Gel ölelim ve yeniden doğalım hayata,
Özgür olduğumuz geçmiş bir zamana,
Bir soluk mesfesiyle geleyim senin yanına,
Cam cama olmayı ne çok isterdim...
Bir sen olsan birde delice aşkın,
Ne demek ben sende neyim...
Güftesi yazılmayan
Yaşayan bir şiir
Bestesi yapılmayan
Yaşlanmayan bir türkü
Notası uçuk kaçık
Neden sana "git" diyemiyorum bilmiyorum,
Ama "kal" demeye de mecalim yok artık.
Islak sokaklarda yankılanıyor sesimiz,
Biz bu hikayede çoktan yarım kaldık.
Belki de yarım kalması lazım her şeyin,
Dört duvar üstüme geliyor, nefesim kesik.
Yoksa bu bir tezgâh mı? Varmı yolun sonunda bir ışık?
Her köşe başında bir gölge, yeni bir yara her adım.
Neden bu kadar ıssızlaştı bu şehir, neden bu kadar yoruldum?
Gölgemin elinde bir sigara, dumanında kaybolmuş hayaller.
Ne dersen inandım, sanma ki kandım,
Her şeyi bilip de, susan bir canım.
Yalanın narıyla, kavrulup yandım,
Günden güne bitip, söner bir yanım.
Gözüme bakarak, yalan dokurken,
Kandırmayın kendinizi ülkücüyüm diyenler,
Ne Türkeş'cisin ne Miluhsin'ci, ne Türksün,
İçimize sızan devşirmelere oy verdin,
Ne sünnisin sen, ne alevi ne Türksün.
Kıırıldın, ak ile, evcilleştin anlaştın,
Nedir bu kalbinde esen deli rüzgar,
Bir yerde durmaya vaktin yok mudur?
Gözlerin her yerde bir iz mi arar,
Bu bitmeyen yolculuktan yorulur.
Aradığın aşk mıdır, yoksa huzur?
Nedir bu telaşın nedir acelen,
Seven bulamadın onun için mi?
Her yüzü bir umut, bir melek bilen,
Yolu doğrulmadın onun için mi?
Bir dur, dinle kalbin derdi ne ola,
Kalbim terk edilmiş bir ev gibi,
Yıkık dökük ve buz gibi soğuk.
Pencerelerinden ayaz sızıyor,
Her köşesinde sensizliğin nemi.
Tozlu raflarda küflü anılar birikmiş,
Her biri birer izbe, sessiz ve loş.
Nefes aldığım her an, baktığım yöndesin sen,
Damarımda dolaşan o sessiz ündesin sen.
Güneşin ışığında, gecenin tülündesin,
Gözlerimi yumsam da yine önümdesin sen.
İçtiğim her yudum su, senden bir koku taşır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!