Yıllar devrilmiş kitap, yaprağı sarı sarı
Dökülen bir iki harf, âşık gencin nazarı
Çayla eriyen hüzün, kirpik altında büyür
Buhar olur çiğ olur, gece boyunca uyur
Geceye nöbet tutar, çatıda duran sarkıt
Ömür gibi güneşle, tek tek erir bu yakıt
Ateş renksiz yakandır, usta öfkesiz döven
İlmik ilmik kalemle, çıraktır yaprak döken
Gençler sedir üstünde, eller tespih oynatır
Uzun uzun soluklar, çay suyunu kaynatır
Çay karanfil kokuyor, sanırsın toprak tadı
Kahve dertli dolsa da, geçmiyor hüznün adı
Aylardan şubat sonu, artık eriyor karlar
Güneş toprağı öper, birden anılar parlar
Kaldırım cıvıl cıvıl,yeniden açmış insan
Dadaş şehrine bugün, eşi bulunmaz ihsan
Çiçek sende can solur, cennet kokulu rüya
Hüzün sarmış ruhuma, yağmurla gelen hülya
Gözlerin penceredir, akar günün ışığı
Fersiz kalmış gönlüme, umudun sarmaşığı
Vaktin başıdır şimdi koklarım çiçek kızım
Dört mevsimin dördünde saçları ipek kızım
Aklım başımdan alan muhabbet dolu gözler
Yoktur gamzenden ala düştüğüm hendek kızım
Kalbim hayber toprağı, göğermez nehyi münker
Nasıl yıkacak bilmem, bilmem hangi serasker
Değirmen değil artık üstüme yuman dünya
Çelik dişten çarkını, döndüren yaman dünya
Bekleyiş yüküm değil dizin bağını kıran
Değil ne gönül çelen ne de ağını kuran
Kuyu kuyu dolandım, üstüm başım hep turap
İçen kardeşler gördüm, şarap üstüne şarap
Ufak adımlar atar, giyilmiş bir çift çarık
Cami çıkışı bugün, sarılmış beyaz sarık
Baston üçüncü pabuç, yeni yol arkadaşı
Nasır bağlamış avuç, un ufak eder taşı
Ayın yüzündeki nur, gamzenden taşan güneş
Gönül yakan sevdanı bilsen kaç güneşe eş
Canın hüznünden doğar, medcezir denen olay
Aşktan bihaber olan, künhüne ermez kolay
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!