yabani sarmaşıklar gibi sardın bedenimi oysa sen
küçücük
bir
tohumdun
toprağın olamadım
çocukça bir edayla her gün seni suladım
sana bakınca babasızlığımı görüyorum
benim çocukluğumsa on sekiz yaşında bitti
hiç kutlanmayan doğum günleri
boynumda düğümlü ilmeklerdir
kendi ateşimizde boğulduk
benim duygularım fanustaki balıklar
ölmeyi beklerler kıvranarak
kirlenmiş duvarda asılmış gölgeleri
çoktan yazılmış şiirleri okumak ister
bir vicdan meselesi bayağı muvakkar
göğsünde yaslı başım
kalp atışların en şiddetli depremim
beynimde morluklardan dövmelerimle
kahverengi gözlerini toprağım yaptım
artık sislenemezsin çoktan yağdın
yine her şeyi mahvettim
dağılmış olanı tekrar dağıttım
korkuyorum çok korkuyorum
bir daha toplayamayacaklar diye
sevgi dileniyorum herkesten
ve ağlayarak kalp kırıyorum
sen ona şiirler yazdın, duygular yazdın, nefesini yazdın, imzanı yazdın
hırçın martılar, uysal dalgalar yazdın
bense bir küçük sokak çocuğu
bana verilen her şey ayıp olmasın diye
bana kimse yazamaz
bana acınabilir sadece
günahın bir elmadan babadan oğula geçmesi
seninle benim aşkımız
nesiller boyu ızdırap çektirecek
bir volkan gibi yanışımız
ayrılık ölümün soytarısı
ankara bugün ayrı soğuk
bir bakışta geçtiğimiz kaldırımları, insanları görüyorum
nem gözlerimde buğulanmış
seni göremiyorum
dudakların bana renklerimi geri vermişti
şimdi ise her şeyin gaddar grileşmesini izliyorum
kendime diyemem ama karaduyguluymuş benim adım
az önce dedim yine uyunmayacak bir geceye iyi geceler diye
her şey ne kadar kasvetli bazen ve kasvet o kadar pembe ki
benim gibi griler için bir mavilik o pembe
gaddar değilim inan sadece biraz pembeleştirmek için bu
ne kadar devam edebilirim bilmem pembeyi isterken kırmızı olmak inhidam
telaşlı kelebekler kalbimin içinde adını sayıklar
yakıcı bir şey var nefesimde
yakıcı bir şey var sende
bırakamıyorum
her gün rüyamdasın
yoksa sen de beni özlüyor musun?
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!