insanın ellerini kırar bu dünya
bacaklarını, kollarını kırar
çenesini kırar
konuşamaz
düşüncelerim acı bir mızıkayla duyulur
dev elleri vardır
üç kişi
bazısı ayakta bazısı oturur
izler
suçlar
ben ağlarken
ben çıplakken
acılarım deli gözleriyle gecenin koynunda bana bakıyor
siyah beyaz bir filmmişçesine izliyorum hayatımı
yüzükoyun yatıyorum tavanın pütürlerini inceliyorum
en dinlememem gereken insanı dinliyorum
yani kendimi
sonra biraz şiir dinliyorum yumuşak sesli şairlerden
dünyaya çıplak geldim, şimdi seni giyinmek istiyorum
arıyorum
meşgul
sana kahrettim, sana küfrettim
senin yaptığını yapıyorum
alışkanlıktan bir yudum alıyorum sımsıcak bir yalnızlığı yudumlar gibi
etten kemikten acıyım
damarlarım dolanmış yaşamın vidalarına
bir yangın mavisinden kendimi damıttım
artık başka gösteriyor ayna
hediyelerimden bana kalan bunalım
dilimdeki cam kırıkları göğsümden içeri batıyor
gel
soluğuma diz eski kalp kırıklarımı
sesim artık çok yalnız
tenine dokunamayan tenim teninin hasretiyle kaynar
okurken ben antik şairleri bilmediğim diller senin sesinden duyulur
babacığım bugün artık beni parka götürme
bir gölgede belki de güneş de en yakıcı
insanlar keyifli hallerinde son yudumlarında bir fincanın
anla bense özgürce ağlamak istiyorum kendi kendime
bakışlarımdan nasıl anlayamazlardı acıyı
gözlerim açık ve bakıyorum dünyaya
göz kapaklarım alınmış benden
yalnız kirpiklerim duruyor
genç bir kadınım ben
fanusum kırıldı diyorum
küçük bayan hep gri odasında hep yalnız
çapkın bir iki ruj ve kocaman aynasıyla
güzel görünmeye yemin etmiş
gözyaşlarının izleri yüzünde nehirler açmış
hüzün balıklarını yaşatıyor
geceleri çok korkuyor
geceleri daha yalnızım
bir kömür karalığında yalnızım
aklımdan çıkaramadığım tutkun
belki bir yalancı olan sevgin
parlak aklın
şehvetin
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!