Yolda yürürken, şöyle bir baksanız
Başınıza eşarp veya takke taksanız
Hanımınızdan önde, iki adım atsanız
Hemen sizi tanır şu gurbetin çocukları..
Yarı Türk diğer yarı ise almana benzer
Senin bağrında Edirnekapı şehîdliği var,
Orada ki şühedâya olmuş Peygamber yar,
Sen o kadar büyüksün ki geliyor dünya dar,
Ístanbulum! şehîdlerle birbaşka güzelsin.
Sen! bütün dünyada apayrısın ve özelsin..
Bindokuzyüz altmış dört’lü yıllarda
Mevlid’lerin,duâların okunduğu ayda
Havası bol,toprağı da kıt olan köyde
Ağlıyarak dünyâ’ya gözlerini açtı.
Beş yaşına geldiğinde okula başladı
Oniki‘dir kamerî,arabî ayların adedi
Oku ve anla bak bunları yazan ne dedi
Mîlâdî ayların öğretilmesi bunları yedi
Lâkin! kamerî aylara göre’dir Íbâdet.
Kamerî,arabî aylar Muharrem ile başlar
Çok ağladım sızladım kâfir cinnîlere karşı çâresizdim
Neyi nasıl yapacağımı bilemiyor ve de kararsızdım.
Hêtif’den gelen ulvî bir sesle kulaklarım çınladı
“Rasûlün eshâbından biri basradadır onu çağır „diye inledi.
Ey dâvetli sevgili müsâfirlerimiz
Düĝ ünümüze,aramıza hoş geldiniz.
Dâvetimize kulak veren yârenlerimiz
Mutluluĝ umuzu görmeye hoş geldiniz.
Biz dâvet ettik sizler koşarak geldiniz
Ey necîp ecdâdımın asîl evlâtları
Cemiyyetimize,aramıza hoş geldiniz.
Dâvetimize kulak veren yârenlerimiz
Şehîdlerimizi rahmetle anmaya hoş geldiniz.
Bizler dâvet ettik sizler koşarak geldiniz
Ne hayallerle geldik şu gurbet ellere
İşsiz kalıp, tembellikle düştük dillere
Buraların tadının kaçtıĝ ını söyleyin anam gillere
Olmuş modern zulmün adı; Ein euro job.
Kimisi genç/delikanlı, kimisinin yaşı elli
İkibin yedinin nisanında verildim hizmete
Sa’yü gayret göstererek tâlib idim himmete
Hergün kırk kilometre giderek kat ettim yol
İstikbâl adına ümidlerim vardı hemde bol bol
Ayağında ayakkabı yokdu senin
Çok güzel örneğisin bu güzel dînin
Câhiliyye devrindeki nâmın Muhammedül-emîn
Ayağına batan dikenler canını yakıyordu
Sendeki bu hâl, kâinâtın sînesine batıyordu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!