Tayini çıkmış yoksul sevdamızın
Eski bir bavul, üç beş eşya
Yıllanmaya yüz tutmuş kitaplar
Ve tozlu bir vedadan başka
Bir şey kalmadı sana dair..
Bir deniz kıyısında olmak isterdim mesela,
Maviliklerin buluştuğu yeri izlemek..
O kadar uzakken bir arada olmalarını,
O kadar yakınken çok uzak olmalarını aslında.
Sonsuzluğa ve özgürlüğe dalmışcasına izlemek,
Bol bol zamanımız olsa
Sen kahve koysan
Ben saçlarını koklasam
Karşılıklı içsek
Gözlerine bakıp bakıp gülsem
Sen olsan tek neşem.
Susmak,
Doğan güneşe
Alınan her nefese
Sabahın telaşına inat
Umarsızca seni susmak
Susamak;
Okyanuslar boyunca
Suya susamak,
Bunca insan arasında
Sana susamak..
Kızıl akan coşkulu bir nehir
Hangi kayık olsada bindiğim
Sularında dolanıyorum her daim
Denizine ulaşır diye beklediğim
Sana hasret içimdeki nehir..!
Putlaşmıştı Cumartesilerim
Gelişine tapıyordum;
Kahvenin köpüğünde
Gözlerinin renginde
Boğuluyordum
Ve her gidişinde
Gittiğinden beri
tüm kapıları kapatıp
ardına bakmadan.
Her fısıltın
ayrı bir fırtına olur
yalnızlık senfonisi gibi
İstanbul ki yıllardır vurgunum,
Sokak sokak sesine
Adım adım tarihine
Yeditepe nefesine
Deniz kokan muhabbetine..
Ve şimdi;
Su gibi
Ekmek gibi
Seviyordum seni
Belli etmemek için
Ne kadar kaçırsanda gözlerini
Ben aklımı seninle sıyırıyordum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!