Kendimi bildim bileli
Altın takınmadım
Bilinçli olarak
İnsanları
Özendirmemek için
Adil olabilmek uğruna
Sensizlik içime öyle çöktü ki
Dün gece rüyama girdin ansızın
Sevdanla tutuşup öyle yandım ki
Bir damlacık buse verdin ansızın
Duymasın kimse bilmesinler adını
Dinle ey sultanım, gönlümün prensi
Yalnız çarpan şu kalbimin efendisi!
En güzel hislerin seri katili
Usta değirmenci!
Bil ki evvel zaman içinde
Uyumadan önce, her gece
Gün biter
Hüzün çöker üstüme...
Tel tel yıldızlar kayar
Saçlarımdan her gece
Bulutlar gizler
Ayımın hilâlini benden.
Seni sevmek
Berrak denizlere dalmak gibi
Korkusuz
Ezelden ebediyete yolculuk gibi
Sonsuz
Dağlardan sıcak bir kumsala atlamak gibi
Nihayet, Eylül'lü de bitirdik!
Şimdi, sırada
Ekim'in masumiyeti var.
Bir de kuşların ve benim
Sıcak ülkelere
Göç etme vaktimiz geldi!
Gel dostum beni sınayıp durma
Kara kazanlarda piştim de geldim
Dostunu düşmanla eş tutar olma
Sırat Köprüsü'nden geçtim de geldim
Dost dostundan esirgemez vârını
Akıl terazisi şaştıktan sonra
Ay doğup bacadan aştıktan sonra
Yolumuz yokuşa düştükten sonra
Gelsen ne olur ki gitsen kime ne!
Tüten ocaklar söndükten sonra
Seni düşündüğümde
Önceleri...
Sevinçten, neşeyle akan
Bir pınara dönerdi gözlerim.
Hiçbir yere sığmazdı yüreğim.
Sesimde öterdi kuş cıvıltıları
Gül bahçesinde bu akşam
Sevgilim
Gel gör ki yine coşku var!
Bak yine çılgınca açmaktan
Her biri bir yerde sarhoş oldular!
Kızıl goncalar, ak goncalar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!