Bugün dilekçe yazdım.
İki Ağır’a yazdım.
Epey gerekçe yazdım.
Bugün, dünü andım.
Bahar hazân olmuş.
Mahşer günü sandım.
Yerle yeksân olmuş.
Yollar kar, buz, ıssız.
Bu kaçıncı böyle, buruk geçen Ramazan,
Bu kaçıncı böyle gül mevsiminde hazân.
Yıllar oldu, zulüm bitmez, saatler durgun,
Bu kaçıncı böyle, sevinç vermeyen ezân.
Kendin Hakka adayan,
Gönlü dosta bağlayan,
Dermânın dert içredir,
Bulur onu arayan.
Belâ, bir imtihandır.
Ey Efendimiz ve ey Sultân-ı Azîz!
Ey sahibimiz, güçsūz ve çaresiziz.
Ey velimiz, önūnde kırılan diziz.
Bu gece Yâr, bizi bırakma kimsesiz.
Būyūr de būyūr, bağrımızda derdimiz.
Hasret-i hubâna, kurb-u âfitâptır bu yer.
Her bende-i cânâna, kutb-u hitâptır bu yer.
Âteş-i firâka, merhem-i vuslattır bu yer.
Susamış âşıka, çeşme-i hayattır bu yer.
Yağmur var ve mevsim sonbahar;
Semâ hüzün yağar, kalb kanar.
Dinle ey dîl ne söyler rüzgar
Gönül yâr arar, yâran arar,
Evdeyim, evimdeyim; çocukluğumun evi.
Şimdi yaşlı bir ihtiyar, sessiz ve münzevi.
Bedenim bahçededir, lâkin ben mâzideyim. Hâtıralarla hemhâl, mahzun bir gezideyim.
Babamla dikmiştik, kanlı bir sonbahar günü.
Mahpus damına ilk kar düştü düşeli,
Alıp götürdü beni hâtıra seli.
Sesler duydum geçmişten mesut, neşeli.
Gönlümü ısıttı bu saadet yeli.
Sanma ki bitmez çekilen çile,
Gece değişir, gündüz değişir.
Sabit görünen dağlarda bile,
Yüksek değişir, alçak değişir.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!