Eski kar kalkmadan yeni
kar yağar
memleketimin dağına
Bir dert bitmeden
bir dert çöker
Erciyes dağından ağır
ne eşkiyadan ne
şakiden korkum oldu
ne deccaldan
ne de yecüc mecücden ey yar
senin bir lahza küsmenden
yürek ağrılarımı kesen
bir rüzgar bekliyorum
dualarıma
bebek dualarını
ekliyorum
aminler merkezinden
Bizim, aşkımız değil,
tek şimşeğin feri.
arayıp, bulmalıyız, sonsuz
ruhların,
buluştuğu yeri
Gün görmemiş,
Günahlarım diri, giderim
Bedenim ölü mezara
Bir yığın toprağın altında
Rüzgar önünde yaprak
misali çırpınacak ruhum.
Yarım yamalak ibadetlerim
koş dedim koşun sığının
döndü geldi hep gönlüme
dertler oldu öyle yığın
bıraktım ben oluruna
dedim duman değil ki
Bir damla terimi
akıttım, toprağa.
Buğday oldu, un oldu,
hamur, oldu ekmek oldu,
döndü, geldi bana geri
.
İçimde bir sıkıntı karalar havası...
Aklim volta atıyor, dört duvar arasi.
Tak tak ayak sesim kesiyor sessizliği,
Yokluğum varlığımdan ağır geliyor hayata....
Bir tutam dert koydum çayıma.
Dumanı karardı gidiyor....
Anlatma kendini
Herkes kendi "ben" kefesiyle
Tartar seni
Bu eskiden beri böyle
Sanma "yeni"
Mukadderata baş kaldırma
insanın sabırsız doyumsuz hali
böyle miydi?
Adem Havva geldiği gün
dünyaya.
Doyumsuzluk bozmadı mı




-
Hidayet Erdem
Tüm YorumlarAyhan bey,son siirinizide okuduk.Allah muhabbetinizi arttirsin.saygilar efendim