Seyitgazi'den yükselen alevler,
Sarmış her yanı, yanar yürekler,
Eskişehir'in yeşili böceği kavrulular,
On can düştü toprağa, şehit oldular.
Gözyaşları sel oldu, boğdu boğazları,
Bir matem sabahında, günlerden On Kasım,
Tarih durdu o an, yeryüzünün rengi soldu.
Dokuzu beş geçesi, sessizlendi tüm yasam,
Bir güneş devrildi, kalpte bir büyük iz oldu.
Atam, sen göçtün ama, bu millet dimdik kaldı.
Bir matem sabahında, günlerden On Kasım,
Tarih durdu o an, yeryüzünün rengi soldu.
Dokuzu beş geçesi, sessizlendi tüm yasam,
Bir güneş devrildi, kalpte bir büyük iz oldu.
Atam, sen göçtün ama, bu millet dimdik kaldı.
Beni de yakıp kül etti o son bakışın,
Sonra bir fırtına koptu içimde, kış.
Avucumda solgun bir çiçek,
Adı 'kokun'.
Yüzümde ellerin, gözümde yaşın.
Allah sana benim gibi bir yar vermiş,
Şımarma deelirme iste otur da sev ,
Gönlümde açan bin bir baharsın sen,
Dünyamı aydınlatan en parlak ışıksın sen...
Sen varken sanki dünya farklı döner,
Etrafı kalabalık diye övünenlere bakma,
Her çiçek bal vermez, her parlayan elmas değil.
Sineğin çok olduğu yerde çöp arar feraset,
Kalabalık şeref sanılsa da, aslında esas değil.
Gezdiği kişi sayısıyla "adam" olanlar varmış,
Öyle bir kadın var, bahar gülüşlü,
Bakışı ömre eş, sevda nakışlı.
Onu gördüğüm an kalbim duruyor,
Sanki dünya onla, aşka dönüşlü.
Gözlerinde saklı en derin deniz,
Bir ses var,
Öyle bir ses ki yüreğim de yankılanır
Ruhum karadan karaya boyanır
Öyle bir ses ki
Gönlüm de hükümlü duygulara eş
Kalemime kelamıma kendime kardeş
Öyle bir zamana denk geldik ki,
Kapandı insanlık denen dosya süresiz
Nefis denen bataklığa öyle battık ki,
Batıyoruz çırpındıkça, yetmiyor akıl, yürek çaresiz...
Kışlar yaz oldu, yazlar cehennem gibi,
Öylece duruyorum, bir köşeye atılmış,
Ne bir el uzanır, ne bir kelime bekler.
Sanki kaderim böyle, baştan yazılıp çizilmiş,
Boşa geçen yılları bu sessizlik tekler.
Q
XIV.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!