Ben ağustosta öldüm, ondördüncü senemdir
yıl dokuz yüz doksan dokuz istanbulda zelezele
yürekte sevda peydah kapkara ne menemdir
şirinevlerde şirinim ben ölümle tel tele
ağustos benin ecelsiz öldüğüm aydır
Sen benim gönlümü yaraladın ya
Seninde yüreğin kanasın e mi
Pare pare edip paraladın ya
Nar’ı cehennemde yanasın e mi
Solsun baharında güz olsun yüzün
Ardına bakmadan sende giderken
Gözlerimde yaş’tan sel olup azdım
Sana bir sevgili,sana yar derken
Kalbimde aşkının kabrini kazdım
Sen gidip aşkımızı bitirdin bitireli
Ben güneşsiz kaldığım geceyi delemedim
Sen bende,beni sende yitirdim yitireli
Gittiğim senden geri kendime gelemedim
İsmin yazmaktan ibaret ya mevla mahyalarda
kaldı sıtkı nizamın ol devri yahyalarda
kutsiyetin satılık din bezirgan kahyalarda
alemin bu alemde,benim kelam kalemde
Bozulmuş mayası adem neslinin
iblislik fendine yöndür ilahi
bu harap alem eseri insan seslinin
sana riya kendine böndür ilahi
çirkefe bulanmış gökkubbe,feza
Ey kâinat yaratan ilah’ı alem
Kuvveti kudreti ekber,şan’ı muazzam
Benim bu yazgımı yazan nasıl bir kalem
Herkeslerde dert olurda benimki azam
Aşk ile canıma düşen veremin
Kaybolmuşum
Karanlıkta
Kuytularda
İzbelerde
Haykırırsam
Boğulur sesim sana ermeden
Bugün dedim yarın dedim
İyi günümü bekledim
Sonunda kafayı yedim
Burama geldi
Baharda başıma vuran kır senden
Gönülde olalı hasıl bu sevda
İçimde hüdayi duran sır senden
Bu ne biçim hu’dur nasıl bu sevda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!