usanmış bıkmışım gayrı çileden
bakıp uzaklardan görsem el eden
ne papatya umut ne de bir gülden
boş ver deyip gönlü paralıyorum
iyileşmeyen kem yaraya döndüm
adı neden karakıştır
görmez misin ak beyaz kar
benimkisi yakarıştır
niye kara sevdam ki yar
orada çok uzaklarda
aç susuz kalan bir çocuk
görmesem de bilmesem de
kardeşimdir o çocuk
orada savaş meydanı ortasında
ben hep kavuştum derken
sen durmadan savuştun
yıllarca sevgili ben
hayalinle seviştim
Hayat memat meselem olmadı hiç
ciddiye almadım dünyayı...
Doğduğum gün ölmüş sayılırım bozkırda
Güvendiğim dağlara kar yağdığı olmadı
Hiç güvenmedim kimseye kalsam da darda,
bilirdim insanların çiğ süt emdiğini.
Çıkmıyor hiçbir kelime,
İçimde sanki bir mahpus.
Gel dedim kalem elime,
Yazma! dedi, kaldım suspus.
Devrin müsümanının mütevaziliği buldu dibi
Öyle saldırgan oldular ki bir ısırgan otu gibi
Bir kahvenin hatırı,
kırk yıl derlerdi.
Kuşluk vakti içilen kahvenin,
öğlene kadar hatırı, kalmadı.
Bu piç çağda
doğruyla gezende
güzellik ar kalır
yanlışlar dökülür
insanda nur kalır
ne zaman bir kalp resmi çizsem orta yerine
ismini yazarım, alışkanlık yapmış




-
Hidayet Erdem
Tüm YorumlarAyhan bey,son siirinizide okuduk.Allah muhabbetinizi arttirsin.saygilar efendim