım...
Aydan, güneşten, yıldızdan ya da bil cümle senden
Ne geldiyse dilime, görünüp kaçtılar,
Sanki kaçaktılar.
Sütten kesilen gündüz, aynada akşamı gördü.
Yazmak bir kangrendi,
Eylül bir sonbahar yaprağıydı benim için
Yürüdüğüm sokakların sessiz çamurlarında
Ayaklarım direniyor,
Bitkin kalbim, seni arıyordu.
Kimlerin geldiği önemli değil kapıma,
I
Duyduğumla söylediğim
Söylediğimle sustuğum
Sustuğumla düşlediğim
Arasında (ki) şiirsin sen
İstanbul gözlerimin ağrısı,
İstanbul yüreğimin sızısı,
Ayağıma dolanır tepelerin
Kalbimi parçalar yok olup gidişin.
Söylesene İstanbul daha ne kadar bekleyeceksin.
Tarihini yok edip gidenlere sövmeyecek misin?
Mevsimler kaderimi değiştirdiğinde,
Sen çıkageldin bir bahar mevsiminde.
O gece öyle bir geceydi ki,
Dünya susmuş bizi dinliyordu.
Tanrı Enki’nin şahitliğinde,
Yalnız sen ve ben vardık.
Gökyüzünün rengi bir başka bugün,
Sizin şerefinize içiyorum ayrılıklar,
Canınız cehenneme...
Uzun bir hikayeye başladım şimdi
Havada aşk kokusu,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!